Okul yıllarımızda pek de hoşumuza gitmezdi saatlerce ayakta beklemek.
Programdan yarım saat, hatta kimi zaman bir saat önce tören alanına getirilmemiz haliyle kutladığımız milli etkinliği bir eziyet haline getirirdi.
Biraz çocukça, biraz da ayakta beklemenin verdiği yorgunlukla gereksiz görür, lüzumundan fazla önem verildiğini düşünürdük.
Bu duygular yıllar yıllar öncesinde kalan çocukça ve bir o kadarda masumca zihinlerimizden geçen şeylerdi.
Ama günüz şartlarında geldiğimiz ortam milli ve manevi zenginliklerin kıymetini, değerini anlamak, bilmek, idrak etmek gerektiğini ortaya koyuyor.
Cumhuriyetimizin 88. yıl dönümü etkinliklerinin Van depremi ve peş peşe gelen şehit cenazeleri nedeni ile iptal edilmesi toplumda farklı farklı seslerin yükselmesine neden oldu.
Yozgat’ta ilk olarak Cumhuriyet resepsiyonu iptal edildi.
Valilik kanadından yapılan yazılı açıklamada resepsiyonun (bir kutlama şekli olması hesabiyle) içinde bulunduğumuz yas ortamı nedeni ile iptal edildiği açıklandı.
Bu açıklamanın ertesi günü, yani 28 Ekim’de saat 14:00’de yapılan çelenk programının ardından icra edilecek yürüyüş ve diğer etkinliklerin de iptal edildiği duyuruldu.
Millet olarak madem yastayız, üzüntülüyüz, acımız büyük ve ortak bir hüznün içindeyiz o halde eğlenceye dair ne varsa iptal ya da bir kısmı kısıtlanarak uygulanması gerekirdi. Nitekim öylede oldu.
Alınan kararın ilk bakışta doğru ama biraz eksik olduğunu düşünüyorum.
Toplumda farklı kesimlerden bu yönde gelen tepkiler de bazıları abartılmak kaydıysa doğruluk payı olan tepkiler.
Cumhuriyet resepsiyonunun iptal edilmesi anlaşılır şey, doğru ve mantıklı bir karar, lakin kutlamalardaki kortej yürüyüşünün de iptal edilmesi biraz abartı oldu.
Sonuç itibari ile milli bayramlarda ortaya konulan tablo millet olarak göğsümüzün kabardığı, kendimize güvenimizin geldiği, biraz daha gururlandığımız anlar değil midir?
Bu gün bir askeri kortejin geçişi, polis sirenlerinin aynı anda çalması, öğrencilerin tek düze yürüyüşü…
Ve bu korteji selamlayan protokol üyelerinin sergilediği duruş!
Kim ne derse desin bu bölüm bir eğlence, cümbüş ortamı değil, tam aksine biraz kendimiz olma, kendimizi hissetme adına önemli bir tutum.
O yüzden Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının, kutlama bölümünün iptalini doğru, lakin Cumhuriyetin değerlerini hissettiren bölümlerin iptali yanlış bir karar.
Başbakanlık genelgesi ile yapılan iptalin altında bir art niyet aramıyorum aramasına ama,
Bu dönem milli değerlere o kadar çok ihtiyacımız olduğu anlar ki…
İnsanların “Ne Mutlu Türküm diyene” demesinden daha korkulur hale gelindiği,
Türküm demenin ayrımcılık olarak gösterildiği öyle enteresan ve iç acıtıcı bir dönemi yaşıyoruz ki…
Birileri din adına milliyetsizliği,
Daha birileri kişisel haklar adına bölücülüğü,
Birileri vatan, millet, Sakarya adına ayrıştırıcılığı empoze etmeye çalışıyor.
Bu millet ne zaman Müslüman olduğu için milli değerlerinden uzak hissetti kendini.
Bu millet ne zaman Kürt’le kol kola gezdiği için vatan haini ilan edildi, ya da bir Kürt’ü farklı gördü.
Ya da “Ya sev ya terk et”, “Ne mutlu Türküm” diye derken birilerini alaşağı etme, kanını akıtma gayesi güttü?
Allah aşkına geldiğimiz düzene bakar mısınız?
Ne tam Müslüman, ne tam bütünleştirici, ne de tam milliyetçiyiz!
Her birinden birazız ama hiçbirindeniz!
Böyle bir süreçte milli ve manevi değerlerimizi bize hatırlatan her etkinlik,
Ortaya konulan her görüntü milletin kendini hissetmesi için oldukça önemli.
Böyle bir süreçte Cumhuriyet Bayramı etkinliklerinin neredeyse tamamının iptal edilmesi ne kadar doğru işte bunun muhasebesini yapmak lazım.
Bizim bize, bizi biz yapan değerlere her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz bir zaman dilimi içindeyiz.
Eğer Van’daki depreme hassasiyet duyuyorsak bana göre Cumhuriyet Bayramını etkinliklerini (Tamam resepsiyon gibi bölümleri çıkaralım) en ala şekilde yerine getirmeliydik!
Türk-İslam sentezinde Alperenlik vardır!
Bu gün bu telaffuz siyasi bir simge olarak görülse de öyle değildir aslında.
Alp; Yiğit, kahraman….
Eren; Benliğinden sıyrılmış, öz varlığından geçmiş, kendini Allah’a adamış, ermiş, evliya, veli anlamına geliyor.
Aslına bakarsanız millet olarak gerek inancımız, gerek vatan sevgimiz, gerekse değer yargılarımız “Alp” ve “Eren” kavramlarını “Alperen” sıfatıyla bütünleştiriyor.
Bu milletin mayasının adıdır Alperenlik…
Ama gelin görün ki, bu kavram bu gün parçalanmış, soyutlaştırılmış, anlamsızlaştırılmıştır.
Özünde, mayasında böyle bir düstura sahip olması gereken bu millet yıllarca öz vatanında başını örtmekten, sakal uzatmaktan, Kur’an kurslarına gitmekten, Müslüman’ım diye bilmekten korkar, korkutulur, çekindirilir oldu.
Bu millet öz vatanında bu gün aynı şekilde Ne Mutlu Türküm diyemez hale gelmiş ve aynı ölçüde mayasındaki kıvamı veren değer yargılarından uzaklaştırılmıştır.
E, hal böyle iken siz çıkıp Cumhuriyet Bayramı etkinliklerini, Van depremini gerekçe gösterip iptal ederseniz bize de burada biraz düşünme hakkı doğar ki, onun adı art niyet değil tam aksine masumiyet olur!