Ovalar, yaylalar, dağlar, tepeler inşaat şantiyeleri ile dolu… Bunun adı, Kentsel dönüşüm… Dönüşüm ama nasıl?
Maketi önüne koyan bazı firmalar Sat-Yapa geçiyorlar. Ortada maket, elinde çubukla bir tanıtım uzmanı! “işte onuncu kat, tüm şehir ayaklar altında! Peşin şu kadar, taksit bu kadar!” Ardından senet tanzimi, protokol ve oldu satış!!!
Ya yapmazsan, ya yapamasan, benim durumum ne olacak? Diye soran çıkıyor mu, orası meçhul.
Maketten konut satan firmaların SPK’ca denetleneceği, izahname isteneceği öngörülmektedir.
Maketi yapan, izahname hazırlamaktan acizmi ki, denetimin temeli “izahnameye” dayandırılıyor?
Yaptırım nedir? Görünürde hiçbir nitelik, garanti yoktur. Yapılması gereken;
Alıcının rahat uyuyabilmesi için, maket konutların! Sigorta edilmesidir. Yapımı yüklenici firmalardan banka teminat mektubu istenmesidir. Kredi veren bankaların sorumluluklarının arttırılmasıdır. İşte o zaman vatandaşta, yaptı, yapamadı derdinden kurtulur. Aksi halde Mor-gıç morartır.
İspanya, ABD deki, tuğla ekonomisinin neticesi olarak, ABD deki krizin izleri yeni, yeni ortadan kalkmakta olup, ispanya şu andaki, krizi geçmişteki, tuğla ekonomisinin cazibesine! borçludur.
Korkum odur ki, 3-4 yıl sonra bankalar para kasalarının yanına birde konut anahtarlarını muhafaza için bir kasa daha ilave etmek mecburiyetinde kalacak olmalarıdır.
Ekonomide Arz-talep dengesi diye bir kural vardır. Bu kadar konutu kime satacaksınız? Belki uzaylılar mütekabiliyet çıktı diye gelirler!!! 3-4 yıl sonra biriken stoklar elde kalırsa, fiyatlar alabildiğine düşerse sonuç ne olur, onu da Allah bilir.