Ülkemiz her geçen gün, yaşı benim gibi genç sayılabilecek bireyler için gözlerimize inanamadığımız bir şekilde yepyeni bir dönemden geçiyor. Her bir birey geleceğe dair neler olacağını kendince kestirmeye çalışıyor. Ama genel olarak gözlemlediğim durum insanımızın çok da iyimser olmadığı. Bir insanın hayatında en çok hataya ve yıpranmaya sebep olan şey kuşkusuz gelecek kaygısı denen illet… Ve ne yazık ki ülkemdeki her kesim bu illete yakalanmış durumda aynen bir evin içine yanlışlıkla girmiş yarasa gibi duvardan duvara çarpıyor! 
Peki gencecik bir ülke bunları hakediyor mu? Nedeni her ne olursa olsun bu güzel ülke huzur içinde yaşayamayacak mı? Ne zaman el ele verilip ebediyen tek amaç mutlu, huzurlu ve büyük Türkiye olacak? İçimden gelen ses sürekli şu iki kelimeyi fısıldıyor: KEŞKE ve YAZIK!
Ve geçen hafta ekonomimize dair açıklanan bazı verilere göz atacak olursak:
PARA POLİTİKASI KURULU (PPK) TOPLANTISI KARARLARI (ŞUBAT 2014):
Para politikasının gidişatı açısından önem arz eden ve her ay düzenli olarak TCMB tarafından gerçekleştirilen PPK toplantılarının 18 ŞUBAT tarihli kararlarına göre önceki ayın aksine faiz araçlarında, zorunlu karşılık oranlarında ve ROK’ta herhangi bir değişikliğe gidilmedi. TCMB tarafından yapılan açıklama şu şekildeydi:
“…Para Politikası Kurulu (Kurul), Merkez Bankası bünyesindeki Bankalararası Para Piyasası ve Borsa İstanbul Repo–Ters Repo Pazarlarında uygulanmakta olan faiz oranları ile bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının aşağıdaki gibi sabit tutulmasına karar vermiştir:
a) Gecelik faiz oranları: Marjinal fonlama oranı yüzde 12, açık piyasa işlemleri çerçevesinde piyasa yapıcısı bankalara repo işlemleri yoluyla tanınan borçlanma imkanı faiz oranı yüzde 11,5, Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 8,
b) Bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 10,
c) Geç Likidite Penceresi faiz oranları: Geç Likidite Penceresi uygulaması çerçevesinde, Bankalararası Para Piyasası’nda saat 16.00–17.00 arası gecelik vadede uygulanan Merkez Bankası borçlanma faiz oranı yüzde 0, borç verme faiz oranı yüzde 15.
Kurul son dönemde enflasyon görünümü ve beklentilerde gerçekleşen bozulmayı dikkatle takip etmektedir. Yakın dönemde yapılan vergi ayarlamalarına, döviz kuru hareketlerinin etkilerine ve gıda fiyatlarındaki olumsuz seyre bağlı olarak enflasyon göstergelerinin bir süre daha yüzde 5 hedefinin üzerinde seyredeceği tahmin edilmektedir. Kurul, 28 Ocak 2014 tarihli ara toplantısında enflasyon beklentilerindeki ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için güçlü ve önden yüklemeli bir parasal sıkılaştırmaya gitmiştir. Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruş sürdürülecektir.
Sıkı para politikası duruşunun, alınan makroihtiyati önlemlerin ve zayıf seyreden sermaye akımlarının etkisiyle kredi büyüme hızları kademeli bir yavaşlama eğilimine girmiştir. 2014 yılı ilk çeyreğine dair açıklanan veriler özel kesim yurt içi nihai talebinin ivme kaybedebileceğini göstermektedir. Bununla birlikte yurt dışı talepteki toparlanmanın da etkisiyle net ihracatın büyümeye yaptığı olumlu katkının artması beklenmektedir. Kurul bu gelişmeler sonucunda 2014 yılında cari işlemler açığında belirgin bir iyileşme gözleneceğini tahmin etmektedir…”
ÖZEL SEKTÖRÜN YURTDIŞINDAN SAĞLADIĞI KREDİ BORCU GELİŞMELERİ (ARALIK 2013):
TCMB tarafından yayımlanan verilere göre 2013 yılı sonunda özel sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu önceki yıla göre artarak 155,6 milyar $ oldu. Borçluya göre dağılıma bakıldığında bankaların ve bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ve tahvil ihracı biçimindeki borçlanmaları artış gösterirken finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları azalırken tahvil stokunda artış gözlendi. Alacaklıya göre dağılıma bakıldığında toplam kredi içinde büyük paya sahip olan özel alacaklılara olan borç ve resmi alacaklılara olan borç artarken; finansal olmayan kuruluşların Türkiye’de yerleşik bankaların yurtdışı şube ve iştiraklerinden sağlamış oldukları kredi stoku arttı, yabancı ticari bankalardan sağlamış oldukları krediler azaldı. Özel sektörün yurtdışından sağladığı uzun vadeli kredi borçları en çok ABD doları cinsinden sağlanırken en çok uzun vadeli krediyi finansal olmayan kuruluşlar kullandı.
