Geçen yazımda da önemle vurguladığım üzere geçtiğimiz hafta (28 Ocak 2014) sıra dışı bir uygulama olarak TCMB tarafından ara PPK toplantısı düzenlendi. Kurul en son 4 Ağustos 2011 tarihinde ara PPK toplantısı yapmış ve o tarihteki toplantıda 1 hafta vadeli repo faizini düşürürken borçlanma faizini yükseltmişti. Bu toplantıda ise faizlerde sert bir artırıma gitti. Buradaki amaç döviz ve dolaylı olarak enflasyonun frenlenmesiydi. Fakat kısa bir süre dövizde görülen pozitif tepki yerini yine yükselişe bıraktı. Çok büyük tartışmalara konu olan ve bazı kesimler için tedirgin günler yaşatan bu uygulamanın etkilerini ise kısa bir zamanda göreceğiz olumlu ve olumsuz açılardan. Fakat burada altını çizerek belirtmek isterim ki göz ardı edilmemesi gereken en önemli konulardan birisi TCMB’nin kredibilitesi ve bağımsızlığıdır. İlgili toplantının özet metni şu şekilde yayımlandı:
“PARA POLİTİKASI KURULU KARARI
Toplantı Tarihi: 28 Ocak 2014
  …Merkez Bankası bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası ve Borsa İstanbul Repo–Ters Repo Pazarlarında uygulanmakta olan faiz oranları ile bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının aşağıdaki gibi belirlenmesine karar verilmiştir:
a) Gecelik faiz oranları: Marjinal fonlama oranı yüzde 7,75’ten yüzde 12’ye, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 6,75’ten yüzde 11,5’e, Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 3,5’ten, yüzde 8’e yükseltilmiştir.
b) Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 4,5’ten yüzde 10’a yükseltilmiştir.
c) Geç Likidite Penceresi faiz oranları: Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 0 düzeyinde sabit tutulurken, borç verme faiz oranı yüzde 10,25 düzeyinden yüzde 15 düzeyine yükseltilmiştir.
Son dönemlerde iç ve dış piyasalarda risk algılamasını olumsuz etkileyen gelişmeler yaşanmaktadır. Bu süreçte Türk lirasında belirgin bir değer kaybı ve risk priminde kayda değer bir artış gözlenmiştir. Merkez Bankası bu gelişmelerin enflasyon ve makroekonomik istikrar üzerindeki olumsuz yansımalarının sınırlanması için üzerine düşeni yapacaktır.
Bu çerçevede Kurul, fiyat istikrarını sağlamak amacıyla güçlü bir parasal sıkılaştırma yapmaya ve operasyonel çerçeveyi sadeleştirmeye karar vermiştir. Bu doğrultuda, (i) bir hafta vadeli repo faiz oranı yüzde 4,5’ten yüzde 10’a çıkarılmıştır; (ii) önümüzdeki dönemde Merkez Bankası fonlaması temel olarak marjinal fonlama oranı yerine bir hafta vadeli repo faiz oranından sağlanacaktır.
Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş sürdürülecektir. Bu duruş altında enflasyonun 2015 yılının ortaları itibarıyla yüzde 5 düzeyine ulaşacağı öngörülmektedir.
Açıklanacak her türlü yeni verinin ve haberin Kurul’un geleceğe yönelik politika duruşunu değiştirmesine neden olabileceği önemle vurgulanmalıdır…”
Diğer bir diğer önemli gelişme olan TCMB’nin 29 Ocak 2014 tarihinde Ek Parasal Sıkılaştırma (EPS) uygulaması ile ilgili yapmış olduğu açıklamaya göre:
“EK PARASAL SIKILAŞTIRMA UYGULAMASINA SON VERİLMESİNE İLİŞKİN BASIN DUYURUSU
28 Ocak 2014 tarihli Para Politikası Kurulu'nda alınan sadeleştirme kararı doğrultusunda, 11 Haziran 2013 tarihli ve 2013-40 sayılı basın duyurusu ile ilan edilen ek parasal sıkılaştırma uygulaması bugünden itibaren sona erdirilmiştir. Kamuoyunun bilgisine sunulur.”
