Fırsat buldukça öğrencilere sıkıntılarını soruyorum.
Sohbet ortamı hazırlamak kolay. Kampüs önünde dolmuş bekleyen ve beklerken de geçen arabalara otostop yapan gençlerden birkaçını arabanıza almanız yeterli.
Atatürk yolu tarafına işim düştükçe dolmuş bekleyen gençleri şehir merkezine bırakıyorum. Tabi bu arada ilginç diyaloglar yaşanıyor.
Önceki gün aracıma aldığım gençlere, şehir merkezine ulaşım probleminiz var mı diye sordum.
İlginç yanıtlar aldım…
Özel halk otobüslerinin yetersizliğinden şikayetçiler. Lise caddesine inmek için çektikleri sıkıntıları anlattılar. Balık istifi taşınıyoruz dediler.
Eee! “Ayakta yolcu alınması yasak değil mi?” diye sorduğumda, sadece yetkililerin denetim yaptığı günlerde şoförlerin ayakta yolcu almadığını söylediler.
Hayli ilginç doğrusu.
Lise caddesinden hareket eden özel halk otobüsleri, Erdoğan Akdağ kampüsüne giriyor, kampüs içinde bir tur attıktan sonra dönüş yapıyorlar.
Otobüs doluyor ve öğrenciler de kendilerini otostop yapmak için ana yolun kenarına atıyorlar.
Özellikle yapılan denetimlerden otobüs şoförlerinin haberlerinin olduğunu üzerine basa basa söylüyorlar. Öyle ki denetim esnasında otobüslerin durak başkanlarının da orada hazır bulunduğunu belirtiyorlar.
Bu denetimler esnasında denetçiler öğrencilere bir sıkıntılarının olup olmadığını soruyorlarmış elbet ama öğrenciler, her gün yüz yüze baktıkları şoförlerin ve durak başkanlarının yanında sıkıntılarını dile getirmeye çekiniyorlarmış.
Benden söylemesi…
Aynı şeyleri birkaç kez üst üste duyduktan sonra konuyu kaleme almaya karar verdim.
Bundan sonrası konuyla ilgilenen yetkililere düşüyor.
Geçelim bir başka konuya…
Üniversitenin büyümesi ve haliyle öğrenci sayısının artması elbette Yozgat’ın ekonomisini yakından ilgilendiriyor.
Buraya okumaya gelen gençleri sadece ama sadece ekonomik açıdan değerlendirmek hoş olmaz.
Neticede onlar kendilerine birer gelecek hazırlamak için burada dirsek çürütüyorlar.
Her şeyden önce öğrencilere karşı esnafımızın yaklaşımı bu şekilde olmalı. Zaten öğrenci sayısı arttıkça ister istemez bundan gayrimenkul sahipleri, esnaflar maddi olarak faydalanacaklar.
Daha birkaç gün olmadı. Gazetemize gelen birkaç bayan öğrencinin yaşadıkları sıkıntıyı dinledim ve üzüldüm doğrusu.
Yapacakları çalışma için ufak çaplı maddi destek arayan gençler birkaç esnafımızın kapısını çalmışlar.
Ne de olsa kaç yıldır gelip gidiyoruz diyerek, özellikle de birkaç yıldır alışveriş yaptıkları ve simaen de olsa tanıdıkları esnafları seçmişler.
Dilenci muamelesi gördüklerini ve bu durum karşısında çok üzüldüklerini söyleyen gençler başka hiç kimsenin kapısını çalmamışlar.
“Yok demenin de bir adabı var ama yapılan hareketler ve söylenen sözler bizleri çok incitti” diye üzüntülerini ifade ettiler.
Evet, bu konuda gençler haklı “yok, olmaz” demenin de bir adabı vardır.