Milli Bayramlarımız içinde en görkemli kutlanan, coşku dolu kutlamalara sahnelik yapan Cumhuriyet Bayramımızdır. Öğrencilik yıllarımdan hatırladığım kadarıyla askeri bandolar eşliğinde geçen Mehmetçikleri ve öğrenci birliklerini hiç unutamıyorum onlar bizim milli gururumuzdu.
Yozgat’ta bildiğiniz gibi Jandarma alayımız vardı. Cumartesi-Pazar günleri sokaklar askerlerle dolar taşardı. Bizim öğrenciliğimiz onların gölgesinde kalır asker ağabeylere selam verir geçerdik.
Caddelerde yediden yetmişe herkes askerlerimize saygı duyar, onların resmi kıyafetle dolaşmasından zevk alırdı. Esnaf kardeşlerimiz de onları sahiplenir onlarla yüzü gülerdi.
Cumhuriyet bayramında ve 30 Ağustos Zafer bayramında en çok onların geçişlerinden zevk alır halkla birlikte onların rap!.. rap!.. yürüyüşlerini coşkuyla alkışlardık. Geceleri de fener alaylarıyla caddelerde dolaşırlar şehri aydınlatırlardı.
Cumhuriyet Bayramının anlam ve önemini yediden yetmişe hepimiz bilir, bu bayrama saygı duyardık. Kafkaslar, Birinci Dünya Savaşı, Çanakkale ve Kurtuluş savaşını bilenler Cumhuriyet bayramına da sahip çıkıp baş tacı ederdi. Coşkuyla kutlanan milli bayramlarımızda şehit ve gazi yakınları (Gazilerin bizzat kendileri de) törenlere katılarak milli gururlarını bizimle paylaşırlardı.
Öyle zannediyorum ki Cumhuriyet rejiminin vazgeçilmez oluşunu onaylayanımızın sayısı çok çok fazladır. Cumhuriyet rejiminin kurallarını içimizde ve dışımızda benimseyip, halkın yönetimine katılımını sağlamak en doğru bir tercih olacaktır.
Adalete saygı, insanlığımıza saygı, rejime saygı ve ülkeye saygı en önemli düstur olmalıdır. Halka rağmen iktidar olunmaz halk olmadan da bahtiyar olunmaz. Birlik ve beraberliğin teminatı Cumhuriyettir, bağımsızlığın teminatı da Cumhuriyet rejimidir. İnsana insanca yaşama hakkı veren de Cumhuriyet iktidarıdır. Halkını hiçe sayan ve halkına zulmeden hiçbir iktidar Hakka ve halka yakın olamaz.
Ne yazık ki, Türkiye Cumhuriyeti’ni birlikte kurduğumuz, sırt sırta omuz omuza verip düşmana  karşı kale gibi durduğumuz Milli Birlik duygusuna zarar vermeye, o yüce duyguyu istismar etmeye çalışan hainler türedi. Cumhuriyetin gölgesinden çıkıp ülkemizi bölmek-parçalamak adına faaliyet göstermeye başladılar. Tarihi kinlerini de kusarak Türkiye Cumhuriyetine saldırıyorlar.
Temiz beyinlere kara leke sürüp insanımızı bir birine düşman etmek için adeta savaş veriyorlar. Türk-Kürt, sağ-sol; alevi-sünni, Osmanlı-Ermeni gibi ayrımlarla kimlik parçalanmasıyla bölücülük ve kin duygularıyla ülkemizde faaliyet gösterdiler, bunda da maalesef başarılı oldular.
Kardeş kanı döker hale geldik. Her gün üç-beş şehit vermeye başladık. Misaki Milli sınırlarımızla oynamaya başlandı. Türk-Kürt kimliğini öne çıkarıp ırkçılığı üstün bir meziyet gibi işlemeye başladılar. Bu bir düşman oyunu idi. Nifak tohumları eken, hainleri görmemezlikten geldik. Ülkemizde bölücülük prim yapmaya başladı. Bölücüler meclise ulaştı.
Dünyanın her yerinde Müslüman kanı döküyorlar. Dünyanın her yerinde Türk düşmanlığı prim yapıyor. Türk ve Müslüman dünyası olarak kalkıp bu ihanete karşı birleşmeyi savunmuyoruz ne yazık ki!... Söze ne hacet Cumhuriyet bizim can damarımız; söze ne hacet cumhuriyet milletin  tek seçeneği!... Yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Türkiye cumhuriyeti!
Yaşasın Türk Dünyasının Kardeşliği!...