Özel sektörün yurtdışından ticari krediler hariç sağladığı kısa vadeli kredi borçlarına bakıldığında 2013 yılı sonunda 41,2 milyar $ olurken yine en çok borçlanılan döviz türü ABD doları cinsinden gerçekleşti. Özel sektörün kalan vadeye göre yurtdışından sağladığı toplam kredi borcu, 2013 sonu itibariyle 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemeleri toplam olarak 71,7 milyar $ oldu.
KISA VADELİ DIŞ BORÇ GELİŞMELERİ (ARALIK 2013):
TCMB tarafından açıklanan verilere göre kısa vadeli dış borç stoku 2013 yılı sonu itibariyle önceki yıla göre artarak 129,1 milyar $ oldu ve hem bankalar kaynaklı hem de diğer sektörlerin kısa vadeli borç stoku artış gösterdi. İlgili dönemde en çok borçlanılan döviz cinsi ABD doları oldu.
ULUSLARARASI YATIRIM POZİSYONU (UYP) GELİŞMELERİ (2013):
TCMB tarafından 2013 yılına dair açıklanan UYP verilerine göre ülkemizin yurtdışı varlıkları önceki yıla göre %5,6 oranında artarak 224,8 milyar $ olurken yükümlülükleri %2,9 oranında azalarak 614,7 milyar $ oldu. Bu iki değerin farkı olan net UYP önceki yıla göre iyileşerek -390,0 milyar $ olarak gerçekleşti. İlgili dönemde portföy yatırımları önceki yıla göre azalma gösterdi ve yurtdışı yerleşiklerin hisse senedi stoku, yurtdışı yerleşiklerin mülkiyetlerindeki DİBS stoku, Hazine’nin tahvil stoku azalırken bankaların yurtdışında ihraç ettikleri tahvil stoku artış gösterdi. Ayrıca bankaların toplam kredi stoku ve diğer sektörlerin toplam kredi stoku artış gösterdi. 2013 yılı sonunda yurtdışı yerleşiklerin yurtiçi yerleşik bankalardaki yabancı para mevduatı artarken TL mevduatı azaldı. Yurtdışında yerleşik Türk vatandaşlarının MB’deki kredi mektuplu döviz tevdiat hesapları ise azaldı.
MOTORLU KARA TAŞITLARI İSTATİSTİKLERİ (ARALIK 2013):
Emniyet Genel Müdürlüğü ile ortaklaşa hazırlanan ve TÜİK tarafından yayımlanan verilere göre 2013 yılı sonunda trafiğe kayıtlı toplam araç sayısı 17.939.447 adet oldu ve bu rakamın yarısından biraz fazlasını (%51,8) otomobiller oluşturdu. Aralık ayında trafiğe kaydı yapılan araç sayısı Kasım ayına göre %13,8 azalarak 81.911 adet olurken geçen yılın aynı ayına göre %13,5 artış gösterdi. 2013 yılında trafiğe kayıtlı taşıt sayısı 906.034 adet artış gösterdi. 2013 yılı sonundaki rakamlara göre ülkemizdeki trafiğe kayıtlı otomobillerin %41,5’i LPG, %31,1’i benzin, %26,9’u dizel ve %0,5’i türü bilinmeyen yakıt (elektrikli, ruhsatta yakıt türü boş bırakılan, sehven hatalı bildirilen otomobiller) kullanmaktaydı. 2013 yılında en çok motor silindir hacmi 1501-1600 arasında olan otomobiller trafiğe kaydolurken en çok kayıt yaptırılan otomobil markası Renault oldu. 2013 yılı sonu itibariyle trafiğe kayıtlı taşıtların ortalama yaşı 12,3 oldu. YOZGAT’a dair verilere göz attığımızda 2013 yılı sonu itibariyle trafiğe kayıtlı araç sayısı 87.845 adet olurken bu sayının 39.814 adedini otomobiller ve 27.914 adedini traktörler oluşturdu. Aralık ayında Yozgat’ta 2.263 adet taşıtın devri gerçekleşirken bunların 1.366’sını otomobiller oluşturdu.
Tüm hemşehrilerime Saygılarımla ve Sevgilerimle...