Sorgun Belediyespor son oynadığı Ankara Adliyespor karılaşmasındaki sergilediği futbolla adeta hayal kırıklığı yarattı..
Ben, bir futbol seyircisi olarak Sorgun Belediyespor’un bu kadar etkisiz, bu kadar kötü futboluna şimdiye kadar hiç şahit olmamıştım, bundan sonra da olacağımı hiç sanmıyorum. Çünkü bu takım istese de bu kadar kötü futbol oynayamaz.
Bölgesel Amatör Lig maçlarının hemen başındayız. Daha ikinci hafta. Takımlar birbirini pek tanımıyor. Bazı takımlar ise birbirlerini hiç tanımıyor. Bunlardan ikisi de Sorgun Belediyespor ile Ankara Adliyespor idi.
Bu iki takım Cumartesi günü Ankara Yenimahalle Hasan Doğan Stadı’nda karşı karşıya geldiler. Her ikisi de birbirini tanımadığı için doğal olarak kontrollü başladılar oyuna. Birbirinden çekinerek oyuna başlayan iki takımdan Adliyespor ilk 20 dakikadan sonra bu çekingenliğini üzerinden atarken, Sorgun Belediyesporlu futbolcular daha da çok çekinmeye başlamış olacak ki, bu durum futbollarına çok net bir şekilde yansıdı.
Öyle bir orta saha düşünün ki, rakip takım her gelişinde elini kolunu sallayarak bu bölgeyi geçip defans oyuncularımızla karşı karşıya kalıyorlar. Bu çekingenlik Ferda Hocada da olacak ki, Gerede maçında forvete yakın oynattığı Hanifi’yi bu kez defansa yakın oynatmak istedi. Bu durum hem Hanifi’nin hem Abdulkadir’in, hem de Engin’in verimini düşürdü. Gerede maçında ki orta sahadan eser yoktu. O maçta Abdulkadir’i ön libero, Hanifi’yi ise forvet arkası orta saha şeklinde sahaya süren Ferda Hoca Adliye maçında niye böyle düşündü anlayamadım. Ben teknik direktör değilim ama Gerede maçındaki pozisyonları bu üç oyuncunun da performansını artırmıştı. Sağdan soldan bindirmeler, ortadan ver kaçlarla, organize ataklar yapabilmiştik, Bu maçta ise ikisi adeta yan yana oynadılar. İkisi de gününde olmayınca, bunlara Engin’in kötü performansı da eklenince orta saha, ortadan kayboldu gitti.
Rakip takımın orta sahasına gelince, ben aslında onlarında orta sahasını beğenmedim. Ancak bizim orta saha o kadar kötüydü ki, adamlar her aldığı topla rahat rahat bu alanı geçtiler.
Orta sahamızın yetersiz kaldığı bir başka durum ise defansa yeteri kadar yardımda bulunmamalarıydı. Böyle olunca defans oyuncularımız da zor durumlarda kaldı, kalemiz sayısız gol tehlikesi atlattı. 3 gol yemesine rağmen kaleci Soner bunlardan sadece ilk golde hatalıydı dersek yeridir. Bu golde Soner gibi bir kalecinin topa çıkmaması, rakip forvet oyuncusunu beklemesi gerekirdi. Çünkü hemen yakınında bizim defans oyuncularımız vardı. Kendini rahat hissedemeyecek bir pozisyonda olan Murat bu durumda ya şut atacak, ya da yanına bir arkadaşının gelmesini bekleyecekti ki, o zamanda bizim defans oyuncularımızın topa müdahale etme şansları artacaktı.
Yenilen bu ilk gol takımımızın bozuk olan oyun düzenini tamamen bozdu. Sinirler gerildi, bütün takım oyundan düştü.
İlk yarıda Rıdvan sahada hiç yoktu. Deneyimli ancak bir o kadar da yaşlı olan Tahir, gencecik, Rıdvan’ı sahadan sildi adeta. Bir diğeri de sağ kanatta oynayan, Gerede maçının yıldızı olan Ziya idi. O da bu maçta iyi değildi. Biz bu maçta Rıdvan ve Ziya’dan çok şeyler bekliyorduk. Şahsen ben çok şeyler bekliyordum. Her ikisiyle de maç öncesi yaptığım konuşmada kendilerinden gol beklediğimi söylemiştim. İkisi de atmaya çalışacakları yönünde söz vermişlerdi. Ancak hiç de çalışmadılar veya çalışamadılar.
Engin, kapasitesi çok yüksek bir oyuncu. O da uydum kalabalığa hesabıyla oynadı Adliye maçında.
Defansın sağında Kaptan Kamil’in sakatlanmasıyla forma bulan Taner, Gerede maçının ikinci yarısının ortalarında oyuna girmiş, müthiş bir kesme ortayla Raşit’e gol attırmıştı ve iyi bindirmeler yapmıştı. Cumartesi günkü maçta ise adeta evlere şenlikti. Defansın ortasında Yücel ile Yunus ayakta kalmaya, mücadele etmeye çalıştılar. Kamil’in yerine kaptan olarak sahaya çıkan Gökhan’ın, kendisine yapılan faulde çok aşırı ve onaylanmayacak bir tepki gösterip oyundan atılmasını ben kabul edemiyorum. Hem takım kaptanı olarak, hem de takımda ki en deneyimli futbolcu olarak kabul edemiyorum. Gökhan’a çok sert bir darbe geldi. Biz tribünlerden kemik sesini duyduk. Maçı çok kötü yöneten hakem, bu faule hiçbir kart çıkarmazken, aşırı itirazda bulunan Gökhan’a kırmızı kartı gösterdi.
En uçta görev yapan Raşit ise kendine pek fazla top ve yardım gelmeyince o da kötü performanslı futbolcular kervanına katıldı.
Şimdi bu maç geride kaldı. Artık herkes gözünün önüne bakmalı. Lig uzun bir maraton. Bu üç puanın telafisi var ama bu futbol ile değil.
Önümüzdeki hafta İskilip Belediye Gençlik ve Spor takımıyla kendi evimizde karşılaşacağız. Onları da hiç tanımıyoruz. Öyleyse çok dikkatli olmalıyız diyor, esenlikler diliyorum.