Öncelikle gazetemizin 47’nci yıldönümü münasebetiyle bizleri yalnız bırakmayan tüm okurlarımıza ve sevenlerimize teşekkür ederek yazıma başlamak istedim.
Yaklaşık iki hafta boyunca gazetemizin kuruluş yıldönümünü kutlamak için ziyaretimize gelen misafirleri ağırladık.
Yine bir ziyaret esnasında konuklarımı ağırlarken, Ak Partili belediye meclis üyesi Zerrin Şenay Aktürel Hanım gazetemizin bürosuna geldi.
Zerrin Hanımı emekli öğretmen olmasının yanı sıra, Ak Parti kadın kollarının bazı organizasyonlarda görev aldığından dolayı tanıyorum.
Bir basın açıklaması  olduğunu söyleyerek, elindeki istifa dilekçesini bana uzattı. Odam kalabalıktı, hızla dilekçeyi okumaya başladım:
Aktürel şunları  kaleme almıştı: “Yozgat’ımızın daha iyi yerlerde olabileceğini başbakanımızın direktifleri doğrultusunda marka bir şehir olacağımızı vizyonu olan geniş katılımcı anlayışlı olan, adalet ölçülerinden ayrılmayan bir belediye başkanı ummuştum.
Ne yazık ki dar kadrocu, şehircilik vizyonundan uzak, kendi fikirleri doğrultusunda görev yapan bir belediye başkanı ile daha fazla çalışma ortamım kalmadığından halkımıza olan sevgim ve saygımdan dolayı onlardan özür dileyerek belediye meclisi üyeliğimden istifa ediyorum…”
Ardından Zerin Hanıma konuyla ilgili birkaç soru yöneltmek istedim. Tabi bu arada diğer misafirler ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorlardı.
Aktürel: “Elinizdeki dilekçede her şey detayıyla yazıyor Yasin Bey, başka bir açıklama yapmak istemiyorum” diyerek müsaade istedi.
İnanıyorum ki kendisinin söyleyeceği çok şey vardı ama konuyu uzatmak istemiyordu. Sadece istifasını kamuoyuna duyurmak istiyordu.
Biz görevimizi yaptık, okurlarımızla bu durumu paylaştık.
Ardından Başkan Başer bir açıklama yayınladı.
Başer açıklamasında: “…Kendi görevini yerine getirmekten aciz olan ilgilinin belediyemiz icraatlarının olumsuz olduğunu gerekçe göstererek ve partimizi ve sayın genel başkanımız ve başbakanımızın da adını kullanarak basın açıklaması yapması ahlaki olarak etik bulunmamıştır…” diyordu.
Siyasilerimiz eleştirilmeye gelmezler.
Başkanın meclis toplantılarına katılmadığı için “görevini yerine getirmekten aciz” diye nitelendirdiği emekli öğretmenin, o toplantılara “kadrocu, şehircilik vizyonundan uzak, kendi fikirleri doğrultusunda görev yapan” diye nitelendirdiği başkan Başer’e tepki olarak katılmadığı aşikar.
Ne yazık ki ülkemizde demokrasi sadece kağıt üzerinde var. Parti içi muhalefet diye bir kavram yoktur bizde. Herkes aynı şekilde düşünmek ve aynı kararlara tabi olmak zorundadır.
Kişisel çıkarların birinci planda olduğu bir sistemde, mevcut durumdan rahatsızlığını dile getirenlerin sayısı da yok denecek kadar az oluyor tabi ki…
Kimse kusura bakmasın, dün Zerrin Aktürel’in yaptığı  şeyi birçokları yapamaz, yapamıyor.
Haklı-haksız ayrımına girmek istemiyorum. 
Başer ile Aktürel arasında kişisel bir çekişme de olabilir. Bunu bilemem. Neticede meclis toplantılarına bizzat katılmıyorum.
Bir emekli öğretmenin özgüvenine dikkat çekmek istedim.
Aktürel gibi Ak Parti içinde mevcut durumdan; yani ödeneksizlikten, yatırımsızlıktan ve Yozgat’ın üçüncü plana atılmışlığından şikayet eden üyeler yok mu?
Tabi ki var.
Fakat kişisel çıkarlar, memleket çıkarlarının önüne geçtiği için birçoğu seslerini çıkarmıyorlar.
Biz ne zaman “su akarken testiyi doldurayım” mantığından kurtulursak, işte o zaman Yozgat kurtulacak.
İşte o zaman bulvar veya cadde isimlerini değil de kurulacak olan ikinci bir üniversite kampüsünün ismi veya er eğitim alayının yeri konularında tartışmaya girebiliriz.
Siyasilere şunu hatırlatmak istiyorum; herkes aynı fikirdeyse, kimse yeterince düşünmüyor demektir…