4+4+4 deyip duruyoruz. Sokağa çıkan muhabirler vatandaşa 4+4+4’ün ne olduğunu soruyorlar. Soruların çoğu cevapsız kalıyor…
Çünkü sokaktaki vatandaşın büyük çoğunluğu günlerdir tartışılan, mecliste yumruk yumruğa varan kavgalara ve hakaretlere neden olan yeni eğitim sistemi hakkında yeterli bilgiye sahip değil.
Esasında bu, ne kadar vurdumduymaz bir toplum haline geldiğimizin / getirildiğimizin en büyük kanıtı.
Yanlış anlamayın, yeni eğitim sistemini yerden yere vuracak değilim.
Beni düşünceye sevk eden şey, geleceğimizi şekillendirecek olan çocuklarımızın hayatını büyük ölçüde etkileyecek böylesine bir değişimin ne olduğunu araştırmamak hatta merak bile etmemek...
Peki, 4+4+4 eğitim sistemi nedir? Bu yeni sistemle birlikte neler geliyor?
Kabul edilen 4+4+4 eğitim sistemine göre zorunlu ilköğretim çağı, 6-14 yaş yerine 6-13 yaş arasındaki çocukları kapsayacak. İlköğretim yaşı çocuğun 5 yaşını bitirdiği yılın eylül ayı sonunda başlayacak, 13 yaşını bitirip 14 yaşına girdiği yılın öğretim yılı sonunda bitecek.
Meclisten geçen 4+4+4 eğitim sistemi ile ilköğretim; 4 yıllık zorunlu ilkokul ile 4 yıllık zorunlu ortaokuldan oluşuyor.
Artık eski sistemlerde olduğu gibi ilkokul ve ortaokullar ayrı olacak.Yeni çıkan eğitim sistemi kanunu ile üniversiteye girişteki katsayı uygulamasına ilişkin düzenlemeler de değiştiriliyor. Ortaöğretim başarı puanının üniversiteye girişteki etkisi mezun olunan alana bakılmaksızın yüzde 12 olacak.
Özetle, eğitim sisteminin omurgası tamamen değişecek...
28 Şubat sürecinde uygulamaya konulan 8 yıllık zorunlu eğitim sona erecek. ‘4+4+4’ kademeli şekilde 12 yıllık eğitim uygulanacak. Liseler 2012-2013 eğitim öğretim yılından itibaren zorunlu olacak.
Bu kanun teklif aşamasındayken tartışmalar arasında iki düzenleme komisyonda değiştirildi. Teklifte, çıraklık yaşını 14’ten 11’e çeken düzenlemeden de vazgeçildi.
Vazgeçilen bir düzenleme de, yeni eğitim sisteminin ikinci dört yıl kapsamında belirleyeceği kimi programlardaki öğrencilerin örgün eğitim dışına çıkabilmesi, yani okula gitmeyip evinden açık öğretim yoluyla eğitimini tamamlayarak diploma alması öngörülüyordu.
Özellikle bu düzenlemenin, ailelerin çocuklarını okula göndermemesine, dolayısıyla da ‘çocuk gelin’lerin atmasına neden olacağı ifade edilerek tepki gösterilmişti...
Neyse ki kanun henüz komisyondayken bahsettiğimim bu iki düzenleme kaldırıldı.
Ak Parti ve MHP’nin oylarıyla kabul edilen ve çok tartışılan bir diğer konu ise Kur’an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in hayatı, seçmeli ders olarak okutulacak olması.
Uzmanlar, din derslerinin seçmeli dersler arasına alınmasının çocukların okul, aile veya akran baskısına maruz bırakabileceğini ve çocuklar arasında ayrımcılığa yol açabileceğini söylüyorlar.
Öte yandan Başbakan’ın da söylediği gibi din derslerinde herhangi bir zorunluluk olmayacak ama seçmeli olan bu derslerin neler getireceğini zaman gösterecek.
Uzun yıllardır Türk eğitim sisteminde yaşanan karmaşa, ardı ardına değişen müfredatlar ve ben de dahil olmak üzere milyonlarca sistem mağduru...
Kredili eğitim sisteminin son mağdurlarından birisi olarak, eğitim ve sınav sistemlerindeki değişimlere şüpheli bir yaklaşımım var.
Bana göre eğitim sistemi için çıkarılan yeni kanun, Türk eğitim sisteminin sorunlarını çözen bir kanun değil sadece yapısal düzenleme yapan bir kanun.
Bazı sorunlar bugünkü kanun çıkmasa da vardı, çıktığında da devam edecek...