GEÇTİĞİMİZ günlerde TBMM kürsüsünden Yozgat esnaf ve çiftçilerinin sorunlarını Meclise taşıyan Yozgat Milletvekili Ali KEVEN, köylülerden gelen yoğun şikayetleri şu şekilde dillendirmiş; “Çiftçilerin aşırı borç yükü altında ezildiğini ve borcunu ödeyemez duruma geldiğini'' belirtTİ. Keven, siyasi iktidarı, Tarım ve Orman Bakanı’nı cezaevine düşen ve ulusal basında da yer alan Ali İhsan Yılmaz gibi yüz binlerce çiftçinin sorunlarına duyarsız kalındığını kaydetti.
Yozgat’ımızın TBMM’deki diğer temsilcilerine ulaşmak, sorunları aktarmak, neredeyse imkânsız olduğunu dillendiren esnaf ve köylüler, borçlarını ödeyemedikleri için bankalar tarafından ipotek alınan arazilerini satışa çıkaracaklarını söylediler. Bu çaresizlik içerisinde köylüler ve esnaf, başka yapacak bir işleri olmadığından babadan kalma arazisinin haraç mezat satılmaması için “tefecilere” başvurarak günü kurtarma derdinde.
Bizzat şahit olduğum hadiseyi paylaşmak isterim;
Köylü yanımda tefeciyi arayarak, on bin liraya ihtiyacı olduğunu söyledi.
Tefeciliğin yeni adı “Becayiş”
Ağabey, bize acil on bin lira lazım…
-On bin yok, istersen 7.500 TL becayişten ayarlarım.
Şartları nedir?
-Bir ay sonra ödemen şartıyla %35
Yani biz yedi bin beş yüz liraya ne kadar fark ödeyeceğiz?
-Hesap bilmiyor musun, on bin liraya, üç bin beş yüz…
Abi çok değil mi?
-Şartlar bu maalesef..
Köylü bir aylığına talep ettiği yedi bin beş yüz TL’ye karşılık 2 bin 625 lira faiz ödeyerek, aldığı para ile bankaya olan taksit borcunu ödeyip, satışa çıkarılacak tarlasını kurtarma derdinde.
Bir başka köylümüz ise, çoban derdinden yakınıyor. Yatacak yeri bile olmayan insanlara evlerini mallarını teslim edip, her ay muntazaman ücretini ödediği halde yeni sorunlar ortaya çıkararak, bizlerden olmadık şeyler isteniyor. Sözde bu adamlar açlıktan sefaletten kurtulmak için ülkemize gelmişler, karın tokluğuna dahi çalışma derdindeydiler. Bugün ise, “benim başka ihtiyaçlarım da var” diyerek, eğlenmek için Ankara’ya gitme isteğinde bulunduğundan dert yanıyor.
Hayvan pazarlarında yaprak kımıldamıyor.
Ahırdaki ineğine yem alamıyor, damına yeni hayvan bağlayamıyor. Parası olan ağa babalarının derdi ise, parayla köylüyü sömürme, köle etme derdinde.
Esnaf bir bir kepenk indiriyor.
Halk ise zorunlu ihtiyaçları dışında bir şey almadığı gibi, sokağa bile çıkmıyor.
Herkes kapımızı çalacak kışı nasıl geçireceği derdine düşmüş.
Velhasıl, Yozgat’ta kimle oturup bir bardak çay içsen, kendi derdini unutup onların sıkıntılarıyla hemhal oluyorsun.
Kısacası; Göçün başkenti Yozgat’ta durumlar içler acısı.
İktidarın kalesi olmasının hiçbir avantajı olmadığı gibi, KÜÇÜK ESNAF VE KÖYLÜ BANKALARIN BORÇ KISKACINDAN KURTULABİLMEK İÇİN TEFECİLERE YÖNELTİLİYOR.
Tefeciliğin merkezi olarak da Sorgun gösteriliyor.