Hürriyet Gazetesi Yerköy Muhabiri Hızır Kantar, Çandır'da kurulu Kooperatif aracılığı ile tesis edilmeye çalışılan Ayçiçeği Yağı Fabrikası ile ilgili haber yapmak üzere görevlendirilmişti. Aynı zamanda ilkokul öğretmeni olan Hızır Kantar ile birlikte Yerköy'den trene binip, o dönemlerde Boğazlıyan ilçesine bağlı Yenifakılı nahiyesine geçtik. Oradan da Boğazlıyan'dan kiraladığımız taksi ile sabah namazına yakın saatlerde başlayan yolculuğumuz öğlen olmadan Çandır'da tamamlandı...
Yurtdışında, Avrupa ülkelerinde yaşayan Yozgatlıların fazla olması, belirli şehirlerde, eyaletlerde yoğunlaşmaları nedeniyle de ulusal düzeyde yayın yapan gazeteler, yurtdışı baskılarında Yozgat ile ilgili haberlere önem veriyordu. O dönemde hem Milliyet, hem de Günaydın gazetesinin Yerköy Muhabiri olarak çalışıyordum. Haberi birlikte toparlıyorduk...
Büyük bir köy olan Çandır halkı, o yıllarda büyük önem taşıyan kooperatifçilik anlayışını çok iyi benimsemiş, tarıma dayalı bir fabrikanın kurulması noktasında da her türlü fedekarlıklara katlanmışlardı. Genç ve orta yaştaki erkeklerin yurtdışında çalışıp, kazandıkları paralarla köydeki eşlerine aldıkları altın bilezikler, fabrikanın kurulabilmesi için tereddütsüz veriliyor, kadınlarla yaptığımız röportajlarda yaptıklarının ne kadar önemli olduğunu görebiliyorduk.
Akşam saatlerine kadar röportajları tamamlayıp, oradan inşaatı bitmek üzere olan Ayçiçeği Yağı Fabrikası'na geçtik. Yetkili kimse olmadığından bizi karşılayan ilgililer, yaptıkları telefon görüşmesinin ardından Kooperatif Başkanı Hadi İlbaş'a ulaştılar. Bir minibüsle Kayseri'de bulunan Hadi İlbaş ile de röportaj yapmak üzere yola çıktık. Hava iyice karardığında bir apartmanın önünde durup, yanılmıyorsam 3'üncü kata çıktığımızda, Hadi İlbaş bizi kapıda karşıladı. Röportajı tamamlayıp, karnımızı doyurdular. Kalmamız konusunda ısrarcı olmalarına karşın, tren bulmamız halinde gitmek istediğimizi söyledik. Yanımıza verilen görevli, eğer tren bulamamız halinde bizi bir otele yerleştirecekti. Tren bulduk, sabah saatlerinde Yerköy ilçesine ulaştık...
Hadi İlbaş ile daha sonraki dönemlerde de görüştüm. Çandır'a fabrikanın açılışı, kapasite artırımı, yeni teknolojilerin montajı gibi konular için çok gidip geldim. O yıllarda büyük bir köyken, bugün küçük de olsa şirin bir ilçe haline gelen Çandır'ın gelişmesinde inanmışlığın sağladığı yatırımın payı ne kadar büyük ise, bugün bu kadar geri kalmasına neden olan unsur da yine aynı yatırım olmuştur. Zira, büyük umutlarla kurulup, işletilen Çandır Ayçiçek Yağı Fabrikası, o yıllarda Karadeniz ve İzmir'de bulunan büyük çaplı fabrikalara rakip görülmeye başlanmış, üretilen kaliteli bitkisel yağı halk tarafından benimsenmişti. Büyüme sürecine geçtiğinde, fabrika yönetiminin önüne işletme sermayesi ile ilgili sıkıntılar konulup, bununla birlikte fabrikanın büyüme süreci engellenmiş, sonuçta ise kapısına kilit vurmakla kalınmamış, umut bağlayanların da kollarına, ayaklarına pranga takılmasına neden olmuştur...