Bölgesel Amatör Lig 6. Grupta mücadele eden ekibimiz Sorgun Belediyespor, bir türlü özlenen ve beklenen futbolu oynayamıyor.
Geçtiğimiz hafta Zonguldak deplasmanında biraz daha iyi bir futbol oynayan Sorgun Belediyespor, iyi oynadığı maçtan 2-0 yenilgiyle ayrılırken, kendi evinde bu hafta karşılaştığı Akyurt Belediyespor maçında ise çok kötü bir futbola rağmen, maçtan 3 puanla ayrılmasını bildi.
Bu ligde şu takım çok iyi, şu takım çok kötü gibi bir kavramla takımları sınıflandırmak mümkün değil. Tüm takımlar birbirine eşit. Bu ligin yanında profesyonel olan üçüncü lig artık fasa fiso. O ligde ne heyecan var, ne de bu ligde dönen para. Sanırım federasyon da bu konuya ilişkin bazı çalışmalar yapıyormuş. Böyle olunca tüm gözler Bölgesel Amatör Lig’e çevrildi. Peki bu ligde neler oluyor, neler dönüyor dersiniz?
Üçüncü Lig’de mücadele eden takımların tüm deplasman masrafları Türkiye Futbol Federasyonu tarafından karşılanıyor. Kendilerine İddia’dan ve federasyondan ekonomik yardımlar da yapılıyor. Buna rağmen tüm kulüplerin milyonlarca lira borcu var. Bölgesel Amatör Lig’de ise durum biraz farklı. Bu ligdeki takımların %90 nı belediyeler tarafından finanse ediliyor. Buna rağmen, bir üst lige çıkarak kendi yağı ile kavrulmak isteyen BAL ligi takımları, kendilerine göre astronomik rakamlarla oyuncu transfer ediyorlar. Üçüncü Lig’de oynamış ve forma bulamayan, veya halen oynayıp ta kendini profesyonel zanneden bazı oyuncular, Bölgesel Amatör Lig’e transfer olurken, Üçüncü Lig’de alamayacakları paranın iki, üç katını burada istiyorlar. Ne yazık ki, yöneticilerimiz de bir üst lige çıkmak hevesi içinde bu isteklere evet diyorlar. Bunun sonucunda da ister istemez bu ligde mücadele eden takımlar yavaş yavaş borç batağına saplanmak üzereler. