Özellikle son 10 yılda demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi kavramları en çok kimlerden duyduk?
Bu söylemlerin ardına sığınıp, ülke içinde ve dışında hak arayanlar kimlerdi?
Hiç düşündünüz mü?..
Evet, bir taraftan canımızı yakarken, diğer yandan da demokrasiden ve özgürlüklerden bahsedenler genelde terör örgütü yandaşları ve destekçileri oldu.
Partileri kapatılsa da, amblemleri değişse de renkleri hep aynıydı. Hep aynı şeyleri duyduk ve çoğu zaman milletin meclisinden de yankılanan bu sesler her zaman bizi rahatsız etti / etmeye de devam ediyor.
Bugün gelinen noktada, her fırsatta ortaya çıkan ve sinirleri germeye devam eden terör örgütü destekçileri gezi parkı gösterilerinde de bayrakları ellerine aldılar.
İstanbul’daki gösterilerin başlangıcına gittiğinizde, güvenlik güçlerinin ilk müdahalesinin sert olduğunu sizler de göreceksiniz.
Ardından siyasilerin yaptığı açıklamalar ortamı iyiden iyiye germiş ve ufak çaplı bu gösteri, ülke geneline yayılan eylemler zincirine dönüştü.
Sonra ne mi oldu?
Kargaşadan rant çıkarmayı alışkanlık haline getiren guruplar ellerine sazı aldılar. Son olarak hafta sonu terör örgütü elebaşı Apo’nun fotoğrafları Taksim’de açıldı...
İşte bu çok düşündürücü...
Tabi ki orada, özellikle siyasilerin yaptığı sert açıklamalara başkaldıran ve seslerini duyurmaya çalışan herkese terörist yakıştırması yapamayız.
Ama bu tepkinin BDP'siz, Kürtsüz, sosyalistsiz olmasını temenni ederdim.
O zaman bunun adına bir halk hareketi denilebilirdi.
Bugün o meydanda terör örgütü bayrakları veya bir teröristin fotoğrafları açılıyorsa, orada sesini duyurmaya çalışan tüm vatanseverlerin gezi parkı alanını boşaltması gerekir.
Aksi halde, üç gün sonra sadece ortadaki gerginlikten nemalanmaya çalışanlar hafızalarda kalacak.
Tüm bu olan biteni izleyen vatandaşların, gösterilerde yaralanmaların artması ve bir polis memurunun şehit düşmesi ile birlikte gösterilere bakış açısı değişti.
Cumhuriyetimizin tarihine baktığınızda, yani yakın geçmişimizde, bu millet her zaman biz-siz kavgasına sürüklenmiş.
Sağ-sol, alevi-sünni, Türk-Kürt kavgaları gördü bu ülke. Çok canlar verdi.
Biz bu oyunları öğrenene, anlayana dek daha çok nifak sokarlar aramıza. Bu konuda akıllanacağımızı sanmıyorum.
Sizce kullanıldığımızı ne zaman anlayacağız?
Türkiye 30 yıldan fazla süre başına bela olan bir terör örgütü ile uğraşıyor.
Sonra “akil” seçilen, “akil” olduğu söylenen birisi çıkıyor diyor ki “Apo’ya bebek katili demeyin!”
Tamam, biz balık hafızalı bir milletiz belki ama o kadar da değil!..
Bugün bebek katili demeyin dedikleri terör örgütü elebaşının fotoğraflarını Taksim meydanında görünce sinirlendim doğal olarak.
İşte sağduyu burada gerekli.
Aklıselim açıklamalar şimdi daha da önemli...
Aklıselim demişken...
Şunu da belirtmek istiyorum. Olayların başladığı günden beri en çok taktir ettiğim isim Cumhurbaşkanı Abdullah Gül oldu.
Ortadaki gerginliği yumuşatan ilk açıklamayı Gül yapmıştı.
Bundan sonra ne olur bilmiyorum ama böyle giderse, yani birileri çıkıp karışık ortamdan nemalanmaya devam ederlerse hiç de iyi olmayacak.
Bunlara fırsat vermemek gerek.
Bugün demokratik haklarını kullananlar, zaten gergin olan meydanı art niyetlilerin inisiyatiflerine bırakmamalılar...
Çünkü fırsatçılar o meydandalar.