Son zamanlarda Yozgat’ta ekmek fiyatları kafaları fazlasıyla karıştırıyor. Hemen her markette ve fırında ekmek fiyatları farklı.
Bugün Yozgat’ta ekmek 30 kuruşa, 35 kuruşa ve 50 kuruşa satılıyor. Satılan 250 gramlık aynı ekmek.
Hepsi de dün Başbakan Erdoğan’ın “Şu beyaz ekmek denilen ekmeği sofralarımızdan kaldıralım” dediği beyaz ekmek...
Yan taraftaki markete gittim, 30 kuruş verip bir ekmek aldım. Dijital tartıda tarttırdım 262 gram çıktı. 30 kuruşa satılan ekmeğin de 250 gram geldiğini gördüm.
Tabi ki bu fiyatların bir kaç haftadır süren rekabetten kaynaklandığını biliyorum.
İki ay öncesine kadar aynı ekmeğin 70 kuruşa satıldığını da hatırlatmakta yarar var. İşte bu durum kafaları karıştırıyor.
Hatırlayacaksınız, 2012'nin Eylül ayında 60 kuruşluk ekmeğin fiyatı 10 kuruşluk zamla 70 kuruşa çıkmıştı. Bunun üzerine gelen tepkilerle birlikte belediye başkanı Yusuf Başer, zammın geri alınması için açıklama yapmış, gerekirse belediyeye ait fırının tekrar faaliyete geçirilerek vatandaşa daha ucuz ekmek yedireceklerini söylemişti.
Ne olduysa bundan sonra oldu.
Ekmek önce 60 kuruşa, ardından 50 kuruşa düştü. Ardından, fırınlar arasında başlayan rekabetle birlikte, bazı noktalarda 250 gram ekmek 30 kuruşa satılmaya başlandı.
Yozgat’ta ekmek fiyatlarındaki bu dalgalanma bir süre daha sürecek gibi.
Günlük 8-10 ekmek alan aileler açısından bakıldığında, fırınlar arasındaki bu rekabet en çok vatandaşa yaradı doğrusu.
Aslında ben ekmeğin fiyatından çok kalitesine değinmek istiyorum.
Başbakan Erdoğan’ın “Şu beyaz ekmek denilen ekmeği sofralarımızdan kaldıralım. Artık has, samimi buğday ununda ekmek üretelim. Bunun yanında kepek oranı yüksek ekmeği sofralarımıza getirelim” sözleri beyaz ekmekle ilgili bir süredir devam eden tartışmaları tekrar alevlendirdi.
Ekmek tebliği yayınlandı ve beyaz ekmekte kepek unu oranı yükseltildi, tuz oranı azaldı. Fakat, un tebliği geciktiği için tam anlamıyla buna geçiş olmadı.
Ekmek tebliği çıkarıp, ekmek üreticilerinin, yani fırınların bu tebliğe uygun ekmek üretmesini istiyorsunuz. Fırıncıya, "ürettiğiniz ekmekte şu kadar oranda kepek olacak" diyorsunuz.
Öte yandan, ekmek fırınına unu üreten fabrikaya, "sen unu üretirken şu kadar kepek kat, şu standartlarda un üretimi yap" demiyorsun.
Sanki tüm fırınlarda laboratuar var!
Fırınlarımızda laboratuar ortamı olmadığı için şu anda fırıncılar eski tebliğdeki oran olan yüzde 35’ten başlayarak ekmekte kepek unu kullanıyor. Geciken un tebliği yayınlandığında, fırıncı bu oranların sabit olarak ayarlanıp üretildiği hazır unu kullanacak.
Ortadaki sorun da böylece çözülmüş olacak.
Çok tuhaf bir durum doğrusu.
Akaryakıt istasyonlarına benzinde şu kadar katkı kullanabilirsin diyeceksin ama akaryakıt üreticisi firmalara bu şartı koşmayacaksın.
Bu da sadece Türkiye’de olur zaten.
Velhasıl, fırın işletmecisi fabrikadan hangi un gelirse ona göre üretim yapıyor.
Fabrika ortamında kepeği ayrıştırılan beyaz una tekrar fırınlarda kepek katılması zaten sağlıklı değil!
Bırakın ekmeğin ununu, fabrikalar sizin tarafınızdan belirlenen kriterlere göre üretsin. Bu işi fırın işletmecisine bırakmayın.
Önce ekmeğin hammaddesine, yani buğdaya inin.
Sonra buğdayın kabuk, rüşeym, ve tane içi ayrıştırma şeklini inceleyin.
Unda standart yokken, ekmekte bir standart olmasını beklemeyin.