Şu insanoğlu ne garip, kışın ''Havalar ısınsa da, kemiklerimizin donu çözülse'' diyerek serzenişte bulunuyoruz, yazın ''Havalarda çok ısındı, bunaldık, biraz yağış olsa da serinlesek'' demekten kendimizi alamıyoruz.
Serzenişimizin temelinde, havaların sıcaklığı veya soğukluğundan ziyade, içerisinde bulunduğumuz ortamın yüklediği sorumlulukların ağırlığı altında ezilişimize isyan edişimiz yatmaktadır.
Bir anket yapmaya kalkışsak, ''Hayatınızdan memnunmusunuz?'' diye sorsak, katılımcıların yüzde 80'inden fazlası ''Hoşnut değilim!'' yanıtını verecektir. İlk sorunun devamında ''Hayatınızın hangi evresinden şikayetçisiniz?'' dediğinizde ise, alacağınız yanıtların yüzde 90'ınından fazlası, kendi hayatından çok toplumsal konuları içerecektir.
Elbetteki toplumsal konularda bireysel yaşamın bir parçasını, hatta önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Ancak, bireysel beklentilerimizin öne çıkması sonucunda, toplumsal beklentileri fazla dikkate almadan öngördüğümüz yaşam tarzı, paylaşma duygusunu törpiliyerek, bireysel tavırlarımızın gelişimini sağlarken, sıkıntılarımızı daha doğrusu sıkıldığımız konuların sayılarını da artırmaktadır.
''Hayat paylaşınca güzeldir'' diye bir şarkı sözü vardır. Buradan hareketle, yaşamı kolaylaştıran paylaşımlarımızdır. Paylaşımlarımızı ordan kaldırdığımızda ortaya birden fazla sorun çıkmaktadır. Fırından aldığınız sıcak ekmeği eve götürüp, tek başınıza yemeğe kalktığınızda, aldığınız ekmeğin tek sahibi kendiniz olduğunu daklere ettiğinizde, sonucunun nasıl bir hüsranla sonuçlanacağını hesap bile edemezsiniz. Aldığınız sıcak ekmeği evde tek başınıza yediğinizde rahatsızlanma ihtimaliniz yüksek. Bireysel hareket ettiğiniz için, size kimse yardımcı olmayacaktır, sonucu siz düşünün. Sıcak ekmeği tek başınıza yemek için sofraya oturduğunuzda, lokmalar boğazınıza dizilecektir. Bir parçası bölünmüş sıcak ekmeği bir kenara bırakıp, gideceksiniz. Size ait olan ekmeğe kimse dokunmayacağı için zaman içerisinde bayatlayacaktır. Bir süre sonra küflenecektir. Karıncalar, sinekler, böcekler, fareler bu ekmeğe sahip olmak için devreye girecektir. Yine sorun yaşanılacaktır, yaşanılan sorunlar bireysel hareketinizi olumsuz etkileyerek, hayatla olan ilişkilerinizin tamemen kopmasına neden olacaktır.
Bu kopuşun sonrasında topluma yeniden katılabilme çabaları beraberinde başka sorunların da gündeme gelmesine vesile olacağı kesindir. Şöyle çevrenize bakınız, toplumla barışık olmayan o kadar çok insanla karşılaşacaksınız ki; bu insalar özeleştirilerde bulunmak yerine, yaşamakta olduğu sıkıntı ve sorunların sorumlusu olarak birilerini adlandırdığını göreceksiniz. Bu durum da onu daha fazla yalnızlığa, daha fazla bencilliğe sürükleyip, psikolojik olan rahatsızlığı katbe kat artarak, bunalıma girmesine vesile olacaktır.
Dedim ya, havalar çok sıcak ve bunaltıcı. Aslında bunaltıcı olan havalardan çok bizlerin bencilliğinin neden olduklarıdır.