Herkes birbirine aynı soruyu yöneltiyor: Seçimin sonucu ne olur?..
Vatandaş kapalı kutu gibi, renk vermiyor Yozgatlı…
Yozgat’ta seçim yarışının hız kazandığı su götürmez bir gerçek. Rekabet gün be gün kızışıyor. Ama seviyeli bir yarış izliyoruz.
Rakip adayların birbirlerine olan saygısı, örnek olacak cinsten…
Adaylar birbirlerini ziyaret edip, başarı diliyorlar.
Büyük şehirlerde böyle bir havayı yakalamak pek mümkün değil. Mesela İstanbul’da yaklaşan seçim arifesinde CHP adayı Sarıgül’ün mal varlığına el konulması, İstanbul’daki havayı değiştirdi.
Bu durum sandığa nasıl yansır bilinmez. Aslında sadece Yozgat’ta değil tüm Türkiye’de kararsız seçmenlerin sayısının arttığını söyleyebiliriz. Özellikle 17 Aralık operasyonlarının ardından toplumda oluşturulan kutuplaşma ile beraber kafalarda çok sayıda soru işaretleri oluştu.
Doğru-yanlış birbirine karışmış durumda. Zihinler de aynı şekilde karışık. Çareyi TV’lerde yayınlanan açık oturumlarda arayan vatandaş, kendini gereksiz tartışmaların ortasında buluyor.
Hükümet mi, cemaat mi, paralel mi yoksa dikey mi derken döviz ve faiz oranları ivme kazandı. Haliyle bu durumdan piyasalar olumsuz bir şekilde etkilendi.
Türkiye önceki dönemlerde alışık olduğu gibi bir seçim arifesi yaşayamıyor. Seçimler öncesi piyasaların hareketlenmesine alışmış olan vatandaş, kur artışlarıyla, faizlerin yükselmesiyle neye uğradığını şaşırmış durumda.
Halkın bir kesimi seçim teorileriyle kafa yorarken, büyük bir bölümü ekmeğinin derdine düşmüş durumda. “Bana ne seçimden, ne olursa olsun” diyenlerin sayısı azımsanacak gibi değil.
Çok sayıda vatandaş, bir an evvel sandık önümüze gelsin, ne olacaksa olsun düşüncesinden hareket ediyor fakat yerel seçimlerden sonra sırada genel seçimlerin ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin beklediğini unutuyor.
Gündemdeki bu yoğunluk ve meydana getirdiği yorgunluk hissi insanlarda “sandığa gitmeyeceğim” söylemlerini beraberinde getiriyor –ki bu son derece yanlış.
Çünkü oy vermek, sesini duyurmaktır. Ben de buradayım demektir ve vatandaşlık görevidir. Demokrasiler tepeden inme sistemler olarak işleyemezler. Aksi halde demokrasiler göstermelik bir hal alırlar. Oy, vatandaşın sesini duyurabileceği en etkili yollardan biridir.
Vatandaş sesini duyurmalıdır çünkü ülke, halka aittir ve halka ait kalması için de halkın oy vermesi gerekir.
Velhasıl, kendimize küsemiyorsak, ülkemize de küsemeyiz.
Tamam, bir takım uygulamalara öfkelenebilir veya takdir de edebiliriz ama tüm bunların notunu önümüze gelen sandıkta vermekten başka çaremiz yok…