Yazılarımı sizinle paylaşırken kendimden bir şeyleri aktarmak, kendimi iyi ifade etmenin yolu olmuştur her zaman.

Hep bir yerlere yetişmenin telaşı var üzerimizde,

bir yere varmak, belli yolları katederken zamanın nasıl geçtiğinin farkında değiliz. O anda kitlendiğimiz tek nokta varmak peki ama nereye  diye sorduk mu hiç ?

Kendinizi bir şehrin en işlek meydanında hayal edin ve etrafınızda yavaşça dönmeye başlayın.

Herkesin sağa sola koşar adımlar ile koşuşturduğunu görüyorsunuz değil mi ?

Peki ya bu insanlar neyin telaşında ?

Çoğumuz bu soruyu bir kez olsun kendine sormuşuzdur.  Sorularımız her birimiz için farklı olsa da cevabın altında yatan gizli mesaj aynıdır aslında

Aidiyet duygusu

Belki bu cevabı hiçbiriniz beklemiyordunuz. Ama bazen bazı şeyler böyledir.

Koca şehrin gürültüsünü neden çekeriz ?

Cevap çok basit ait hissettiğimiz yerde olduğumuz içindir tek sebep.

Biz insanların en çok da bu duygu ile ayakta durduğuna inanırım,

çünkü her ne olursa olsun yaşamımızda, dönüp dolaşıp evimize sığınır, kendi yaşam alanımızı oluştururuz.

Bu yaşam alanını yaratırken küçük detaylar dikkatimizi çeker.

Oturduğumuz köşe değişmez, kumanda hep babanın elindedir.

Bu değişmeyen kural aslında bizi biz yapandır. Koşturmanın içinde dönüp geldiğimiz huzur bulduğumuz yerdir.

Bu küçük detaylar aidiyetimizin izleridir.

Peki neden en çok da kendimizi evimizde huzurlu hissederiz ?

Bana kalırsa bu sorunun cevabı biraz daha geriye gitse de cevap açıkça ortadadır.

Biz insanların her zaman bir yere ait olma istediği ya da ihtiyacı olmuştur ki sanırım birazda ihtiyaçtandır. Yeni gittiğimiz bir yerde kendimize ait detaylar oluştururuz. Bunun sebebi ise daha çabuk adapte olabilmemiz içindir.

Hala o işlek meydanda olduğunu unutma

Gözünü açtığında göz göze geldiğin, çarpıştığın kim var ise aslında sana benzer bir parça taşıdığını unutma.

Hayat telaşı, aidiyet duygusu bunlar şimdilik kendimize sorduğumuz sorular.

Zaman çok yol uzun belki sizinle başka sorular sorar

Bu hayat telaşında birbirimizde yeni izler yaratırız kim bilir !

Soru sormaktan asla vazgeçme,

her yeni bir soru daha çok yakınlaşmamız için bir  köprü olacaktır en işlek caddede

belki bir gün bizde çarpışırız…