Siyasete 1962 yılında girip 2000 yılında çıkan yani yaklaşık 40 yılını harcayan, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı gibi makamlara çıkmış olan Süleyman Demirel' in siyasi espri ile ilgili sözünü aklıma nakşetmiştim:
“Espri, zekânın zekâtıdır.”
Sayın Demirel' in tarihe geçmiş bazı espri incilerine bir göz atacak olursak:
“Ege bir Yunan gölü deldir. Ege bir Türk gölü de deldir. Binaenaleyh Ege bir göl deeldir.” ;
“60 'lı yıllarda Kıbrıs meselesinden ötürü İngiltere'yle aramız iyi değilken ve İngiliz dışişleri Bakanı'na kamuoyu acayip gıcık olmakta iken İngiltere ziyareti dönüşünde gazetecilerle Süleyman Demirel arasında geçen diyalog:
- Efendim neden İngiliz Dışişleri Bakanının elini sıktınız?
- Neresini sıkacaktık gardeşim.” ;
“Türkiye'de petrol vardı da tankerlerin hortumuna ağzını dayayarak Nazmiye mi içti?”;
“GAP'ı kimseye GAP diye gaptırtmam!”;
“Galibiyetin sahibi çoktur mağlubiyetin sahibi yoktur. Yenilgi yetimdir! “;
“Üniversite ziyaretlerinden birinde sol görüşlü bir öğrenci Demirel'i sıkıştırmaya çalışır.
- Türkiye'de yapılan her türlü işi sahiplenmek gibi bir âdetiniz var…
- Sen nerde oturuyorsun?
- Niye ki? Kadıköy'de!
- Hah işte buraya her gün gelmek için üstünden geçtiğin köprü var ya.
- Ee evet
- Onu işte ben yaptım!”;
“Demirel in başbakanlığı döneminde dışarıdan alınan elektrik ile alakalı bir soru gelir böyle böyle diye.
Demirel: kışın biz alıyoruz yazın onlar veriyor.”;
“Darbeden yıllar sonra Demirel ekonomiyi 500 günde düzelteceğini vaat ederek tekrar başbakan olur.
Tabi ekonominin düzeldiği falan yok. CHP'li ya da DSP'li bir milletvekilinin
“Hani 500 günde ekonomiyi düzeltecektin?” sorusu üzerine verdiği cevap: “Duuur! Daha 3 gün var.”;
“Ecevit hükümetinin iki aylık hızlandırılmış eğitimle kadrolu öğretmen yetiştirmesine atfen;
“İki ayda gabah bile yetişmez”;
“Türk felsefe tarihine geçen şu lafı unutulmaz :
“Mümkünü namümkün namümkünü mümkün yapmak namümkündür.”;
“Eskiden ırak bize petrol satardı, Artık biz onlardan satın alıcaz. (ortalık alkışla yıkılmış)”;
Muhabir: Efendim, derin devlet nedir?
Demirel: Derin devlet, normal devletin raydan çıkmış halidir.”
Yine aynı dönemlerde yıl sonunda yapılan bütçe görüşmesinde kürsüye çıkan MSP Genel Başkanı Necmettin Erbakan elindeki fileyi sallayarak bunun dolmayacağını ve kadayıfın altının kızarmadığını oldukça veciz bir şekilde anlatırken ben ve iki erkek kardeşim güle, hoplaya, zıplaya eğlenirken üzerinde oturduğumuz kanepenin ayakları kırılmış, yerde gülme krizlerimiz devam etmişti.
Son zamanlarda sizlerin de dikkatini kuvvetlice çektiğine inandığım şekilde siyasiler önce hoşgörü, empati duygularını kaybettiler, ardından da espri yeteneklerini de kaybettiler. Adeta toplumu biz- ötekiler, zenciler-beyazlar, Türkler- Kürtler şeklide kamplaşmaya, ayrışmaya, tahammülsüzlüklere taşıdılar, bunu yaparken de vali, polis, jandarma gibi güçlerini kullanmaktan bile kaçınmaz hale geldiler.
Sayın Çelik “Profesyonel orduda, eskisi gibi sarkık bıyıklılar olmayacak” deyince oldukça sert bir tepki Sayın Bahçeli' den geliveriyor: “Kuracağın orduda badem bıyıklılar mı olacak?” vay be üslup muhteşem doğrusu…
Sayın Vural, dünya kupası boyunca sesini dinlemeye doyamadığımız (!), anlamsız bir gürültü çıkaran Vuvuzela ile Başvekilin sesi arasında bir benzerlik aradığında kıyamet kopuyor ve “Olayları sulandırmayalım.” Şeklinde sert bir tepki ile karşı karşıya kalabiliyor.
Aydın MHP İl Teşkilatı muhalefet adına “Sen açıldıkça anamız ağlıyor.” yazılı pankartını indirme çabası ve gayreti içerisindeki sayın Valiyi görünce aklıma nedense CHP' nin ilk yıllarındaki kadro sıkıntısı nedeni ile valilerin CHP' nin il başkanı oldukları günleri getirdi.Espriler ile toplumu rahatlatmaları gerekenlerin, şakayı başka noktalara çekmeleri, anlamamaları, anlayamamalarını değil, ince zekânın ürünü siyasi esprilerin tekrar hayatımıza egemen olmasını, şiddete ve sertleşmeye, restleşmeye varan sözlerin, ifadelerin artık değişmesi gerektiğini düşünüyorum.