AK Parti iktidar koltuğuna oturduğundan beri Gülen cemaatinin desteğini alıyordu. Daha doğrusu cemaate yakın kesimler bugüne kadar Ak Parti’nin yanında olduklarını söylüyorlardı.
Yaşanan son olayların ardından, parti ve cemaat arasında iplerin koptuğu konuşuluyor. Özellikle Fethullah Gülen’in açıklamasıyla ortam iyiden iyiye gerilmiş, hükümet kanadından yapılan açıklamalar da tuz biber olmuştu.
Son günlerde durum öyle bir hal aldı ki, daha düne kadar Gülen’in sözlerinden, konuşmalarından alıntılar yapıp paylaşanlar, bugün Gülen’e karşı hakaret boyutuna varan eleştirilerde bulunuyorlar. Tarafların an be an değiştiği bir ülkede yaşıyoruz. Dün iyi olan bugün kötü olabiliyor. Hatta saatlerle gündemin belirlendiği de oluyor.
Türkiye ne kadar kutuplara uzak olsa da, kutuplaşmaya son derece müsait bir zemine sahip. İyi-kötü kavramlarının yer değiştirdiği, çıkar ilişkilerinin ön plana çıktığı şu günlerde sağlıklı düşünmekte bir o kadar zor.
İşyerlerinde her esnafın etrafındaki birkaç kişi ile birlikte aynı şeyleri konuştuğuna, tartıştığına şahit oluyorum.
Evet, şu günlerde 2-3 kişinin bir araya geldiği her ortamda aynı şeyler konuşuluyor: İstanbul merkezli operasyonlar, hükümet-cemaat arasındaki gerginlik ve yürütme-yargı arasında yaşananlar…
Şayet vakit kalırsa veya tartışma bir kördüğüme dönerse “Yozgat Belediyesi’ni MHP mi yoksa Ak Parti mi kazanacak” konusuna sıra geliyor.
İstanbul merkezli bu büyük soruşturma başladığında insanların akıllarında birçok soru işareti bıraktı. Son olarak, Başbakan’ın “Operasyonun hedefi benim. Oğlum Bilal'i hedef alıyorlar” şeklindeki açıklamaları tartışmaları farklı bir boyuta taşıdı.
Hemen her akşam TV ekranlarında bunları izliyor, dinliyorsunuz. Kanallara çıkan hukukçular, araştırmacılar, siyasetçiler ve öğretim görevlileri vatandaşı rahatlatmaktan çok kafaları daha fazla karıştırıyorlar.
Yazımı kaleme alırken TV’de açık olan haber kanalında iki profesör, bir doçent ve bir de avukat bağrışmaya başlamışlardı ki TV’yi kapattım…
Herkes taraf ve taraf olduğu kesimi savunuyor.
Sosyal medyada da aynı şeyleri okuyoruz. Biri çıkıyor cemaati suçluyor, bir diğeri hükümeti…
Sağ-sol, alevi-sünni, Türk-Kürt kutuplaşmaları yüzünden yıllarca yıpranan Türkiye yeni ve çok farklı bir kutuplaşma sürecinden geçiyor.
Özellikle yapılan soruşturmanın “yargı darbesi” söylemlerine kadar dayanması gelinen noktanın ne kadar ciddi olduğunu doğrular nitelikte.
Şu saatten sonra, son günlerde kutuplaşmaya neden olan bu soruşturma nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, akıllarda soru işaretleri kalacaktır.
Karar ne olursa olsun, bir taraf çıkan bu kararı sürekli eleştirecektir.
Muhtemelen bugün susanlar, susmak zorunda olanlar yıllar sonra çıkıp bugünkü süreç hakkında çarpıcı iddialarda bulunacaklar.
80 darbesinin arka planında yaşananları, darbenin bilinmeyenlerini yıllar sonra öğrendiğimiz gibi, günümüzde yaşananları da bugünkü kutuplaşma sürecinde tartmamız, anlamamız mümkün değil.
Zaman geçecek, birileri çıkıp bugün söyleyemediklerini söyleyecekler.
O zaman tekrar düşüneceğiz…
Önce yapıp sonra düşünen bir millet, yani bizlere de bunu seviyoruz…