Yozgat'ta hayvancılığın, tarımın, ziraatın geliştirilmesi lazım. Yozgat ekonomisinin canlanmasını isteyen siyasilerin bize yardımcı olması gerekiyor. Çiftçi yıllardır anadan-babadan gördüğü şekilde tarımı devam ettiriyor. Tarımın-Ziraatın daha modern aletlerle yapılması şart. Hepsinden önemlisi sulu tarıma geçiş şart... Tarımın-Ziraatın-Hayvancılığın ilkellikten kurtarılması gerekiyor.
Her şeye rağmen kaplıca turizmine açık olan Yozgat'ın ziraat  ve tarıma da açık bir yönü vardır.Yerköy, Sekili, Şefaatli, Boğazlıyan, Sarıkaya, Aydıncık, Doğankent, Saraykent ve Ovacık ilçelerini düşünün, bunların hepsi tarıma, ziraate açık verimli alanlardır.  Biz ne yapıyoruz halen, ilkel usullerle üretime devam edip karnımızı zor doyuruyoruz.
Gerçekten de Yozgat toprakları verimli doğal alanlara sahip, ancak batıda görülen sulu tarımın Yozgat'a gelememiş olması Yozgat insanını tembel ve fakir yapıyor. Sonuç mu?Bence sonuç suçlu siyasilerimiz… Yozgat'ın geri kalmışlığının vebali siyasilerimiz üzerindedir. Vebal de onların, günah da... Kimse kusura bakmasın gönderiğimiz herkes kesesine, kendine, çevresine bakıyor.
    Soralım şimdi, yıllardır devam eden Gelingüllü sulama projesi neden bitirilmiyor? Süreyya Bey Barajı halen çalışır duruma getirilemiyor.    İşsizlik hat safhada, ekonomi bitmiş, köylü iş yapamaz hale gelmiş, mahsulü de para etmiyor, şu halde Yozgat'ın insanı nasıl geçinecek? Dünün hesabını bize mi soruyorsun diyenler çıkabilir. Ne fark eder buyurun bu sorunları bugün siz halledin. Dün dündü, bugünde bugün!...
    Yozgat ve yöresinde hayvancılık geliştirilebilir mi? Evet: Yozgat Yöresinde tarım geliştirilebilir mi? Evet; Peki neden geliştirilemiyor? Nedenini hep birlikte araştırmamız gerekiyor. Tarım da, Ziraat de, hayvancılıkta köylünün yanında olabildik mi? Hayır! Köylüyü, çiftçiyi ve üreticiyi sürekli yalnız-yapa yalnız bıraktık. Köylü ne yaptı? Köylü de çalışmayı, üretmeyi ve geliştirmeyi bıraktı. Sonuç? Şehirli de aç, köylü de aç-susuz perişan!...
    Ne yapılmalı, sonuna gelince, köylü kalkındırılmalı. Köye sahip çıkılmalı, hizmet köylünün ayağına götürülmeli, köyler şehirleştirilmeli… Su, Sağlık şartları, Eğitim şartları modernleştirilmeli ve köyden göç önlenmelidir. Hatta köye geri dönüş projeleri uygulanmalıdır. Köyü ve köylüyü modern hale getirirseniz insanlar halen sıkıcı şehir ortamında kalırlar mı?
    Köy kent projeleri vardı, Köy Enstitüleri vardı, köye dönüş planlarımız vardı, malesef bunların hepsi geride kaldı, hatta unutuldu. Yetiştirmeyen, üretmeyen, çalışmayan insanlarla bir yerlere varmanız mümkün değil.
    Her köyde bir sanayii Merkezi, her köyde bir fabrika, her köyde bir üretim merkezi kurmadığımız takdirde ekonomiyi düzeltmemiz mümkün olmaz. Bakın Çin'e, bakın Japonlara, ucuz ve ekonomik mallarla dünya piyasasına sahip oldular.
    Sulu tarımdan-Köy sorunlarına ve ülke sorunlarına geçiş yaptık ama, sonucu belli, kalkınmak, gelişmek istiyorsanız insanımızı harekete geçirmek zorundasınız. Peki üretmeyen bir toplum nasıl kalkınacak.
    Tabii ki sadece siyasilere değil hepimize görevler düşüyor, yarınlar geç olabilir. Türkiye kendi insanına ve toplumuna sahip çıkmak zorundadır. Yoksa sorunların üstesinden gelemez, kalkınamaz ve gelişme sağlayamaz. Çekişmeyi bırakın, didişmeyi bırakın, Türk insanına sahip çıkın, yoksa tarihin yargısından kurtulamazsınız. Kısır döngü ve çekişme içinde olanlara sormak gerekiyor.
Arkadaş sen kimden yanasın?