Yine bir bayram afifesi ve biz yoğun günlerin ardından üç günlük tatil diye adlandırdığımız bayrama kavuştuk.
    Bir haftadır size mükemmel bir gazete çıkartmak ve en iyisini yapmak için var gücümüzle çalışıyoruz.
    Evet ve yine sizlerin karşısına küçük kusurların olabileceği güzel bir gazeteyle çıktık. Umarım emeğimiz görmezden gelinmez ve bu bayram gazetemizi misafirlerinizle birlikte beğenerek okursunuz.
    Ve yine bir bayram sabahı, annemin olmadığı bir yanımın eksik kaldığı bir bayram sabahı daha yaşayacağım iki gün sonra...
Hem de alışılmışın dışında uykuyla geçiştirilmeye çalışılan, hevessiz, heyecansız, sevinçsiz bir bayram sabahı...
    Üstelik babamın uykumuza kızdığı ama bayram diye sustuğu ve üç kardeşin elini öpmek için sıraya girmemizi sabırsızlıkla beklediği bir bayram sabahı...
    Aslında eskiden diye başlayan bayram yazılarından nefret ederim ama büyüdükçe kayıplar yaşadıkça görüyorum ki eskiden bayramlar daha güzel daha anlamlı daha sevgi doluymuş...
    Eksiksiz tam kadro tüm sülalenin aynı çatı altında toplandığı kalabalık cümbüşler ise tam anlamıyla doyumsuz güzel anlarmış.
    Zaman geçtikçe anladım ki geçmişin tadı damaklarda ama akıllar başka başka dertlerin peşinde.
    Yaşlıların elini öperek onları mutlu etmek, çocukların şekerlerini özenle seçerek onları sevindirmek en son düşünülen eylemler arasına sıkışıp kalmış...
    Kimse bunları düşünemez olmuş, kimi kredi taksidinin derdinde kimi bayram sonu ödeyeceği senedin... Bu yüzden tatil tadında yaşamaya başlamış herkes bayramları.Ve bu yüzden de eski bayramlar sadece anılarda hatıralarda kalmış.
    Oysa ne güzeldi, annemin şekerleri sakladığı zulaları aramak, oysa ne güzeldi bayram kıyafetlerini giymek için verdiğim mücadele, oysa ne güzeldi aylardır görmediğin tanıdıklarınla bir araya gelmek... Ve ne güzeldi bayramı bayram gibi yaşamak...
    Bazen düşünüyorum, neydi bizi bu hale getiren kimdi?.. O kadar mutluluğu bir kenara itip, görmezden gelmek için hakikaten hepimizin aklını kaybetmesi, mutluluğu kabul etmemesi gerekir. Sanırım bize sihirli bir değnek değdi ve bizler mutlu olmak yerine üç beş gün pijamalarımızı dahi çıkartmadan bir köşede oturup televizyon seyretmeyi seçip, bayramları katlettik.
    Bunu, bu kötülüğü yapanda eminim doğa üstü güçlerdir. İnsanların gözündeki sevinçleri yok edip, mutluluk yerine hüznü seçen ve oturduğu yerden eski bayramları yad eden insanlar haline gelmemizin başka bir açıklaması yok...
    Kim isterdi ki, en azından ben istemezdim, istemedim de... Ama belki de hayatın dişlileri savurdu bizleri bu hallere bilinmez...
    Bilinen tek gerçek, masal niyetine anlattığımız bayramlar kaldı akıllarımızda...
    Çocukların da sevici yok kapı kapı şeker toplamak, sonra o şekerleri arkadaşlarıyla paylaşmak, değişmek, ya da arkadaşlarına ikram etmek mutluluğundan çok ama çok uzaklar...   
    Çünkü onlar bayramı bayram gibi değil bayramı tatil gibi yaşayan anne ve babaların çocukları...
    Bizler kadar şanslı değiller belki ama en azından sizilere tavsiyem, oturun çocuklarınıza eski bayram masalları anlatın...
    Sabahın ilk ışıklarında kalkıp, bayram kıyafetlerinizi bir çırpıda nasıl giydiğinizi ve komşu komşu gezip bayram şekeri topladığınızı. Sonra arkadaşlarınızla tüm gün mutlu mutlu oyunlar oynadığınızı anlatın...
    Belki onlarda kendilerinden sonrakilere anlatır ve bayramlar masal olarak hayatımızda hep kalır...
    Bu yüzdende tüm sevdiklerinizle, eş dost ve akrabalarınızla güzel bir bayram diliyorum...
    Unutmayın masalların bile kahramanları vardır. Sizde bu bayramı kahramanca yaşayın ve ilerde bayram masalının bir kahramanı da siz olun...
    Hepinize mutlu, huzurlu, sağlıklı bayramlar diliyorum.
    Nice bayramlara tüm sevdiklerinizle...