Gelir-gider dengesinin kantarı kaçınca, tasarrufun önemi daha da arttı. 2001-2002 yılında yaşanılan ekonomik krizlerle birlikte, gelirlerimiz yerinde sayarken, giderlerimiz yükseldi. Bir de buna dünyanın küçülüp, ceplerimize kadar girmiş olması hem bireysel hem de toplumsal ekonomik yapımızı sarsmaya başladı.
Hep söylenegelmiştir, ''Bazen krizler kullanabilenler için büyük avantajdır'' denir. Belki de yaşanılan ekonomik krizlerden en fazla etkilenen kentlerin arasında ilk sıralarda bulunan Yozgat, krizi avantaja döndürebilecek bir potansiyele sahipken, yaşanılan krizden daha fazla darbe yiyen taraf oldu.
Yozgat il genelinde teşviklere bağlı olarak kurulan irili ufaklı sanayi yatırımları devamlılığını kaybedip, bir çoğu kapandı. Ayakta kalabilenler ise düşük kapasite ile üretim yapmak durumnda kaldı. Bu da bize yapılan yatırımların önemli bölümünün aslında uygun yatırımlar olmadığını gösterdi.
Kriz döneminde Yozgat'ın en önemli silahı tarımsal üretim olmasına karşın, bu sektörde ciddi bir gerileme yaşandı, dönem içerisinde. Bunun birden fazla nedenleri var ama temel nedenlerden birisi de ''Örgütlenme Anlayışı'' olarak karşımıza çıkmaktadır. Yozgat il genelinde tarımsal faaliyetlere dayalı çok sayıda örgütlenme bulunuyor. Ancak, bunların birbirinden habersiz ve dağınık olmaları üretimde teknolojik ve ekonomik gelişimin yaşanmasına engel oluyor.
Zaman içerisinde sıkça dile getirdiğim üzere; Yozgat'ta birbirinden bağımsız örgütlenme yapısı nedeniyle üreticiye, ucuz maliyetli kaliteli üretim yapması konusunda yeterli bilgiyi vermekten uzak kalmaktadır.
Bunun sonucunda da, bir köyde ihtiyaç duyulan birer adet tarımsal alet yerine birden fazla bulunuyor. Bir dönümlük alan için kullanılan ekipmanlar, 100 dönümlük alan için de kullanılıyor. Halbuki imece usulü ile yapılacak çalışma ile ayrı ayrı yapılan çalışmaların yarısı kadar bir emek, bir o kadar girdi ile de bütün iş ve işlemlerin tamamlanması mümkündür. Bununla beraber, pazarlama konusunda da durum aynıdır. Parçalı tarımsal işletmeler ürünlerini toptan, bir kalemde satma şansına sahip değiller. Zorunlu olarak pazarda perakende satış yapmak durumundadır. Aynı ürünün birden fazla kişi tarafından pazara çıkartılıp, biran önce satılması arzusunun getirdiği rekabet ortamı, fiyatların da geriye çekilmesine neden olmaktadır. Bunda da zarar eden taraf, üreten olmuştur, olmaktadır.
Yozgat'ın kurtuluşu tarım ve turizm sektöründedir. Bu konuda yapılacak çalışmalardan istenilen sonucun alınıp, yaşanılan krizlerin avantaja dönüştürülebilmesi için birliktelik şarttır. Atalarımız, ''Birlikten kuvvet doğar'' diye boşyere söylememişler. Birlik olacağız, güçlü olacağız, birlikte kazanıp, aramızda pay edeceğiz. Zarar etmek yerine kar edeceğiz, rekabeti fiyatta değil kalitede yapacağız ki; Yozgat'ta gelişip, kalkınsın...