Biliyorum zorumuza gider, hatta ayıplanır, kendi kendimize küçük düşeriz.
    Herkes akıl versin de abi Kayserili akıl vermesin.
    Vay vay, niyeymiş…
    Herkes akıl verince oluyor da Kayserili akıl verince neden olmasın.
    Neden Kayserili akın vermesin
    Bizden daha akıllı,
    Daha zengin,
    Daha girişimci,
    Daha çalışkan,
    Daha kabiliyetli,
    Daha çevik,
    Daha gelişmiş,
    Daha diri,
    Daha tutkun, birlik ve beraberliğine bağlı,
    Sizce hangisi…
    Bir zamanlar bizim nahiyemiz konumunda olan Kayseri'nin bu gün geldiği konumu kolay kolay hiçbirimiz kabullenmeyiz.
    Pek tabiî ki Kayseri komşumuz, gelişmiş olması bize gurur ve de huzur verir.
    Ama her şeyde Kayseri'yle kıyaslanmanın, Kayserili ile teraziye konulmamızdan bunalmış durumdayız.
    Boynuzun kulağı geçtiğini kabul ederiz de bunun yüksek sesle telaffuz edilmesine sızı duyarız.
    Valla ne duyarsak duyalım bir gerçek var ki adamlar bizden yüz adım, hatta bir adım önde.
    Bundan ar duymak yerine ders almak asıl olanı iken hakikatlere sırf hazmedememe düşüncesi ile karşı çıkmak çok yanlış.
    Hadi karşı çık, Kayserili akıl veriyor.
    O Kayserili Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu.
    Halis malis Kayserili. Üstelik Türkiye'nin en büyük sivil yapılanmasının da lideri.
    Sağ olsun son iki yıldır Yozgat'ta vergi rekortmenleri ödül törenine katılıyor. Yozgat'a moral veriyor.
    İşte öyle bir programda Yozgatlılara hitap etti Sayın Hisarcıklıoğlu.
    Ne dedi biliyor musunuz, “Aslında sizin sorununuz felan yok” dedi.
    Nasıl olur dedik önce…
    Devam etti Hisarcıklıoğlu;
    “Devletin üst düzeyi Yozgatlı. bürokratı, gazetecisi Yozgatlı… Her yerde söz sahibisiniz. Alın getirin Yozgat'a. Siz konuşun Yozgatlı gazeteciler yazsın.”
    Lütfen şu satırları bir kenara not edin Sevgili Yozgatlılar: “Bırakın küslüğü, küslük olmaz. Biz Kayseri'de bu günlere dışarıdaki sanayicimize, siyasetçimize, bürokratımıza sahip çıkarak geldik. Yozgatlı olarak sizler de bunu yapabilirsiniz. Tutun kolundan getirin bürokratınızı, gel hemşerim sılayı rahim yap deyin. Görün bakın neler olacak.”
    Hadi beh, o kadar kolay mı işimiz der dışardan bakınca insan…
    Ama doğru söylüyor TOBB Başkanı…
    Dışarıdan biri olarak hakikaten çok iyi analiz etmiş sorunumuzu.
    Bizim birlik ve beraberlik adına sıkıntılı olduğumuzu ta Ankara'dan anlamış.
    Anlamış ki, akıl veriyor!
    Ayıp değil verecek tabi, akıl başa gelmiyorsa beşikteki bebek dahi akıl verecek.
    Dışarıdaki Yozgatlıya vefasız yaftası vuruyor, Yozgatlı'dan mızıkcı çocuklar misali dışarıdakine küsüyorsa kim bulacak bunun ortasını.
    Bu ne küsme sanatı anlamış değilim.
    Çok iyi biliyorum ki Yozgat'ta kişilerin şahsi hesapları yüzünden Bozok Üniversitesi'ne hayırsever işadamının ismi verilmedi.
    Bozok Üniversitesi olacağına Erdoğan Akdağ Üniversitesi olsaydı ne olurdu?
    Çok şey mi kaybederdik?
    Ama birilerinin kişisel hesapları Yozgat'ınkinin önüne geçince tıkanıyor tüm kanallar.
    O kanalları açacak anahtarı verdi elimize dünkü konuşması ile Sayın Rıfat Hisarcıklıoğlu.
    Bana göre Yozgat'ın en büyük problemi bu.
    Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Özışık, programda Yozgat'la ilgi sözleri anlam yüklü bir şiir okudu.
    Sanırım kendi kaleme aldığı şiirdi.
    Şiire meraklı Yozgat Valisi Necati Şentürk, şiir için 'umudu ve umutsuzluğu birlikte yansıtan şiir' dedi.
    Yozgat'a dair yazılan şiirlere dahi olumsuzluklar yansıyor.
    Fakirlik, yoksulluk, kimsesizlik, yalnızlık, çaresizlik, çileler…
    Özışık'ın şiirini dinlerken Yozgat'a hayal ettim.
    Umuda ve umutsuzluğa dair çok şey canlandı hafızamda. Ama en çok da umutsuzluk perdeledi gözlerimi.
    Biz birilerinin gölgesinde kalmış, ama o gölgede yaşamaya isyan eden, fakat kurtuluş adına yapılacakları görmemezlikten gelen bir yapıya sahibiz.
    Kendi içimizde tabuları ve sabitleşmiş rant hesaplı fikirleri yıktığımız vakit Sayın Hisarcıklıoğlu'nun ifade ettiği birliktelik meşalesini yakmamak için önümüzde hiçbir engel yok.
    Yeter ki biz Yozgat'a, biz kendimize engel olmalayım.
    Kayserili akıl veriyor diye hayıflanmak yerine biraz aklımızı başımıza alsak, Yozgatlı tabiri ile varsa da eteğimizdeki taşları atsak iyi olacak.
    Yoksa, Yozgat'a ben sana küs, sen bana küs geri geri giden bir şehirde yaşar dururuz.
    Sonra da yağdır Mevlam su…
    Allah'ın işine karışılmaz da böyle Yozgat'a Mevla da karışmaz hemşerim Mevla da…