Bir Kurban Bayramını daha geride bıraktık. Bildiğini okuyan, alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçmeyen bir milletiz.
Bunu Kurban Bayramında tekrar gördüm, yaşadım.
Diyanet İşleri Başkanlığı, müftülükler hatta bayram namazında vaaz veren imamlara kadar neredeyse tüm din adamları kurban kesiminde hayvanlara eziyet edilmemesi yönünde uyarılarda bulundular.
Hz. İbrahim’den sünnet olarak süre gelen bu ibadette, Allah için kurban edilen hayvanlara zulmetmenin yanlış olacağını söylemeye gerek bile yok.
Fakat bayramın ilk günü öyle manzaralarla karşılaştım ki, hem üzüldüm hem de sinirlendim.
Kurban kesmek bir ibadet biçimiyse, azımsanmayacak kadar büyük bir bölümümüz ibadet etmeyi bilmiyor diyebilirim.
Çünkü, akla mantığa sığmayacak kadar hoşgörüsüz, bir o kadar da zalimce kesilen kurbanlara yapılanlar ibadetten başka her şeye benziyordu.
İnsanların inançlarını sorgulamak, ibadet biçimlerini eleştirmek haddime değil. Herkes kendince haklı olabilir.
Ben gördüğümü, yaşadığımı yazıyorum.
Allah için kurban edilecek bir canlıya son anlarında eziyet etmeyi, hırpalamayı doğru bulmuyorum.
Sırf bu yüzden kurban kesimi için öğleden sonrasını bekledim ve tercih ettiğim bir kasaba bu işi yaptırmayı makul gördüm.
Tabi bu arada hayvan pazarında bulunan kurbanlıkların ortasında yapılan kesimler de bana mantıklı gelmiyor.
Bir çadırda satılmak için bekleyen onlarca koyun, aynı çadırın orta yerinde kurban edilen başka bir koyunun kesilişini izliyorlar. Hatta, çadırın ortasındaki tahta direğe asılmış kurbanlıkların derileri orada yüzülüyordu.
Diğer kurbanlıklar baştan sona olanı biteni izliyorlardı. Huzursuz oldukları her hareketlerinden belliydi.
Biz ki yere düşen ekmeği bile öpüp, alnımıza koyduktan sonra yüksek bir yere bırakan bir milletken, kurban edeceğimiz bir canlıya nasıl bir saygıda bulunmamız gerektiğini unutur olmuşuz!..
Bir tarafta nimet saydığımız ekmeğin kırıntısına bile saygımızı ifade ederken, etinden sütünden ve derisinden faydalandığımız başka bir canlıya nasıl davranacağımızı bilmiyoruz.
Kurban kesmek dinen vacip, sünnet veya bizlere farz da olabilir. Fakat biz bu dini vazifeyi bir alışkanlık olarak görmeye başlamışız ki artık elimizin altındaki canlıya saygımızı yitirmişiz.
Bir telaş, bir acele…
Görmedim ama duydum, kimi zalimler büyükbaş hayvanlar kurbanlık vasfını alsınlar diye dişlerini çekiyorlarmış.
Diğer yandan kurban kesimi için müşterisinden vekalet alan bazı satıcıların arife gününden vatandaşın kurbanını keserek hazır ettiklerini öğrendim. Oysa ki bildiğim kadarıyla kurban, bayram namazından sonra kesilir.
Daha neler var neler…
Hani tüm bunları tespit edebilsem, yazmaktan daha fazlasını da yapardım.
İş artık ticarete, rekabete girdiğinden dolayı her şey olabilir.
Paranın olduğu yerde böyle şeylere şaşırmamak gerek.
Bir yanda elindeki malı satmaya çalışanlar, diğer yanda ibadetlerini yerine getirmek isteyen Müslümanlar…
Velhasılıkelam, sormadan edemiyorum. Ekmek nimetse, kurban ne?..