“Size bir selam verildiği zaman, siz de ondan daha güzeliyle karşılık verin veya verilen selamı aynen iade edin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” (Nisa, 4/86)
Selam; Allah'ın (c.c) güzel isimlerinden bir isimdir. Kullarına doğru yolu göstermek suretiyle onları her türlü tehlikeden  selâmete çıkaran manasındadır. 
İki Müslüman karşılaştığında veya birbirinden ayrılırken birinin diğerine; "Es-selâmü aleyküm", "Selâmün aleyküm" veya “verahmetullah” ya da “verahmetullahi veberakatüh” ilave ederek mukabelede bulunmasıdır. Dinimizin önemle üzerinde durduğu hususlardan  birisi de selam alıp vermektir.
İslam alimleri selamın hikmetlerini şu gerekçelere dayandırırlar:
1- Karşılaşanların birbirlerinden duyacakları korkuyu izale, 2- Mü'minin  hâline uygun  olan tevazu, 3- Ta'zim göstermek.
Bu şekilde çoklu anlamı mündemiç selâmın  manasında da çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. 
Kadı İyâz, selamın muhâfaza ma'nâsına geldiğini, esselâmu aleyke'nin, "Allah' ın muhafaza ve koruması senin üzerine olsun" demek olduğunu, "Allah seninle olsun" "Allah'la beraber olasın" makamında bir dua olduğunu belirtir. Diğer bazıları  ise; "Allah yaptıklarına muttalidir", “Selam" selamet demektir” şeklinde anlamlar vermiştir. Bütün bu anlamlar ve yukarı da yer alan ayeti kerime de yer alan   "Size bir selam verildiği zaman ondan daha iyisiyle selam verin veya aynıyla mukabele edin." (Nisa 4/86) emri dikkate alan   İslam alimleri  selama selamla  karşılık vermenin farz olduğuna hükmetmiştir. Aynı zamanda  âyetteki  tahiyye emrinin umumi olarak gelmiş olmasından hareketle, selamlaşmanın selam kelimesi ile olması gerektiğinde de ittifak etmişlerdir. Dolaysıyla "esselâmu aleyküm" diye verilen selama,  "Hayırlı sabahlar", “günaydın” veya "Mutlu sabahlar" ve benzeri bir kelime ile karşılık vermeyi uygun görmedikleri gibi selama işaretle mukabele etmeyi de yeterli  saymamışlardır. Özür yoksa, selama anında mukabele etmek de gerekir. Kur'ân-ı Kerim, bir eve girerken  ister yabancı ev olsun ister kedi evimiz olsun  selam vererek girmeyi emreder; “Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir. Herhalde (bunu) düşünüp anlarsınız. (Nur, 24/27), "Evlere girdiğinizde  mübârek ve hoş bir selamla  kendinizi selamlayın" (Nur,  24/61).
 Diğer taraftan  selamı küçüklerin büyüklere, yürüyenin oturana, azın çoğa vermesi gibi bazı adabların  yanında kadınlara da selam verilebileceği fakat bazı ölçülere riayet edilmesi de gerekir: Kadınlar cemaat halinde iseler onlara selam verilir. Şayet kadın tekse, ona bir başka kadın, kocası, mahremleri ve yakınları selam verir. Selamla ilgili değer bazı hususlarda şöyledir.
Şu kimselerin verilen selamı almamaları almalarından daha uygundur:
Kur'an okumakta olana, Cuma günü minberde hutbe okuyana, Hamamda yıkanmakta olana, Tuvalette bulunana, Ezan okuyana, Namaz kılana, Sofrada yemek yiyene, Dua edene ve Su içene. 
Şu kimselere ise  selam verilmez:
Kâfire, Kumar oynayana, İçki içene, Zina edene ve Fal bakana. 
Selam vermenin mekruh olduğu yerler
Açıktan Kur'an okuyana, İlmî sohbet yapana, ilmî çalışmalarda bulunanlara, Kur'an dinleyenlere selam verilmez. Ayrıca ezan okunurken, kamet getirilirken selam alınıp verilmesi de uygun değildir.