Haftanın sonu belkide bizim en yoğun günlerimizin sonuydu, taşındık, bir nevi yerleştik, gazetenin düzenini oturtmaya çalıştık ve bugünde son ayrıntıları tamamlayacağız inşallah... Bu kargaşada size insanlara fırsat sunmak adına çok beğendiğim iki hikayeyi sizlerle paylaşmak istedim.Keyifli haftasonları...
    Amerikalı bir zengin, iş seyahati sırasında Meksika'nın küçük bir kıyı kasabasına uğramış. Limanda gezerken, bakmış ağzına kadar balık dolu bir tekne ve içinde keyifli bir balıkçı...
"-Merhaba balıkçı" diye seslenmiş,
"... Bu balıkları nekadar zamanda tuttun?"
"-Bir iki saatimi aldı" demiş balıkçı... İştahlanmış bizim işadamı;
        "-E, niye biraz daha kalıp daha fazla tutmadın?" diye sormuş.
        "-Bu kadarı bize yetiyor da ondan" diye omuz silkmiş balıkçı.
Şaşmış balıkçının bu kanaatkarlığına işadamı;
"Kalan zamanını nasıl geçiriyorsun peki" diye üstelemiş. Balıkçı, özetlemiş bir gününü:
    "-Sabahları açılır, biraz balık tutarım. Sonra çocuklarımla oynarım. Öğleyin karımla biraz siesta yaparım.
    Akşamları amigolarla beraber gitar çalıp şarap içer, geç vakte kadar eğleniriz. Oldukça meşgul sayılırım senyor".
    Gerinmiş Amerikalı:
    "-Bak" demiş "... ben sana yardımcı olabilirim. Bu işe daha çok zaman ayırmalısın.
    Daha büyük bir tekne bulup daha çok balık tutmalısın. Oradan elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın.
    Kısa sürede değil, doğrudan işletme tesislerine satarsın.
    Hatta zamanla kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Kısa zamanda balıkçılık sektöründe bir numara olursun".
    Balıkçı merakla "Bunları yapmak kaç sene alır senyor" demiş: "15-20 yılda halledersin" demiş Amerikalı, "Ama sonrası daha parlak: Zamanı gelince şirketini halka açarsın, hisselerini iyi paraya satarsın, kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın."
    "-Milyonlar ha..." diye tekrarlamış balıkçı...
    "Eeee... sonra?"
     "-Sonra emekli olursun.
    Küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin. İstersen zevk için balık tutarsın. Çocuklarınla oynar, karınla keyfince siesta yaparsın. Akşamları da arkadaşlarınla şarap içip gece yarısına kadar gitar çalarsın.
    Nasıl...? Mükemmel değil mi?" .
    Bir an olsun durup düşünseniz; "Bütün bu telaş ne için...?"
    Arada denize açılıp, çocuklarınızla oynaşmayacak, dostlarınızla gitar çalıp şarap içemeyecek olduktan sonra onca koşturmanın ne anlamı var?
    Hırsla örülü onca yılın vaat ettiği final, halen yanı başımızda duran mutluluksa, bu yarışa ne gerek var?

 DENİZ YILDIZI
    Yazı yazmak için okyanus sahillerine giden bir yazar, sabaha karşı kumsalda dans eder gibi hareketler yapan birini görür.
    Biraz yaklaşınca , bu kişinin sahile vuran denizyıldızlarını, okyanusa atan genç bir adam olduğunu fark eder. Genç adama yaklaşır:
    -Neden denizyıldızlarını okyanusa atıyorsun?
    Genç adam yanıtlar;
    -Birazdan güneş yükselip, sular çekilecek.
    Onları suya atmazsam ölecekler. Yazar sorar;
    -Kilometrelerce sahil , binlerce denizyıldızı var.
    Ne fark eder ki?
    Genç adam eğilir, yerden bir denizyıldızı daha alır, okyanusa fırlatır.
    -Onun için fark etti ama...
    Birilerine fırsat tanımak istiyorsanız, fazla vakit kaybetmeyin. Çünkü fırsat bekleyen insanların çok vakti olmaya bilir. Belki bir gün sizlerde aynı duruma düşebilir, sizlerde birilerinden yardım bekleyebilirsiniz. Bana göre iyilik geleceğe yapılan en iyi yatırımdır. Çünkü insana yapılır. Ve insanlar insanlara her zaman ihtiyaç duyarlar...