Çok olmadı, bir önceki yazımda Öğretmenler Günü münasebetiyle sürekli değişen eğitim sistemimize değinmiştim.
Eğitim sistemimizde yapılan yeni değişikliğe değinmeden geçemeyeceğim.
Bildiğiniz üzere Milli Eğitim Bakanlığı sürpriz bir kararla okullardaki kıyafet zorunluluğunu bitirdi. Bundan böyle isteyen öğrenci, istediği gibi giyinebilecek.
Bu kararı farklı  açılardan ele almak gerekiyor.
Bizler, beyaz yakalı  siyah önlüklerle eğitim hayatına başlamıştık. İstediğimiz gibi giyinebiliyorduk, tabi ki önlüğün altından.
En kötüsü de simsiyah önlüğün beyaz tebeşir tozuna bulanmasıydı ki bu bizi fazlasıyla sinirlendiriyordu.
Ama diğer yandan, hepimiz aynıydık. Siyahtık işte…
Bu bana askerlik günlerimi hatırlattı. Hiç unutmuyorum, yemin töreninden sonra tek tip kıyafetle şehrin sokaklarına bizleri bıraktıklarında her taraf yemyeşil olmuştu.
Haki renk üniformalar giymiş yüzlerce acemi askerin aynı caddede dolaştığını  şöyle bir düşünün…
Zengin-fakir, güçlü-güçsüz ayrımı olmaksızın herkesin aynı renge bürünmesi sosyal farklılığı da ortadan kaldırıyordu.
İşadamının oğlu da, vekilin oğlu da, paşa yeğeni de aynı renkteydi, hepimiz yeşildik…
Okulda da böyleydi işte. Hepimiz simsiyahtık. Bilmiyorum neyin matemini tutuyorduk, ama siyahtık…
Zengini de fakiri de aynı renkti bizim jenerasyonun.
Sonra bu siyah mavi oldu, sonra özel okul kıyafetleri belirlendi derken artık ne giyersen giy noktasına kadar geldik.
Zamane çocukları  teknolojinin kucağında büyüyor.
Son teknoloji telefonlar, bilgisayarlar, tabletler, smart tvler derken vaktiyle bizim için hayal bile olamayacak imkanlar bugünkü çocuklar için gayet sıradan.
Öyle ki, televizyonda “bugün ne giysem” tarzı programların etkisinde kalan çocukların yarın okula giderken ebeveynlere hayatı zindan etmeleri kuvvetle muhtemel!
Yok onu beğenmedim, yok bunu herkes giyiyor, bu da herkeste var, bunu daha dün giydim, farklı  bir şey istiyorum, beni mutlu edecek bir şey… Derken sinir krizleri geçirmek ebeveynler için an meselesi olabilir!
Zamane çocukları ilkokul mezunu olarak doğuyorlar. Üretimin gitgide azaldığı günümüzde tüketim çılgınlığı gün be gün artıyor.
Türkiye asgari ücretin açlık sınırının bile altında olduğu bir ülke. Gelir dağılımında müthiş adaletsizlikler var. Alt gelirli ve orta gelirlilerle zengin arasında büyük  bir fark bulunuyor.
Düne kadar, öğretim yılı başında çocuğuna forma alıp o yılki kıyafet derdini hallettiğini düşünen asgari ücretli bir ebeveyn, serbest kıyafet uygulamasıyla nasıl başa çıkacak?
Hiç düşündünüz mü?
Zenginin çocuğu her gün farklı bir kıyafet giyerken, dar gelirli vatandaşın çocuğunun boynu bükük mü kalacak?
Gerçi zenginin çocuğu zaten özel okula gidiyor diyeceksiniz.
Tamam, ben de konuyu iki taraflı olarak ele almaya çalışıyorum.
Karar sizin…
Kitap, kalem dağıtan devlet kıyafeti de dağıtsa; dün kırtasiyeleri vuran uygulama tekstil sektörünü de mi perişan eder diye düşünüyorum.
Ama bunun acısı da bizden yeni zamlar eşliğinde çıkartılır düşüncesiyle bu fikrimi dile getirmeye de korkuyorum doğrusu.
Bugüne kadar siyah, yeşil, mavi derken bize çok şeyi dayattılar, giydirdiler.
Hani yarın bize ne giydirecekler diye düşünürken, “ne giyersen giy kardeşim” gibi bir özgürlüğü beklemiyorduk doğrusu!..

BİR ÇINAR DAHA GİTTİ…

Haber Müdürümüz, değerli ağabeyim, merhum Ayhan Köylüoğlu’nun sevgili annesi, Şahinde teyzemizi kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Şahinde teyze, günümüzde sayısı gitgide azalan Osmanlı hanımefendilerinin Yozgat’taki son temsilcilerinden biriydi.
Dilinden düşürmediği duaları, tatlı dili ve sevecenliği ile hemen herkesin gönlünde taht kuran Şahinde teyzemizi; kıymetlisi, biricik oğlu Ayhan ağabeyin yanına uğurladık. Mekanı cennet olsun…