Nefret…
Kişilerin birbirine duyduğu bir duygu ve his.
Sevgi nasıl insanların birbirlerine duyduğu bir duygu ve his ise nefrette öyle bir duygu.
Hayatımızın her alanında nefret ve nefret söylemleriyle karşılaşmış hatta bizde farkında olmadan nefret söyleminde bulunup, maruz kalmış olabiliriz. Günlük dil içerisinde kullandığımız kelimeler, ifadeler, nefret söylemlerine dönüşmüş, birbirimizi kırmış olabiliriz.
Yapıyoruz da.
Bilerek ya da bilmeyerek.
Kendimizi bir grup veya topluluğa ait hissettiğimizde, ait olduğumuz grup ve topluluğun fikir ve ideolojilerini kabullenmeye başlarız bizim ideolojimize aykırı olmasına rağmen. Aslında bulunduğumuz grup içerisinde bu ideolojileri savunurken nefret söylemini, bizde yapmaya başlamış olabiliriz farkına varmadan. Zannederiz ki ait olduğumuz grubun fikir ve ideolojilerini savunmadığımız zaman gruptan dışlanırız. Grubun fikir ve ideolojilerine aykırı düşünceleri savunmaktan çekiniriz. Zamanla toplumda oluşan kendin gibi değilsen dışlanırsın algısı bizlerde istemediğimiz düşünceleri savunmamız gerektiği algısını oluşturdu. Bu algı biz insanları birbirine düşürmekle kalmadı ayrıştırıcı olmaya başladı ve ayrıcı dil kullanımını hayatımızın merkezine oturttu. Toplumumuzda var olan din, dil, ırk, fikir, ideoloji ayrımı günlük dil ve yaşamı etkilemekle kalmadı, siyasette hatta spor müsabakalarında da sıklıkla karşımıza çıkmaya başladı. Spor müsabakalarını amacında çıkartıp sporun ortak renklerini birbirinden ayrıştırıp küfür, hakaret ve aşağılama alanına dönüştürdük fanatizme çevirdik. Siyasette de dil yukarı da bahsettiğim gibi, ayırıcı dil olarak yaygın şekilde kullanılmaya başlandı. Aynı ideolojiyi ve görüşü savunmayan kişileri toplumdan ayrıştırdık. Sırf bir topluluktan dışlanmamak için onlar gibi düşünmeye çalıştık. Onlar gibi hareket edip, aynı görüşleri savunduk. İnsanları dinleri, ırkları, siyasi görüşleri gibi birçok yönden eleştirip onları yargılamaya başladık. Daha önceleri belki de çok yaygın olarak yapılmasa da gelişen teknoloji ile sosyal medyanın başrol oynadığı dünyamızda nefret söylemi günden güne artmaya başladı, iyiden iyiye hayatımızın odağına yerleşti. Sosyal medyanın anında paylaşım yapması, hızına yetişilemeyecek bir alan olması bizlerin fikirlerini ve yaşanan olayları gerçekliğiyle özgürce ifade ettiği bir alan oluşturdu. Orada özgür olan biz insanlar düşündüklerimizi sosyal medyadan aktarmaya başladık. Kendimize ait olan fikir ve ideolojilere uygun bulmadığımız düşünceleri ve insanları orada yargıladık. Oluşturulan gruplarla veya kendimize ait olan profillerle kişileri yargılayıp nefrete maruz bıraktık.
Hepimiz bu dünyada özgürüz, birbirimize saygı duyup birbirimizi yargılamazsak sevdiklerimizden ve sevdiğimiz şeylerden uzaklaşmayız. Teknoloji gelişiyor, sosyal ağlar artıyor fakat insanlar kalabalıklar içinde yalnızlaşıyor. Sosyal medyayı bilinçli kullanıp insanları yargılayıp, bilerek veya bilmeyerek nefret söylemine maruz bırakmayalım.
Bu dünya hepimizin…