Bu hafta Erbaa’nın konuğu olacağız. Benim için Tokat’ın, Erbaa’nın ayrı bir yeri var. Çünkü öğretmen okulunu Tokat’ta okudum ve Erbaa’dan çok sayıda arkadaşım vardı.
Biz öğretmen okulunda okurken Erbaa’ yı herkes Tokat’ın Teksas’ı olarak nitelerdi. Çünkü bu ilçede bir çok insanın silah taşıdığı ve bir çok cinayet işlendiği belirtilirdi. Ama ben üç yıllık öğrencilik hayatım boyunca Erbaa’yı hiç öyle tanımamıştım. Sadece bir kez gittiğim Erbaa’nın insanlarını üstelik çok konuksever ve insancıl bulmuştum. Bu nedenle de bu ilçe çok hoşuma gitmişti. Aradan geçen 41 yıl sonra yeniden Erbaa’ya gitmek beni heyecanlandırıyordu. Kim bilir, belki orada eski arkadaşlarımla karşılaşmak nasip olurdu.
Cumartesi sabah erkandan gazeteye gidip, pazartesi gazetesini hazırlayıp çıktılarını verdim ve 12.50 de Çorum Amasya üzerinden Erbaa’ya hareket ettik. Saat 17.30 da Erbaa’ya ulaştık. Otele yerleştik. Erbaaspor’un yöneticileri bizleri ziyarete geldi. Bir süre sohbet ettik. Daha sonra takımın masörü, Kolombo lakaplı arkadaşımız bizi Sümmani’nin yeri isimli bir restauranta götürdü. Orada FB-Kasımpaşa maçını izledik. Maç izlediğimiz süre içerisinde sağdaki soldaki masalardan bizlere çeşitli ikramlar geldi. Doğrusu çok güzel bir konukseverlik örneği gösteriyorlardı. Bu maçı FB 2-0 aldı ve ardından otelimize gelip yattık.
Ertesi günü maça gittik. Ne görelim Erbaaspor’un yöneticileri, stadın girişinde maçı seyretmeye gelenlere bilet kesmiyorlar mı? Oysa Bölgesel Amatör Lig’de taraftarlara paralı bilet satılması mümkün değil. Sonradan öğrendik ki takımda gönüllü görev alan Erbaasporlu taraftarlar ve yöneticiler bağış makbuzu ile bilet satıyorlarmış. İnanması zor ama bizim maçta 3 bin liraya yakın bir bağış toplamışlar.
Güzel bir stat. Doğal çim ama çok kötü bir zemin. Hakemin başlama düdüğü ile maça iyi başlangıç yapan taraf biz olduk. Bu güzel başlangıcın semeresini de hemen 4. dakikada Yücel’in takımımıza kazandırdığı gol ile gördük. Çok erken 1-0 öne geçtik. Erken gelen bu gol Erbaasporlu oyuncuları şok etmişti. Oyunun ilk yarısında tüm kontrol bizim elimizdeydi. Erbaa seyircisi takımının şampiyonluğuna inanmıştı. Bize göre bu takımın şampiyon olması çok uzak bir ihtimaldi, ama yönetim taraftarı buna inandırmıştı. Bunun içinde bir an önce gollerin gelmesini bekliyordu taraftar. Bunun için oyuncular üzerinde inanılmaz bir baskı kuruyorlardı. Halit ile ben de bu taraftara sadece imrenerek bakıyorduk. İlk yarı 1-0 bizim lehimize sonuçlanmıştı. İkinci yarıya da iyi başladık. Seyirci maça öyle güzel organize olmuştu ki, bu destekle ikinci yarının 50. dakikasında ev sahibi ekip Sami ile beraberliği yakaladı. Bu golün arkasından üstünlüğü ele geçiren Erbaaspor 61. dakikada Mustafa ile skoru 2-1 e taşıdı ve maç ta bu sonuçla sona erdi.
Futbolcularımız iyi oynamalarına rağmen bu maçtan puansız ayrılıp soyunma odasına giderken Erbaaspor’un yöneticilerinden birinin tribünlerden sahaya atlayarak Yücel’e tokat atması ortalığı karıştırdı. Yoğun güvenlik önlemleri alan Erbaa Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin zamanında olaylara müdahale etmesiyle olayların yatıştığını düşündüğümüz bir sırada, birkaç kendini bilmezin taşlı saldırılarına otobüsümüz maruz kaldı. Tabii bu sırada kaptanımız Salih’in yüzünü görmek gerekirdi.
Bu kendini bilmez yöneticinin başlattığı olaylarda sorumluluk sahibi Erbaaspor yöneticilerin hiçbir kusurunun olduğunu söyleyemeyiz. Bu bana göre fevri bir davranıştı. Üstelik bu sorumluluk sahibi yöneticiler hemen araya girerek çözmeye çalıştılar ve bizden özür dilediler. Sonrasında da bizlere bir yemek vererek Erbaa’dan uğurladılar. Tabii bu arada benim eski arkadaşlardan hiç birini görme fırsatım olmadı, bu da ayrıca beni çok üzdü.
Bu hafta sonu şahsen ben çok heyecanlı bir maç izlemiştim. Benim gibi futbol sevdalılarının hayatında sıradan da olsa büyük heyecan duyduğu maçlar vardır. İşte Erbaaspor maçı da benim için böyle bir maçtı. Sevgili okuyucular, inanır mısınız bu ligde yaşanan heyecan diğer profesyonel liglerde yaşanmıyor ve yaşanamaz da!
Bu lig çok doğal. Her şey amatör bir ruh içerisinde dönüyor. Bunun için de çok kavga gürültü çıkıyor.Türkiye Futbol Federasyonu böyle bir ligi organize etmekle çok güzel bir adım atmış. İsmi Bölgesel Amatör Lig. Yani bu grupta mücadele eden takımların oyuncuları takımlarında profesyonel olarak değil, zevk için, amatörce oynayacaklar, izleyenler de amatör bir ruhla oynanan oyundan zevk alacaklar felsefesini gütmüş. En azında yetkililerimiz bunu böyle düşünmüşler.
Buraya kadar her şey çok güzel de, bu ligi düzenleyen Futbol Federasyonu’nun sayın yetkilileri, sizler başka bir ülkede mi yaşıyorsunuz. Sadece adı amatör olan bu ligde oynayan oyuncuları bir analiz ettiniz mi? Erbaaspor’un kalecisi Habip Fenerbahçe’den gelme. Türkiye’nin en büyük kulüplerinden birinde forma giymiş ve ekonomik açıdan iyi paralar kazanmış biri. Zara Belediyespor’da forma giyen Papen Mustafa (Mustafa Kocabey) Galatasaray’da forma giymiş. Bunun gibi bu ligde oynayan çok futbolcu var. Bir çoğu profesyonel liglerden dönme. Bir çoğu Süper Lig, Bank Asya birinci Lig, ikinci, üçüncü yani profesyonel ligde mücadele etmiş oyuncuların bu ligde mücadele ederken, sizin amaçladığınız o amatör düşünceyi bozmalarının mümkün olacağını hiç düşündünüz mü? Nitekim öyle de oldu. Bu gün artık bu ligin takımları 100 binlerle telaffuz edilen rakamlarla oyuncu transfer etmeye kalkıyorlar. Haklılar da. İyi transfer yapacaklar, iyi oyuncular alıp, üçüncü ligin, iddianın gelirlerinden pay sahibi olup ona göre bütçe düzenleyecekler. Haydi , sizler de buna göre bir şeyler düzenleyin, yoksa bu lig fiyaskoyla sonuçlanacak.
(SÜRECEK)