Bugün 29 Ekim Pazartesi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 89'uncu yıldönümü. Tüm yurtta olduğu gibi Yozgat'ta da düzenlenecek çeşitli etkinliklerle kutlanacak.
Dini Bayramlarımızdan Kurban Bayramı ile birbirini takip eden günlerde idrak edeceğimiz Cumhuriyet Bayramı, geçmiş yıllardan farklı olarak bu yıl ''Tartışmaya'' açıldı.  Aslına bakarsanız, gelinen nokta, ''Perşembenin gelişi Çarşambadan belliydi'' misalinde olduğu gibi, yıllar öncesinden belliydi.
Son 5-6 yıldır, biraz daha fazla bir zaman diliminde resmi ve dini bayramlarla ilgili olarak azalan ilgi ve açıktan olmasa bile gizliden gizliye yürütülen kampanya bugün biraz temkinli olarak dillendirilmeye başlandı. Bunun da sindirilmesinin ardından açıktan söylemler artacaktır, diye düşünüyorum. Bugün gelinen noktada  bunun habercisi niteliğindedir.
''Türk toplumu millet mücadelesini, üzerinde hür ve bağımsız yaşayabilecek bir vatan için başlatmış ve başarıya ulaşmıştır.'' diye başlayan bir alıntının devamında ''Düşmanlara karşı kazanılan zaferlerin sonucunda bunu Cumhuriyetle güven altına almıştır.  Kurulan bu devletin temel özelliği; millî devletin millî varlığı, geleceğini yalnız kendi iradesine bağlama azim ve kararlılığında görülür. Cumhuriyet; Türk tarihinde, Türk’ün açtığı bir devirdir.'' denilmektedir.
 Cumhuriyet'in, Millî bir devletin varoluş nedenini ortaya koymaktadır. Bunun farkında olmayanlar, ''Cumhuriyetin kazanımlarını'' yok sayıp, bugün özgürlüklerinin nedeninin Cumhuriyet'in varlığı olduğunu unutanlar, sanırım bugün kutlanacak olan bayram vesilesiyle anlama fırsatı bulacaklardır.
Alıntıda, ''Toplumlara kişilik veren, onları birbirinden ayıran bağlı oldukları yüksek değerlerinin meydana getirdiği tutum, davranış biçimleri ve hareketleridir'' denilerek, ''Bunlar, toplumların "öz değerleri”dir. Toplumları, “araç” değerler de­ğil "öz değerler" korur, geliştirir, ebedi kılar. Kısaca, "insanın" gelişmesi, "insanın" öz değerlerle donatılması, "insanın" mutlu kılınmasıdır'' diyerek, şöyle devam etmektedir:
''Cumhuriyetin, bu değerleriyle sonsuza değin yaşatılması hepimizin ortak sorumluluğudur. Cumhuriyet, bilgi çağının etkin ülkeleri arasında yer alarak ve bu alanda gelişmenin ve çağdaşlaşmanın, yalnızca aklın ve bilimin ışığında gerçekleştirilebileceği düşüncesini temel kabul eder. Ancak bu yolla kalıcı başarıları gerçekleştirebilir ve amaçlarımıza kısa sürede ulaşabiliriz. Evrensel kavram ve düşünce biçimlerinden etkilenerek, onları etkileyecek duruma gelmenin ve kültürümüzün gelişip, dünya kültürüyle bütünleşmesinin ön koşulu, ulusal kimlik, kişilik ve benliğimizi oluşturan ulusal değerlerimizin korunmasıdır. Atatürk, Ulusunu çağdaş uygarlık düzeyine ulaştıracak devrimleri gerçekleştirirken, ulusal birlik ve bütünlüğün oluşmasına ve sürekli kılınmasına katkıda bulunan öz kimliğimizin korunmasına ayrı bir önem vermiştir.''
Cumhuriyeti anlamak istemeyenlere ithaf olunur.