Yozgat Belediye başkanlığına talip olan adaylar projelerini açıkladılar. İmar projelerinin yanı sıra sosyal ve kültürel alanlarda da vaatler konuşuluyor.
Vaat diyorum çünkü Yozgat Belediyesi’nin mevcut bütçesinin açıklanan projelerin kısa vadede gerçekleşmesine izin vereceğini sanmıyorum. Sözün özü; belediyenin maddi kaynakları kısıtlı.
Rakamlarla konuyu biraz açalım…
İller Bankası Yozgat Belediyesi’ne aylık yaklaşık 2 milyon 500 bin lira kadar para gönderiyor. Eski para ile 2 buçuk trilyon lira...
Tabi bu para belediyenin kasasına girene kadar yüzde 40’ı kırpılıyor.
Nasıl mı?
Elektrik özelleştirilmeden önce neredeyse Türkiye’deki hiçbir belediye devlete olan elektrik borcunu ödemiyordu. Devlet de belediyeleri fazla sıkmıyordu.
Baktılar ki olacak gibi değil, yakın tarihte elektrik dağıtım müesseselerini özelleştirerek sürekli artan bu yükten devleti kurtardılar ama belediyelerin borçlarının üstünü de çizmediler. Elektrik borçları yapılandırıldı ve İller Bankası’ndan gönderilen paradan mahsup edilmeye başlandı.
Eski dönemlerden devrederek biriken Yozgat Belediyesi’nin 14 milyon liralık borcu da bu kapsamda yapılandırılarak, gönderilen paradan kesiliyor.
Tabi bunun yanında çok sayıda belediyenin olduğu gibi Yozgat’ın da geçmişte Sosyal Sigortalar Kurumu’na birikmiş borcu İller Bankası’ndan gelen paradan kesiliyor.
Bunların yanı sıra yapılan bazı kesintilerde var ama Yozgat’ın başına yıllar önce bela olan Et ve Süt Entegre Tesisleri’nden gelen trilyonlarca liralık borca sıra bile gelmiyor.
Bilenler vardır. Bir Fransız firmasının, hazine garantili dış borçlanma yoluyla yapımına başladığı ve 1997 yılında yapımını tamamladığı halde işletmeciliğini yapmadan çekip gitmesiyle, Et ve Süt Entegre Tesisleri’nin borcu Yozgat Belediye’sinin sırtına kalmıştı.
Ağustos 2003’te hazine, belediyenin tüm mal varlığına ve gelirlerine 65 trilyonluk haciz koymuştu.
Yusuf Başer, 2004 yılında başkanlık koltuğuna oturduğunda ilk iş olarak bu borçta faiz indirimi yapılmasını sağlamış ve taksitlendirmişti.
2004’ten sonra tesis için hazineye ödeme yapıldı ama malum, önceki borçlara karşılık mahsup yapılırken entegre tesislerinden kalan borca pek sıra gelmiyordu.
Bugün halen geçmişten kalan bu yüklü borç için ödeme yapmaya çalışan bir belediyeden bahsediyoruz…
Kesintileri alt alta sıraladığımızda, gelen 2 milyon 500 bin liradan, yapılan yüzde 40’lık kesintinin ardından belediyenin kasasına aylık yaklaşık 1 milyon 500 bin lira giriyor.
İller Bankası’ndan gelen 1 milyon 500 bin liranın üzerine su tahsilatlarından gelen ortalama 500 ila 750 bin lira ekleniyor.
Kasasında 2 milyon 200 bin lira olan belediye bunun 1 milyon 700 bin lirasını personeline maaş olarak ödüyor.
Kalan 500 bin lira ile araçlarının aylık 400 bin lira civarındaki akaryakıt bedelini ve büyük kısmı şebeke suyunu getirmek için harcanan 500 bin liralık elektrik borcunu ödemesi gerekiyor.
Bu basit hesap doğruysa, normal şartlarda, ekstra bir gelir veya gider olmadığı takdirde ve en iyimser hesapla belediye aylık 500 bin lira borçla devreder.
Verdiğim tüm rakamların ortalama olduğunun altını çizmek istiyorum. Malum, hesap uzmanı değilim.
Velhasılıkelam, belediyeye para kaynağı lazım, gelir elde edebileceği projeler lazım…
Yeni imar alanları açmak geçici çözümler sunabilir ama Yozgat’ın kullanılabilir alanı belli. Nereye kadar imara yeni alanlar açabilir ve bundan nereye kadar gelir elde edilebilir?
Öncelikli olarak daha istikrarlı, uzun vadeli gelir kalemleri oluşturmak için projeler hazırlanmalı.
Aksi halde, bu şartlarda Yozgat’a başkan olmak, ateşten gömlek giymekten farklı değil.
Vaktiyle Yusuf Başer bu ateşten gömleği giydi ve elindeki imkânları zorlayarak hizmet vermeye çalıştı. Kimi beğenir, kimi eleştirir, orası ayrı bir konu. Ama belediyenin maddi kaynaklarını göz ardı etmeden konuşmak gerekir…
Yarın başkanlık koltuğuna kim oturursa otursun, belediyenin kasasına ekstra kaynaklar bulamadığı vakit, projeler de vaatler de havada kalır…