Yükseköğretim Giriş Sınavı (YGS) Yozgat merkez ile birlikte Sorgun ilçesinde gerçekleştirildi. Sınavlar nedeniyle sokaklarda yaşanılan hareketlilik esnafı da mutlu etti, işyerlerinin büyük bölümü sabahın erken saatlerinde açıldı.
Daha önce üniversiteye giriş ve diğer sınavlar Yozgat merkezde yapılıyordu. Ama siyasi bir kararla, üniversiteye giriş sınavları iki merkezde, diğer sınavlar ise Çekerek, Akdağmadeni, Sorgun, Boğazlıyan ilçelerinde de yapılmaya başlandı.
Sınavların her ilçede yapılması, her ilçenin öğrencisi kendi ilçesinde sınava girmesi belki maddi açıdan aile bütçesine önemli katkı sağlıyor gibi görünsede, kısa ve uzun vadede aslında ciddi zararlar verdiği de görülmektedir.
Sınavların her ilçede yapılması ile zaten her anlamda kopuk olan Yozgat ile ilçelerin bağı, bir kez daha kopulurken, daha önce Yozgat’a hiç gelmemiş çocukların, yetişkinlerin sayısını da artırmıştır.
Sınava giren çocuklar, Yozgat il merkezine geldiklerinde, sınav sonrasında boş zamanlarını kenti gezerek değerlendirirken, bundan mahrum kalmışlardır.
Aile bütçesine katkı gibi görülen ilçelerde de sınavın yapılması, aslında zarar vermiştir. Sınava giren öğrencinin babası da sonuçta esnaf, memur olan ise azınlıkta. Esnaf, minibüsçüdür, lokantacıdır, kırtasiyecidir. Bu kişiler kazançlarını, diğer esnafla paylaşmaktaydı ama şimdi paylaşma şansları yok, zira kendileri de kazanmıyor.
Bu bir döngüdür. Eğer bu döngüye çomak sokarsanız, ciddi sıkıntılar yaşanır, yaşanmaktadır. Siyaseten kazanç elde edilmiştir. Ancak, siyaseten getirilen bu kazanç ekonomik olarak insanları zarara uğrattığı gibi, sosyal ve kültürel anlamda da erozyon yaşamıştır.
Çünkü, turizm kültürel alışverişi de beraberinde getirmektedir. Boğazlıyan ilçesinde yaşayan kültür Yozgat’a getirilirken, beraberinde Yozgat merkezin veya diğer ilçelerin taşıdığı sosyal ve kültürel etkilerde birbirlerini etkilemektedir.
Hafta sonunda Yozgat’a gelen insalar sadece sınava girmekle kalmamıştır. İçlerinde lise son sınıfa gelmiş olmalarına rağmen, henüz Yozgat’a gelmemiş bir sürü genç bulunmaktadır.
Bu gençler, üniversiteyi kazanıp, Yozgat dışına çıktıklarında ‘‘Yozgatlıyım’’ diyemeyecektir. Çünkü, Yozgat’ı bilmiyor, Yozgat’ı tanımıyor. Tanımadığı için, Yozgat hakkında sorulabilecek sorulara yanıt veremeyip, mahçup olacaktır. O nedenle de ‘‘Yozgatlıyım’’ demek yerine, yaşadığı, bildiği ilçenin, köyün ismini söylemeyi tercih edecektir.
Geçmişte bu yüzden Yozgatlılar, Yozgat dışına çıktıklarında ‘‘Yozgatlıyım’’ diyemimiştir. Yozgat’a sahip çıkamamıştır.
Bu ayıp elbetteki o insanların değil, bir oy uğruna yarını düşünmeden kararlar verip, uygulamaya koyan siyasilerin ayıbı olarak karşımıza çıkmaktadır...
Sonuç itibariyle, Yozgat kent mernkezi her alanda merkez konumuna getirilmelidir. Sosyal, kültürel, idari anlamda merkez konumuna gelmeyen il merkezi, il merkezi olmadığı gibi, kendisine bağlı ilçelere de yararı dokunmaz...