Çok uzun zamandır böyle karla mücadele etmemiştim... Yürürken adete engelli koşu pistinde gibi hisettim kendimi.
    Oysa çocukluk yıllarıma ait en güzel anılar arasındadır karda yapılan uzun yürüyüşler zorlu oyunlar, hatta öyle çok ki her adımda yeni bir oyun, yeni bir macera hatırladım...
Hele sabah bir kaç eski arkadaş bir araya geldik o kızak kaydığımız günleri yad ettik, inanın o heyecanı tekrar tekrar yaşadım, sonrasında kış bir başka güzel göründü gözüme...
    Hani çıktığın tepenin zirvesinden en aşağıya kızakla beş dakikada inip, tekrar o zirveye kızak kucağında yada ipine asılmış vaziyette saatlerce tırmanırsınız ya...
    Bugün yap deseler en az yarım saat sitatik hesabını yaparım oysa  o anlar ne kadar eğlenceliydi...
    Dedim ya çok güldük sabah, iki dakika indiğin yokuşu zaten kaygan ve buzla kaplı zeminde tekrar hemde elinde yükle tekrar çıktığımız görüntülere, komik olduğu kadar zevkliydi de, hatta bu günü bu kadar anlamlı yaptı bu eziyetli kızak anısı benim ve arkadaşlarım için.
    Evet çocukluk anılarımın tozlu raflarından çıkarttığı kar maceralarımın en başında bu kızak anılarım var.
    Ve devamında ıslanmış kıyafetlerinle donmak üzere olan ellerini ısıtmaya çalışmak, annem görmeden eve nasıl sızarım komplo teorileri gelir heralde.
    Gerçekten anneme görünmeden eve girmek, ıslanmış kıyafetlerini saklamak ayrı bir maharetti ayrı bir hünerdi, belki sadece benim için değil tüm çocuklar için öyleydi ama sağlıkcı bir anneye sahip olan ben ve kardeşim için oldukça zordu.
    Yine de zevkliydi ıslanmak, gelecek kaygısı taşımadan, gelecekle ilgili plan yapmadan, içindeki çocuğu saklamadan bembeyaz karın üstünde ıslanmak hatta çok daha zevkliydi...
    Beş dakikada iniyorum yarım satte çıkarım hesabını erteleyerek, her yokuşun sonunda attığın mutluluk çığlıkları ile ödeştiğinde, hatta hesabı bir sonraki yokuşa bıraktığında hayatın en leziz lokmasını ıssırdığını hissettiğinde duyduğun mutluluğu büyüyünce kaç kere yaşıyacağını düşünmeden eziyeti sevinç haline getirmek ne güzeldi...
    O günleri beklemek özlemek istemeden büyüdük, bir büyüseydim diye dişlerimizi sıkarak yeminler ettik ama bugün büyüdük ve ben kendi adıma o günlerin bir saniyesini bile tekrar yaşamak için neler vermezdim diye hesap yapıyorum.
    Bir çoğunuzda benim gibi düşünmüştür, bugün zorlukla yürüdüğü karların üstünde dengesini sağlamaya çalışırken eminim.
    ‘Ben eskiden nasıl kızak kayardım’, ya da ‘çocuk olsam da tekrar mutluluk kahkaları atarak kaysam şu yoldanda yarım satte indiğim yokuşu yine beş dakikada insem’ dediniz hatta...
Devamı yarın