“Yozgat Sevdası” kitabımıza çok emek verdik. Yozgat üzerine yazı yazan, şiir yollayan dostlarımıza sözümüz vardı. “Bunları kitaplaştıracağız!” demiştik. Aslında bunun sözünü bizim adımıza sayın valimiz vermişti. Ancak vali beyin işleri yoğun olunca, bu sözü yerine getirmek bize düştü.
“Yozgat Medeniyetlerin Buluştuğu Kent” konulu üç yıl üst üste makale ve şiir yarışmaları açmıştık. Yarışmalara şiir-yazı-anı gönderen dostlarımıza sözümüz vardı. “Bunları kitaplaştıracağız!” demiştik. “Yozgat Sevdasıyla” bu sözümüzü yerine getirmeye çalıştık.
Şairleri-yazarları Yozgat’a davet eden biz olunca, onlar da bizlere fazlaca övgüde bulunmuşlardır. İlgilerine teşekkür ederiz. Aslında bu misafirperverlik Yozgat adına gerçekleştirildi, bunu bütün dostlarımız çok iyi biliyorlar.
“Yozgat Sevdasını” çıkardıktan sonra rahatsız ettiğimiz bazı hemşerilerimiz oldu. Bir elin parmakları kadar sayılacak kadirşinas hemşerilerime teşekkür ediyorum.
Ayhan Çelik, Bilal Şahin, Yerköylü iş adamı Ertuğrul Coşar, Sorgun Belediye Başkanı Ahmet Şimşek, Yozgat Belediye Başkanı Yusuf Başer. Hemşerim Menderes Köksal kadirşinas dostlarımızdan bazıları.
Maalesef satış ve destek konusunda yeterli ilgi göremediğimizi ifade etmek yanlış olur mu bilmem. Halen yayınevine borçlu kaldığımızı rahatlıkla söylemek isteriz. Bu bizim üzüntümüz, sitemimiz, kim ne anlarsa anlasın…
Özellikle şair ve yazarlara bu eser ne konusunda sözü olan sayın vali beyimizin destek ve yardımlarını bugüne kadar talep destek ve yardımlarını bugüne kadar talep ettik, bekledik. Üzüldüğümü ve kırıldığımız açıkça ifade ediyorum. Bundan sonra da kendisine bu konuda bir talebim olmayacaktır. Randevu listesinden beni gönül rahatlığı ile silebilir. Talebimi ve isteğimi geri iade alıyorum.
Eser yazan şair ve yazarlara destek konusunda Yozgat Belediye Başkanımız Yusuf Başer’i ve Sorgun Belediye Başkanı Ahmet Şimşek’i takdir ettiğimi ifade ediyor, kendilerime şükranlarımı sunuyorum.
YOZGAT SEVDASI ÇOK BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ
Eseri okuyan, inceleyen yorumlayan dostlarımızın esere olan övgülerini alıyoruz. Takdir ettiklerini, alkışladıklarını, çok önemli bir görevin yerine getirildiğini ifade edenler oluyor. Bu esere bağlı olarak bizi tebrik edip, kutlayan ve övgüyle söz edenler oldu. Bundan mutluluk duyuyoruz. Memleketimiz adına mutlu oluyoruz.
Bizleri memleket sevdalısı olarak değerlendirenlere, çok büyük emek ve Yozgat adına önemli bir eser olduğunu söyleyenlere, övgüyle söz edenlere şükranlarımızı sunuyorum. Çabamız gayretimiz Yozgat’ın tanıtımı adınadır. Bundan da mutluluk duyarız. Eseri yorumlayanlar arasında çok önemli mesajlar verenler de oldu. İnşallah o övgülere layık oluruz. Gönül gözüyle gördüklerini belirtip bizi gerçek manada “Yozgat sevdalısı ve kültür elçisi” olarak değerlendiren dostlarıma teşekkür ediyorum. İnşallah sizleri mahçup etmeyiz. Utandırmayız.
Bu övgüler bazen gözlerimizi yaşartıp bizi duygulandırıyor. İsmimizi törenlerde anons ettiklerinde hak etmediğimiz övgüyle takdim ediyorlar bazen duygulanıp ağlıyorum. “Allah’ım bu övgülere layık olabilir miyim” diyorum. Mevla mahçup etmesin, utandırmasın. Biz memleketimize olan görevimizi, kadirşinaslığımızı ifa etmeye çalışıyoruz. (Hiçbir beklenti hiçbir ikbal arzusu taşımadan)
Yozgat’ta kimlerin ne amaçla çalıştıklarını, ne kadar cürümlerinin olduğunu, malı kimlerin götürdüğünü, kimlerin neye-kime yağcılıkta, siyasette pervane olduklarını, bunun da geçici bir ikbal olduğunu da çok iyi biliyoruz.
Konuyu toparlayalım. Yozgat kültürüne, sanatına, edebiyatına, hatta basınına sahip çıktıklarını söyleyenlerin ne denli gerçekçi olduklarını da çok iyi değerlendiriyoruz. Bunları bir sitem olarak algılamayın. Makamlar baki, koltukta oturanlar geçici, “Gök kubbede hoş bir seda” bırakamayanlara acırım doğrusu.
Konuyu dağıttım galiba; “Yozgat Sevdası” kitabımızdan çok büyük övgülerle söz eden dostlarımıza teşekkür etmek istemiştik. İsimlerini yad etmeyelim ama; onların da birer Yozgat Sevdalısı olduklarını söyleyelim; yüreklerine sağlık.
Bir şiir etkinliğinde beni takdim eden dostlarımızın övgü dolu sözlerini kürsüden işitince duygulanıp ağladım. Kendi kendime dedim ki; “Ahmet hoca sen memleketine olan asli görevini yerine getiriyorsun, sakın şımarma, daha çok çalış, daha çok hizmet et! Balık bilmezse Haluk bilir! ”
Bu güzel duygularımla selamlıyorum hemşerilerimi. “Asıl övgüye sizler layıksınız efendim. Ben sizin kölenizim, hizmetkarınızım…”