Ve para politikası açısından önemli bir veri seti de TCMB’nin geçen hafta yayımlamış olduğu 2014 yılının ilk enflasyon raporu idi. Rapora göre Merkez Bankası 2014 enflasyon tahminini % 6,66’ya çıkartırken ve 2015 enflasyon tahminini %5 olarak açıkladı.
FED’İN PARASAL SIKILAŞTIRMA KARARI:
Geçtiğimiz hafta piyasalar tarafından yakından takip edilen bir olay da FED’in Ocak ayı toplantısı sonucunda tapering adını verdiğimiz uygulama dahilinde tahvil alım programını aylık 75 milyar dolardan 65 milyar dolara düşürmesi oldu ki bu da FED’in kademeli olarak tahvil alımını azaltma planına bağlı kaldığının göstergesidir. Ayrıca 100. yılında FED’in ilk kadın başkanı olarak Janet Yellen görevi Ben Bernanke’den devraldı.
DIŞ TİCARET İSTATİSTİKLERİ (Aralık 2013):
Geçtiğimiz hafta açıklanan önemli verilerden birisi de dış ticaretimiz ile ilgili istatistiklerdi. TÜİK ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından ortaklaşa derlenen geçici verilere göre önceki yılın aynı ayına göre ihracatımız %4,9 artarak 13.220 milyon dolar olurken ithalatımız %16,7 artarak 23.137 milyon dolara ulaştı. 2013 yılının Aralık ayında dış ticaret açığımız %37,3 artarak 9.917 milyon dolar oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı %57,1 seviyesine gerilerken dış ticaret açığımız %37,3 artarak 9.917 milyon dolara çıktı.
Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak 2013 yılının Aralık ayında bir önceki aya göre ihracat %2,3 azalırken, ithalat %1,9 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış olarak 2013 yılının Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat %4,9 artarken ithalat %12,5 arttı.
Avrupa Birliği’ne yapılan ihracat, bir önceki yılın aynı ayına göre %6,6 artış göstererek 5.279 milyon dolar oldu. En fazla ihracat yaptığımız ülke Irak olurken en fazla ithalat yaptığımız ülke Almanya oldu. İhracatta motorlu kara taşıtları ve aksam parçaları ilk sırada yer alırken ithalatta mineral yakıtlar ve yağlar ilk sırada karşımıza çıktı.
ADRESE DAYALI NÜFUS KAYIT SİSTEMİ SONUÇLARI (2013):
TÜİK tarafından yapılan açıklamaya göre Türkiye nüfusu 31 Aralık 2013 tarihi itibarıyla 76.667.864 kişi olurken erkek nüfusun oranı %50,2 ile 38 473 360 kişi, kadın nüfusun oranı %49,8 ile 38.194.504 kişi oldu. 2013 yılında Türkiye’nin yıllık nüfus artış hızı ‰ (binde)13,7 oldu. Ayrıca Türkiye’de ortanca yaş 2013 yılında önceki yıla göre artış ile birlikte 30,4 olurken ortanca yaş erkeklerde 29,8, kadınlarda 31 oldu. Yozgat’a dair nüfus verilerine baktığımızda ise 2013 yılında toplam nüfus 444.211 kişi olurken yıllık nüfus artış hızı ‰ (binde) -20,1 oldu. İl ve ilçe merkezleri ile belde ve köylerin tümünde yıllık olarak nüfusta azalma gözlendi. Bu olumsuz tablo da ilimiz için yetkililerin üzerinde önemle durması gereken konulardan birisidir.
TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ (Ocak 2014):
TÜİK tarafından yapılan açıklamaya göre Tüketici Güven Endeksi %3,5 azalırken gelecek 12 ay için genel ekonomik durum beklentisi %7,7 azaldı; işsiz sayısı beklentisi %4,6 azaldı; hanenin maddi durum beklentisi %1,2 azaldı; tasarruf etme ihtimali %9,6 arttı.
SEKTÖREL GÜVEN ENDEKSLERİ (Ocak 2014):
Yine TÜİK tarafından açıklanan verilere göre mevsim etkilerinden arındırılmış hizmet sektörü güven endeksi %1,4 azaldı; mevsim etkilerinden arındırılmış perakende ticaret sektörü güven endeksi %0,3 azaldı; mevsim etkilerinden arındırılmış inşaat sektörü güven endeksi %4,6 arttı.
Tüm hemşehrilerime Saygılarımla ve Sevgilerimle...