Aslına bakarsanız bu konuyu yarın daha detaylı konuşacağız.
    Ama gencecik bir insanın sorumsuz bir yolun kurbanı olmasına tahammül edemedim.
    En azından kendimi biraz daha sorumlu hissettim!
    Bozok Üniversitesi Erdoğan Akdağ Kampus Alanından geçen yol, öğrencilerin hayatını iyiden iyiye tehdit etmeye devam ediyor.
    Geçen yıl hatırlarsanız 3 kız öğrenciye otomobil çarpmıştı.
    O kazanın ardından küçük çaplı kazalar olmadı değil.
    Ama dünkü kaza yeter artık dedirten, bardağın taştığı, sözün bittiğini gösterdi.
    Hakikaten de yeter artık!
    Madem üniversitemiz büyüyor, madem büyüyen, öğrenci sayısı artan bir üniversite umut ediyoruz.
    Madem hedef büyük…
    O halde o yolun kampus alanı içinde işi ne?
    Kampus alanından geçen yol öğrencilerin canına kast etmeye devam ediyor.
    Son kurban dün fakülte çıkışından yurduna gitmek isteyen bir erkek öğrenci oldu.
    Şuan saatim 18.01…
    Ve o genç hastanede acılar içinde kıvranıyor.
    Burnunda kırık var, başından, kolundan, vücudunun çeşitli yerlerinden ciddi manada yaralanmış.
    Geçen yıl da 3 kız öğrenci aynı acıyı yaşamıştı.
    Bu kazalar ne ilk ne de son olacak.
    Öğrenci sayısı artan bir üniversite için bu yolun nasıl bir tehlike olduğunun farkında mısınız/mıyız?
    Sizi bilmem ama üniversite farkında.
    Siz yetkililerin haberi var mı bilmiyorum ama Bozok Üniversitesi Rektörlüğü bu yolun başka bir güzergaha alınması için ön çalışma dahi yapmış.
    Dün akşam saatlerinde Bozok Üniversitesi Rektörü Sayın Prof. Dr. Tamer Uçar’ı arayarak geçmiş olsun dileklerinde bulundum.
    Daha önce de aynı konuyu konuşmuştuk.
    Kaza gelmeden,
    Yani bağıra çağıra “kaza geliyorum” derken Rektörlüğün çoktan önlem aldığını söylemiş, bir an önce çözüm üretilmesi gerektiğini ifade etmişti Sayın Uçar.
    Ama bu gün kaza geldi…
    Ya o genç ölürse…
    Allah korusun, bir öğrencinin tırnağına taş değse bizim canımız acır, acımalı da…
    Onlar bize, tüm Yozgat’a anne babalarının birer emaneti.
    Yarın hastanedeki öğrencinin annesi gelip ‘Ben çocuğumu size böyle mi emanet ettim” derse, rektörü, öğretim görevlisi, vatandaş olarak biz Yozgatlılar ne yanıt vereceğiz.
    Projemiz var ama dikkate alan yok…
    Gerçekler ortada ama kayda değer bulan yok…
    Ya da tek kelimeyle takdiri ilahi mi olmalı bunun adı…
    Rektör Uçar’ın bu konudaki hassasiyetini çok iyi biliyorum.
    Dün de öğrenciyi bizzat ziyaret edip, yanında olduğunu hissettirdi.
    Zira yöneticileri de öğrencinin yanından bir an olsun ayrılmıyor.
    Ama bunlar çözüm değil biline.
    Bunlar yolun üniversitenin tam kalbinden, kampusten kaldırılmasında sorumlu olanların sorumluluklarının farkına vardıracak şeyler.
    Neyse, sözü fazla uzatmayım.
    Bu gün kazanın olduğu yerde olacağız.
    Bu gün o acının yaşandığı yerin kampusu nasıl ikiye böldüğü, öğrencilerin hayatlarına nasıl tehdit oluşturduğunu hep birlikte görüp, yetkilileri duyarlı olmaya, sorumluluk almaya davet edeceğiz.
    Bu güne kadar üniversite çığırtkanlığı yaptıysak işte bu yüzden.
    Bu güne kadar üniversiteyi göz ardı etmeyin, destekleyin, gerekirse soframızdaki ekmeği bölüp yarısını üniversiteye verelim.
    Esnafı, STK’sı, vatandaşı, köylüsü, Ahmet Ağası, Mehmet Ağası kim varsa bir olalım üniversiteyi hedefe giden yolda bir adım daha itelim dediysek işte bunun için.
    Şimdi iyi mi oldu demek istemiyorum, ama bundan sonra iyi olsun, kimsenin canı yanmasın.
    Yeter artık yeter, bu yola bir çözüm, bu yola bir alternatif üretmenin tam zamanı.
    Bunun yarını yok, ötesi, ertesi yok!
    Şuan hastanede tedavi gören genç arkadaşıma geçmiş olsun dileklerimi gönderirken
    Tüm Yozgat adına özür diliyorum..
    Özür diliyorum, çünkü birinin bir özür borcu var!