Geçen hafta Yozgat ilginç haberlere konu oldu. Tabi en ilgi çekici olanı “Türkiye’de yabancıların en çok mülk satın aldığı iller arasında Yozgat başı çekiyor” haberiydi.
Malum, biz bu haberi ilk değerlendirdiğimizde durumu anlamıştık. Gurbetçilerimizin büyük çoğunluğu Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkıp yaşadıkları ülkenin vatandaşı olunca, uyrukları değişmiş ve haliyle tapu kayıtlarında gurbetçilerin satın aldıkları mülkler "yabancı mülkü" gibi görünmüştü.
Şayet Yozgat’ta ulusal basının bahsettiği gibi 9,6 milyon metre karelik alan yabancılara satılmış olsaydı biz bunu daha önce duyar, paylaşırdık.
Gerçekten de ilginç bir durum.
Yozgat’ta hemen hemen her aileden yurtdışında yaşamını sürdüren hemşerilerimiz var. Bunların birçoğu yaşadıkları ülkelerde yıllar sonra vatandaşlık hakkı almışlar ve haliyle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkmışlar.
Duydum ki, Türkiye’de gurbetçi, Avrupa’da yabancı gözüyle bakılan hemşerilerimiz bu haberlere üzülmüşler.
Onlar için de zor tabi ki.
Tapuda yapılan yeni düzenlemeden sonra tapudaki kayıtlar, bu yeni statüye göre değiştirilmiş ve gurbetteki Yozgatlılar da yabancı statüsüne girmiş oldu.
Velhasılıkelam, Yozgat’ın yabancısı çok!..
* * * * * *
Dikkat ederseniz son yıllarda Yozgat’ta çok sayıda konut inşa ediliyor. TOKİ projelerinin ardından son birkaç yıl içinde hızlanan inşaat sektörü, araya giren rekabetin de etkisiyle Yozgat’ta çok sayıda konut kazandırdı.
Tamam, öğrenci sayısı arttı ama halen öğrencilerin büyük çoğunluğu yurtlarda ikamet ediyor.
Kiracı sayısında da gözle görülür bir azalma söz konusu değil ama kiralık konut sayısında muazzam bir artış oldu.
Peki bu yeni yapılan konutları kimler alıyor?
Tabi ki gurbetçiler…
Her ne kadar istatistikler Yozgat’ın yıllık konut ihtiyacından çok daha fazla inşaatın yapıldığını gösterse de, yapılan bu konutlar elde kalmıyor, bir şekilde satılıyor.
Çünkü yurtdışında yaşayan hemşerilerimiz memleketlerinden mülk satın almaya meraklılar. Bu açıdan baktığınızda bir Yozgat sevdası var.
Gurbetçilerimiz son yıllarda şirket hisselerinden çok mülk tapularına yönelmiş durumdalar. Bundan 10 yıl öncesine kadar çok ortaklı şirketlerin hissedarlığı revaçtaydı, bugünse mülkler…
Yozgat’ın en büyük sıkıntısı şehir merkezi olarak adlandırılan bölgenin oldukça dar ve gelişmeye kapalı bir alan olması.
Şehrin oturum alanına baktığınızda Sorgun gibi ilçelerinin mimari gelişim açısından Yozgat’tan daha şanslı olduğunu görüyoruz. Bunu anlamak için mimar olmaya gerek yok!
Her ne kadar bugün Bilal Şahin ve Çapanoğlu gibi yeni mahallelerimiz Yozgat’ın yerleşim alanını genişletse de, şehir merkezindeki bu sıkışmışlık ve çarpık yapılaşma ilerleyen yıllarda başımıza bela olacak.
Bugün yapılaşma açısından bakıldığında, Yozgat günü kurtarıyor diyebilirim.
Bundan 10 veya 20 yıl sonra bugünkü haliyle Kirazlı göleti tarafındaki yapılaşmanın çok büyük sıkıntılara neden olacağını düşünüyorum.
Bozok Üniversitesi Erdoğan Akdağ Kampüsüne giden yol ve kampüsün yakın çevresi önümüzdeki yıllarda tamamen binalarla dolacak. Burada boş arsa bulmak neredeyse imkansız bir hal aldı.
Belki bu yönde ilerleme şehrin göbeğindeki bu sıkışıklığı bir nebze olsun rahatlatır diye düşünüyorum.
Ama diğer taraftan biz alışkanlıklarımızdan kolay kolay vazgeçebilecek insanlar değiliz. Bizim Saat Kulesi, Lise Caddesi gibi kriterlerimiz var.
Bizim "uzaklık" kavramımız, Ankara, Kayseri, Kırıkkale gibi illerde yaşayanlara göre çok farklı. Önce bunu değiştirmemiz gerek...