Ülke gündemini gezi parkı protestoları meşgul ederken, dikkate değer birçok konu geri planda kalıyor.
Örneğin, geçtiğimiz hafta basında yer alan, terör örgütünün Şırnak Cizre’de sözde asayiş timi kurduğu haberleri üzerinde fazla durulmadı.
Genelde önemli konuların üzerinde fazla durulmaz.
Mesela gezi parkı eylemlerinin ilk başladığı günlerde gece yarısı meclisten geçirilen petrol yasası üzerinde de fazla durulmamıştı.
Petrol yasası daha yeni yeni tartışılmaya başlandı. Bu konuya bilahare değinirim.
Bugün, tepemize çıkan terör örgütünden bahsedelim de biraz daha canımız sıkılsın!
Çözüm sürecinin başlaması ve terör örgütünün ülkeden çekilmesi sürecinin sıkıntılı olacağını biliyordum.
Beni en çok endişelendiren şey, terör örgütü üyelerinin yol kesip, kimlik kontrolü yapmalarıydı. Çünkü biz bu tür şeyleri hazmedecek bir toplum değiliz.
En azından “şimdilik” öyle değiliz!
Dağdan inen terör örgütü üyelerinin ülkeyi tamamen terk etmediklerini görüyoruz. Ellerinde sözde bayrakları ve örgüt elebaşının fotoğrafları ile halen sokaklarımızdalar, ülkemizdeler.
Demokrasi ve özgürlük anlayışının bizi getirdiği son nokta budur.
Fazla demokrasi ve haliyle fazla özgürlük, bizim insanımıza yaramaz. Bunu hep söylerim. İdam cezasının kalkması da, tanınan özgürlükler de bir gün bizim başımıza bela olacak.
Görünen köy misali... Ankara’da özgürlük ve demokrasi naraları atanların bu isteklerinin altında yatan sebepleri görecek kadar çok kayıp verdi bu ülke.
Tamam, belki balık hafızalıyız ama acılarımız unutulacak cinsten değil. Kimse de böyle bir şey beklemesin bizden.
Her zaman verilen bir örnektir gerçi ama yine de yazacağım. Amerika’nın milyonlarca Fransız asıllı vatandaşı var. Bunların çıkıp da “özgürlük ve demokrasi istiyoruz” diye ortalığı yakıp yıktıklarını, özerk bir bölge isteğinde bulunduklarını bir düşünün...
Ya da Almanya da yaşayan 4 milyondan fazla Türk vatandaşının, yerlerini beğenmeyip ayaklandığını...
Kuvvetle muhtemel, bahsettiğim bu ülkelerin güvenlik güçleri, biber gazı veya plastik mermi kullanmayacaklardır. Ezip geçerler, yıkıp dökerler...
Yani bu ülkelerden daha demokratik ve bir o kadar da özgürlükçü bir ülkede yaşadığımızı hatırlatmak istedim sadece!
Türk vatandaşlarının büyük çoğunluğunun sinir kat sayılarını yükselten bu ve bunun gibi bölücü eylemler ne zaman son bulacak sizce?
Çözüm sürecinde ne tür vaatler verildi bilmiyorum, fakat bildiğim bir şey var o da ülke bölünene dek bu aykırı gurupların rahatlamayacakları.
Açıkça özerklik isteklerini her fırsatta dile getirenlerle nasıl uzlaşacağız, nasıl anlaşmaya varacağız?
Beğenmedikleri Türkiye Cum-huriyeti’nin himayesinden çıkıp gitmek yerine, topraklarını bölme zihniyeti ne kadar başarılı olacak onu da yaşayarak göreceğiz.
Bu konu kabak tadı veriyor artık, günün birinde “lanet olsun, işte size toprak, sınırları çiziyoruz, çekin gidin şu bölgeye” dersek acaba ne olur?
Muhtemelen kurulduğu günden beri tam olarak devletleşemeyen ve ekonomik sıkıntılarla boğuşan Ermenistan’dan farkları kalmaz.
Kardeşçe yaşamak dururken, yerini beğenmemek, haline şükretmemek niye?
Hani hep diyoruz ya dış güçlerin desteği ve baskısı ile ülkemizi iç karışıklığa götürmek istiyorlar diye...
Tamam orası bilindik konu da, bu insanlar da beyin yok mu?
Hep kullananları eleştirdik bu güne kadar.
Peki ya kullanılanlar, kendilerini kullandıranlar...
Yani hırsızın hiç mi suçu yok?!