Bu haftaki yazımda, sizinle son dönemdeki önemli gelişmelere dair yakın zamanda yapmış olduğum bir değerlendirmeyi paylaşmak istiyorum.
"Ekonomi siyaset ile hatta hayat ile iç içe bir bilimdir. Gündemdeki her hangi bir olay piyasaları ve ekonomik birimleri olumlu ya da olumsuz etkileyebilmekte. Fakat malumdur ki gelişmekte olan ülkelerde ekonomik göstergeler çoğu zaman gereğinden fazla etkiye açık olup gerçek durumu yansıtmaktan uzaktır. Hatta olumlu veya olumsuz nedenini açıklayamadığınız birçok ekonomik gelişmeyle yüzleşebilirsiniz. Son günlerde yaşanan operasyonlar ile ülkemiz ekonomisi ne denli garip bir ekonomi olduğunu bir kez daha ispatladı. Bunun en trajikomik örneği ülkemizin Ekonomi Bakanının istifasıyla birlikte piyasalarımızdaki gelişmelerdir. Dünyada herhalde bir tek bizim ülkemizde Ekonomi Bakanı istifa ettiğinde dolar düşüp borsa yükselebilmektedir!
 Yaşanan örneğin çok güzel bir şekilde vurguladığı gibi kırılgan olan ekonomik yapımız 17 Aralık’tan itibaren yürütülen operasyonlar ile birlikte yine rotasını şaştı. Dolar rekor üstüne rekor kırarken Merkez Bankası müdahalelerle yumuşatmaya çalışsa da ne yazık ki dolar kuru 2.10’un üstüne çıkarak rekor üstüne rekorlar kırdı.
Siyasi karmaşa nedeniyle bunun da üstüne borsada yaşanan kayıplar, faizde yaşanan yükseliş gibi etkenler yatırımcıların ve halkın elini kolunu bağladı. Ayrıca bu durumun uluslararası derecelendirme kuruluşlarınca ne şekilde değerlendirileceği de merak konusu. Sanırım bu duruma en çok sevinenler birazcık da olsa yükseliş gösteren altına yatırım yapanlar oldu.
Peki bu durumdan en çok muzdarip olanlar kimler? Her zaman ülkemizde yaşanan her karmaşada olduğu gibi yine halkımız tabi ki… İnsanların kafası karmakarışık durumda ve hayretle olan biteni izliyorlar. Nedendir ne oluyordur her yerde yazılıp çiziliyor. Rakamlar havada uçuşuyor. Olaya bir iktisatçı hatta daha da ötesi halktan birisi olarak bakacak olursam biz millet olarak artık siyasi çekişmelerden bıkmış haldeyiz. Tek isteğimiz huzur ve istikrar. Bizim ekonomimizin yumuşak karnı istikrarsızlık ve volatiliteyi etkileyen çok fazla etken olması. Genç ve gelişmekte olan bir ülkeyiz ve yapılacak reformlar ile elbet bunlar da yerli yerine oturacaktır. Fakat bir ülke ne zaman ki el ele verip ortak bir hedefe kilitlenmeyi unutur, işte o zaman ekonomisinden tutun da bağımsızlığına kadar bir felaket kapıyı çalmaya hazırlanıyordur. Hangi iktidar hangi parti hangi kişi olursa olsun halk tek bir şey istiyor tekrarlıyorum: Huzur ve istikrar! Ve ülkemiz bence bunu hak ediyor… 
Önümüzdeki dönemde kur artışıyla birlikte enflasyondan tutun da büyüme rakamlarına kadar bunun etkilerini göreceğiz. Ayrıca benim öngörüm inşaat sektörü de bu durumdan payını alacak gibi. 2013’ün sonu ve 2014’ün başlarında sürecek olan belirsizliğin ekonomiye etkileri çok yönlü ve öngörülemez olacak. Bu durumda benim tavsiyem spekülatif hareketlere karşı halkımızın tedbirli olması ve elindeki parayı akıllıca kullanması olacaktır.
Çünkü şu an tamamen bir kargaşa ortamı hakim. Ve ekonomide birçok kesim kargaşadan nemalanarak birilerinin acı çektiğini izlemeyi sever. Tekrar söylemem gerekirse lütfen dikkatli davranalım ve şu an bilinçli, dürüst yatırımcılar için uygun bir ortam olmadığını aklımızdan çıkartmayalım." 
Tüm hemşehrilerime Saygılarımla ve Sevgilerimle…