Yozgat’ta araç sayısı gün be gün artıyor. Yıllardır ihtiyaç olan otopark, artık Yozgat’ın olmazsa olmazları arasına girdi.
Yozgat’ın şehir merkezi küçük, haliyle hareket alanı da kısıtlı. Toplu taşıma araçlarını çoğunlukla öğrenciler veya merkeze uzak yerleşim birimlerinde oturan vatandaşlar kullanıyorlar.
Dar gelirli ailelerin ev sahibi olabilmeleri için yapılan TOKİ konutlarına gittiğinizde sizler de göreceksiniz ki her yer araç dolu.
Bu da demek oluyor ki, dar gelirli vatandaşlarımızın da çoğunun altında araba var.
Son yıllarda bayanların direksiyon başına geçmeleri de trafikteki araç sayısının artmasına neden oldu. Bazen acemice veya telaş dolu hareketlere şahitlik etsek de, bayan şoförlerin erkeklere nazaran trafik kurallarına daha fazla uydukları bir gerçek. En azından dönüşlerde sinyal kullanıyorlar!
Yeri gelmişken, trafikteki acemilik kavramının sadece bayanlara yakıştırılmasını doğru bulmuyorum. Vaktiyle herkes acemiydi…
Konumuza dönelim.
Millet olarak toplu ulaşım araçlarını kullanmayı sevmiyoruz. Şehir merkezini de büyütemiyoruz.
O zaman başka bir çaresine bakmak gerek.
Katlı otopark, Yozgat’ın merkezdeki araç sıkışıklığına derman olacaktır. Bunun masaya yatırılması gerek.
Tamam, bugün Yozgat pek çok yeni yatırımla tanıştı ve giderek büyüyor. Biz bu büyümeyi belki hissetmiyoruz ama dışardan gelen bir vatandaş bu değişimi daha iyi gözlemliyor.
Tabi ki bu değişim trafikteki araç sayısını da doğrudan etkiliyor. Araç sayısı arttıkça park yeri bulmak büyük bir dert halini alıyor.
Bugün Lise Caddesi ve caddeye bağlı sokaklarda park yeri bulmak neredeyse imkânsız. Park yeri bulmak için birkaç tur atıp, dolaşan araçların harcadığı akaryakıt da cabası. Merkezde park yeri bulunamayışının bir de farklı boyutu var.
Esnaf boyutu…
Bazı esnaflar, dükkân önlerini çiçeklik, duba gibi şeylerle araç parkına kapatıyorlar. Tabiri caizse dükkânlarının önündeki ortak kullanım alanlarını parselliyorlar desem yanlış olmaz sanırım.
Park sorunu bir yana, bir de bizde kaldırımda hatta olayı abartıp yol üstünde satış yapma merakı var. Bunun önüne bir türlü geçilemiyor Yozgat’ta.
Bu konuda bir esnafı uyarmaya kalktığınızda, hemen yanı başındaki olumsuz örneği işaret ederek kendinde böyle bir hak olduğunu ima ediyor. Daha doğrusu kendinde bu hakkı buluyor.
Tabi ki bu da ayrı bir çıkmaz.
Western filmlerinden hatırlayacaksınız; iki ya da daha fazla kişinin birbirlerine silah doğrultmuş vaziyette kilitlenmeleri durumu vardır. Bu durum Meksika açmazı veya Meksika çıkmazı diye tabi edilir.
İşte ben de esnafın bu durumunu Yozgat çıkmazı olarak nitelendiriyorum.
Kime dokunsanız patlayacak…
Herkes birbirini bahane ederek suçlamaları yöneltirken, esasında yanlışın da ortadan kalktığı düşünülüyor. Yanlış ortada durdukça bu tür çıkmazlar her zaman yaşanacaktır.
Park sorununa bir etken de işte bu çıkmazlardır. İki tepenin arasına sıkışık yaşamaya çalışan Yozgat insanının yaşamı gün geçtikçe daha da zorlaşıyor. Belki de yakında nefes alamayacağız, iyice daralacağız.Yozgat’ı çıkmaza sokmaya, yaşadığımız kenti bir çıkmaza dönüştürmeye kimsenin hakkı yok.
Bu konuda yetkililerin harekete geçmesi gerekiyor.
Bu çıkmaza el atılması gerekiyor…