Geçtiğimiz hafta sonu bir öğretmenler gününü daha geride bıraktık. Bir öğretmen çocuğu olmam nedeniyle bu özel günün bendeki yeri ayrıdır.
Gazipaşa İlkokulu’nda öğrenciliğe adımımı attığım yıllarda, aynı okulda rahmetli babam öğretmen olarak görev yapıyordu.
Öğretmenler gününün ne anlama geldiğini öğrendiğim ilk günden itibaren, babamın öğretmenler gününü de her yıl kutladım.
İnsanın anne babası, çocuğunun güzel bir ahlak kazanabilmesine yardımcı olacak ilk öğretmenlerdir.
Fakat babanız fiilen öğretmenlik yapmışsa ve yaşınız ilerledikçe babanızın sizden yaşça büyük öğrencileri ile tanıştıkça çok farklı duygular yaşıyorsunuz.
Öğretmenler günü; beyaz yakalı siyah önlüğümle birlikte güzel anılar bıraktı hafızamda...
Bugünkü çocukların duygularını anlamamız çok güç. Çocuk olmak lazım.
Ancak öğretmenlerin duygularına tercüman olabilecek yaştayız. Çok sayıda akranım, arkadaşım bu kutsal vazifeyi meslek edindi.
Tabi ki bugünkü şartlar, bizim öğrencilik yıllarımızla ve de rahmetli babamın öğretmenlik yaptığı dönemle kıyaslanamaz.
Örneğin; eskiden öğretmenler için atanamama korkusu ve endişesi yoktu.
Sürekli değişen müfredat ve yeni eğitim sistemleri de yoktu.
Tamam, Türkiye’de eğitim sistemi dünden bugüne en fazla değişime maruz kalan sistemdir.
Hemen hemen gelen tüm siyasi iktidarlar eğitimi kendi bakış açılarına göre yorumlayarak, değiştirmeye çalışmışlardır.
Cumhuriyetin ilanından bugüne dek, çok kez müfredat ve sistem değişikliği yapılmış.
Bu nedenle, öğretmenlerin omuzlarında taşıdıkları  yük, gün be gün daha da ağırlaşıyor. Türkiye’de öğretmenlik yapmak ne kadar zorsa, öğretmen olabilmek de o kadar zor.
Çünkü öğretmen olmak için formasyon eğitimi almış olmanız veya üniversite okumuş olmanız yeterli değil.
Bir öğretmen olarak aldığınız eğitim dört dörtlük de olsa, atama beklemek zorundasınız.
Dün ve bugünü kıyaslarken, günden güne artan terör olaylarını göz ardı edemeyiz. Şehit edilen eğitim görevlilerini unutmamız mümkün değil.
Geçtiğimiz hafta Yozgat’taki doktor açığına dikkat çekmiştim. Öğretmenler açısından baktığınızda Yozgat’ta doktor açığı kadar öğretmen açığı yok.
Doğu ve güneydoğu için aynı şeyi söylemek mümkün değil.
Bugün özellikle ülkenin doğusunda görev yapmaya çalışan öğretmenler büyük bir baskı altındalar.
Aileleri, özellikle kız çocuklarını  okula göndermeleri için ikna etmeye çalışan öğretmenler mahalle baskısına maruz kalıyorlar.
Tahmin edeceğiniz üzere kanunlar ülkenin her yerinde aynı şekilde uygulanamıyor.
Sözü çok uzatmak istemiyorum.
Bugün geldiğimiz noktayı; ikili ilişkilerimizi, mesleğimizi, kısacası hayatımızda attığımız önemli adımların birçoğunu borçlu olduğumuz öğretmenlerimizin haklarını  ödeyemeyiz.
Onların kıymetini bilelim…