Günler öylesine geçip gitmişti ki herkes kaç günü kaldığını bile unutmuştu yeni gelen askerler arasında bir tane çavuş adayı vardı.
Bölük komutanı hem Yakup u hem de yeni gelen onbaşıyı odasına istetti.
Birlikte yüzbaşının makamına vardılar tekmil verdiler. 
Yüzbaşı Yakup oğlum bir yılı aşkın süredir birlikteyiz ben askerliğim boyunca senin kadar dürüst senin kadar başarılı bir askerle karşılaşmadım hem defalarca operasyona katıldık Allah’a şükürler olsun ki bir askerimizin bile burnu kanamadı.
Şimdi senden isteğim al bu çavuş adayını bir Türk askeri nasıl olunur öğret.
Malum askerliğin az kaldı daha gidip ev yapacaksın bana senin gibi asker lazım diyerek gurunu okşadı. 
Yakup önce üzerinde zimmetli bulunan bazı teçhizatları devretti ardından  takımın idaresiyle ilgili konuları anlattı burada askerliği ve hayatı ciddiye alacaksın eğer ciddiye almaz isen kör kurşunlar seni ciddiye alır haberin olsun diye de tembihledi. Ne var ki karşısındaki kişi Ali Ağam söylüyor kulağım dinliyor gibisine davranıyordu.
Son on günü kalmış gece koğuşta bile araziyi anlatmakla meşgul idi.
İki gün kala teslim ettiği mühimmat deposunun kapısının açık olduğunu fark etti.
Hemen onbaşıyı buldu depoya getirdi kapıyı kapattı öfkesi gözlerinden okunuyordu.
Ya kardeşim sen bu kapıyı nasıl açık bırakırsın burayı bakkal dükkanımı sanıyorsun.
Buradan bir kasatura çalınsa senin askerliğin bitmez diyordu ki çömez onbaşı sanane ya sorumluluk benim devrini yapmışsın ne karışıyorsun diye çıkıştı.
Yakup çavuş neye uğradığını şaşırdı ne yapacağını bilemez olmuştu. Gidip komutana söylese arkadaşını ispiyonlamış olacak çaresiz sustu.
Kalan iki gün kimselerle konuşmadı hatta öylesine üzgündü ki yemek bile yemedi.
Teskere günü gelip çatmış  sivil elbiselerle önce takım arkadaşlarıyla tek, tek helalleşti daha sonra bölük komutanının karşısına çıktı.
Yüzbaşı Yakup a sarıldı alnından öptü bak Yozgatlı Yakup burada başarı sağ salim evine dönmektir ne mutlu ki sen bunu başardın her zaman seni gururla anacağım anlatacağım sende arada hatırımızı sorarsan sevinirim. şimdi söyle bakalım paran pulun var mı?    
Yakup komutanına var komutanım deyip teşekkür etti elini öptü  oradan ayrıldı.
Memleketine vardığı günün ertesi kazmayı küreği alıp işe koyuldu hoş geldine gelenleri bile damda ağırlamak zorunda kaldı on, on beş gün çalıştı konu komşuda yardımını esirgemedi kar düşmeden çatıyı tamamlamıştı.
Ama Yakup ta bir tuhaflık vardı yüzü hiç gülmüyor kimselerle şakalaşmıyor hatta soru sorarlarsa yanıt alabiliyorlardı.
Annesi, kardeşi, hatta arkadaşları bile üzerine titriyor anlamaya çalışıyorlar ama nafile.
Köyde kimi kara sevda diyor kimi askerde korkmuştu bir korkuluğu tuttun  diyor herkes  Yakup için bir şeyler yapmaya çalışıyor ama Yakup un durumu hiçte iyiye gitmiyordu.
Yakupla birlikte asker olan tertipleri kırk gün sonra teskere alabilmişlerdi Yakup hakkın da duyduklarına inanamadılar.
Ziyaretine gelen bir arkadaşı yakubun durumunun anlatıldığından da kötü durumda olduğunu gördü ve çok üzüldü.
Ama üzüntüsünü belli etmemek içinde eskiden olduğu gibi davranıyor sözlü şaka ve esprileriyle güldürmeye çalışıyordu. 
Hadi biraz gezelim deyip koluna girdi biraz nazlandı ama ısrarına da dayanamadı. 
Söz askerlikten açıldı 
Arkadaşı Mahmut Ankara da yapmıştı askerliğini ne kadar disiplinli bir askerlik yaptığından bahsediyordu botlarını boyamadığı için nasıl dayak yediğini anlattı.
Yakup sen ne diyorsun bilader diyerek söze başladı biz silah seslerinden gözümüzü kırpmadığımız gibi yinede ne sakal tıraşımızı aksatırdık nede botlarımızın boyasını. Defalarca çatışmalara girdik defalarca operasyona katıldık Allah’a şükürler olsun ki bir tek arkadaşımızın burnu bile kanamadı.
Arkadaşı Mahmut Yakup un dilini çözmüştü.
Ya kardeş kusura bakma ama sormadan da edemeyeceğim nedir senin bu halin? Eski Yakup tan eser kalmamış yoksa kız meselesi mi?  
Yok ya Mahmut nereden çıkarıyorsun zaten köyde herkes  bir şeyler uyduruyor sende onlardan biriymiş gibi davranma .
Mahmut şakayla karışık ulan hıyar seni tanımasam neyse sence bu halin normal mi? Derdin nedir ya benden bari saklama 
Yakup başını öne eğer dudaklarında şu ibret verici sözler dökülür.
Mahmut biliyorsun ben çok zor bir yerde askerlik yaptım 55 kişilik bir takımım vardı sanki 55 kardeş gibiydik 
Mahmut eee ne olmuş
Sözümü kesmeden dinlersen sevinirim  bu elli dört kardeşimle bir gün bile birbirimizi incitmedik ne var ki ben gelmeden takımın başına bir çavuş adayı geldi bütün zimmetimi ve sorumluluğumu bu adama bıraktım.
Teskereme iki gün kala mühimmat deposunun kapısını açık buldum.
Ve ben böyle bir sorumsuz adama 54 kardeşimi ve vatanımı emanet ettim bu yüzdende ne yapacağımı bilmez bir haldeyim.
Kimi kara sevdaya tutulduğumu söylüyor kimi askerde kafayı kırdığımı sanıyor belki bir isimde sen takarsın ama neyleyim ki ben buyum.
Arkadaşı Mahmut kıs, kıs güler ve boynuna sarılır. Madem herkes bir kulp taktı bende takayım bari (VATAN SEVDASI) der.
Kaynak :RAFET DEMİREL