Yaşanan toplumsal olaylar, ekonomik sıkıntılar ve bir türlü çözümlenemeyen temel sorunlar nedeniyle mutsuz bir toplum olup çıktık.
    Toplumda mutlu insana rastlamak neredeyse imkansız hale gelmiş.
    Kime sorarsanız sorun, hiç kimse yaşamından ve bulunduğu ortamdan memnun değil.
    Parası olan da, olmayan da mutsuz olduğunu söylüyor.
Çünkü ülkemizde her gün öyle akıl almaz olaylar, dehşet verici cinayetler ve katliamlar yapılıyor ki, insanın mutlu olması mümkün değil.
    Hiçbir şey yapmayıp sadece TV haberlerini izlemek, insanı mutsuz kılmaya yeter ve artar bile.
    Eğer mutsuz bir toplum yaratıyorsanız, bundan en çok zarar görecek olan devletin kendisi olur. Bu zararın başında gelen sonuçlardan en önemlisi güvenin sarsılmasıdır.
    Güvenin sarsıldığı bir devlette insanlar ya kendi başlarının çaresine bakarlar, ya da bu devletten kaçış başlar.
    Öyleyse devletin ve onun eli kolu olan organları ve bürokrasi mutsuz toplum değil, mutlu toplum yaratmanın gayreti içinde olmalıdır.
    Millet yalnızlığa terkedilmiş, toplum yok olup gidiyor. Dostluk, arkadaşlık, komşuluk bitmiş.
    İhmal, aymazlık, yolsuzluk, işsizlik, yoksulluk, sorumsuzluk, denetimsizlik ve aç gözlülük almış başını gidiyor.
    Her şey çıkar ilişkilerine bağlanmış. Türkiye tam anlamıyla haksız kazanç cennetine dönüşmüş.
     Bir de bunların üstüne küresel mali kriz eklenince, toplumun mutsuzluğu bir kat daha artmış.
    Canımızdan çok sevdiğimiz ülkemizde; güven, huzur, hak ve adalet olsun, bu ülke adam gibi yönetilsin, inanıyorum ki bu millet, bağrına taş basar, kuru soğan yemeğe razı olur.
    Neden mutsuz toplum haline geldiğimize bir bakalım.
    25 yıldır süren terör belası yüzünden 30 bin insanımız hayatını kaybetmişse, şehitlerimizin cenaze törenleri yüreklerimizi dağlamaya devam ediyorsa, gelir dağılımındaki bozukluk yüzünden alt gelir gruplarıyla üst grupları arasındaki fark 17 kat artmışsa, sosyal devlet ilkesi rafa kaldırılmışsa, toplum mutsuz demektir.
    İşsiz sayısı resmi olmayan rakamlara göre 10 milyona ulaşmış ve her ailede bir işsiz bulunuyorsa, açlık sınırının altında yaşayan insanların sayısı 40 milyonu bulmuşsa, kredi kartlarının toplam borcu 46 milyarı aşmışsa, gençlerin yüzde 9'u uyuşturucu bağımlısı olmuşsa, olmayanı da geleceğinden kaygı duyuyorsa, toplum mutsuz demektir.         Eğitim sisteminin çarpıklığından öğrenci ve öğretmen de şikayet ediyorsa, işveren ekonominin gidişatından, esnaf siftah yapamamaktan kan ağlıyorsa, çalışanın sosyal güvenlik garantisi yoksa, işyerleri ölüm tehlikesi saçıyorsa, toplum mutsuz demektir.
Devamı Pazartesi