Sürmeli Festivali Şiir Şölenine katılarak Yozgat' ta konuk ettiğimiz Adanalı Şair ve Yazar Eğitimci dostumuz Harika Ufuk'un Yozgatla ilgi yazmış olduğu izlenimlerini siz İleri Okurları ile paylaşıyoruz.(3)
Yozgat çok şanslı bir il. Şair bir valiye sahip olmanın ayrıcalığını yaşıyor Yozgatlılar..."Medeniyetlerin Buluştuğu Kent Yozgat" konulu şiir ve makale yarışması sonuçları açıklandı. Plâketler verildi. Bu arada "Medeniyetlerin Buluştuğu Kent Yozgat" şiirimle şiir dalında jüri özel ödülü kazandım. Ayrıca aynı konulu makale dalında da jüri özel ödülüne lâyık görüldüm.
Dinletinin sunucuları Yozgat Sarıkayalı Şair Kelami Akdemir ve Tokatlı Şair Süreyya Kaya mükemmellerdi. Çok duyarlı biri olan Yozgat Valisi Sayın Necati Şentürk de okuduğu bir şiirle hepimizi derinden etkiledi. Şiirler okunduktan sonra Yozgat'ın meşhur testi kebabının tadına bakmak için çok güzel bir yer olan Kule Restoran'a gittik. Baylar centilmenlik gösterdiler, merdiveni kullandılar. Bayan olmanın ayrıcalığını yaşadık, bizler asansörle çıktık. Restoran beşinci kattaydı. Belki de bu yüzden oraya "Kule Restoran " adını vermişlerdi...Tertemiz, geniş bir salondu. Hizmet kusursuzdu. İsteklerimiz anında getiriliyordu. En önemlisi de güler yüzle hizmet etmeleriydi. Yozgat Valisi Sayın Necati Şentürk, testiyi kırarken dinletide okunan şiirleri kitaplaştırma sözünü verdiler.
Böyle bir gelenek varmış. Testi kebabının testisi özel birine kırdırılıyor ve bir de söz alınıyormuş. Yemeklerimizi neşeyle yedik, bol bol sohbet ettik, fotoğraflar çektirdik. İsmen tanıdığımız şairleri sanaldan uzaklaşıp gerçek hayatta tanımak çok hoştu. Sanki yıllardır görmediğimiz bir yakınımıza kavuşmuş gibi sevinçliydik. Yemekten sonra kalacağımız yurda götürüldük. Orada da Yozgatlı ev sahiplerimiz şiirlerini okudular.
“ O kadar yorgundum ki deliksiz bir uykudan sonra gözümü açtığımda saat 6.00 idi. Hazırlanıp aşağıya bahçeye indiğimizde çoğunluğun bahçede olduğunu gördük. "Günaydın" faslından sonra kahvaltı yapmak üzere Türk Eğitim Sen salonuna götürüldük. Bir grup bizden evvel kahvaltı yapmıştı. Bizler de kahvaltıdan sonra İleri Gazetesi'ni ziyaret ettik. Ahmet Sargın bu gazetenin köşe yazarlarından... Burada toplu fotoğraf çektirdik. Gazete binasının tam karşısında park vardı. Orada da toplu fotoğraflar çektirdikten sonra birkaç basamak çıkarak çay bahçesine gittik. Çay içip sohbet ettik.
Çamlık Milli Parkı'nı gezmek üzere minibüslere bindik. Çamlık'ta asırlık ağaçlar vardı. Hatta bazı ağaçlar 200- 300 yıllıktı. Buradaki "Kara Çam" ağaçlarının bir eşi de Kafkaslar'daymış. Başka hiçbir yerde yokmuş bu tür Kara Çam ağaçlarından. Yozgatlılar, Çamlık, asırlık çam ağaçları, özellikle de Kara Çam ağaçlarıyla haklı olarak iftihar ediyorlar. Çamların arasından ışıl ışıl berrak bir gölet göz kırpıyor bizlere...Cevdet Dündar Göledi yüzümüze gülüyor. Yozgatlılar vefakâr insanlar... Belediye eski başkanlarından rahmetli Cevdet Dündar'ın adını bu gölete vermişler. Çamlık ve gölet çok hoşumuza gitti. En çok burada fotoğraf çektirdik.
Çamlık gezimiz bitince minibüslere binerek Sorgun'a hareket ettik. Sorgun çok şirin bir ilçe...Yimpaş Kültür Parkı'nı gezdik. Sorgun Belediye Aile Çay Bahçesi de havuzlar, minik köprüler, çiçekler, ağaçlar, heykellerle süslü çok güzel bir bahçeydi. Orada Sorgun Belediye Başkanı Sayın Ahmet Şimşek'in öğle yemeği ikramı olan kıymalı pide yedik, bol bol ayran içtik. Kıymalı pideleri az uz değil, giysilerde battal boy olur ya, bu da kıymalı pidenin battalı...Ancak bir Adanalı olarak salata ve yeşillik türleriyle, limonla lahmacun, etli pide tükettiğimiz için gözlerim boşuna domates, yeşil biber, limon ve yeşillik aradı.
Saat 15.00 civarında Sarıkaya ilçesine hareket ettik. Sarıkaya Belediye Parkı'nda arkadaşlarla çay sohbeti yaptık. Belediye Çay Bahçesi dedikleri yer çok güzel, turistik bir yer... İki hanımefendi sıkma, börek yapıyorlardı sıcak sıcak... Dekorlarda ise kilimler, kilim motifleri kullanılmış. Bambu rahat koltuklar içine kilim desenli yuvarlak minderler yerleştirmişler, yuvarlak bambu masalar üzerine de cam kesmişler. Çok şıktı.Ben kaplıcaya girme düşüncesinde olmadığım için yanımda banyo için gerekli malzeme getirmemiştim. Neslihan Yazıcılar'ın "Hadi Harika Abla..." demesiyle oradan banyo almak üzere kaplıcaya gittim. Zaten oradaki dükkânlarda her şey var ve çok ucuz. Gerçi benim mayom daha giyerken yırtıldı ama olsun! İyi ki girmişim, dizimdeki sızı banyo sonrası geçti. Sonbahara doğru Sarıkaya Kaplıcaları'na gidip bir hafta kalmayı plânlıyorum. Günde üç banyodan 21 banyo almak gerekiyormuş. Herkese bu kaplıcaları tavsiye ederim.
Banyo sonrası aynı bahçede oturduk, dondurma yedik. Sarıkaya bambaşka bir yer. Her taraftan şifalı kaynak suları ve tarih fışkırıyor. Sarıkaya Antik Tiyatro, Sarıkaya Roma Hamamı beni büyüledi. Mermer üzerinde bin bir nakış, bin bir motif... Diğer Roma eserlerinden farklı olarak burada yılan resimleri de nakşedilmiş. Yılan eczacılığı, tıpı, kısaca sağlığı sembolize ediyormuş. Demek ki o zamanlardan beri bu kaplıcaların şifası biliniyormuş.
(devam edecek)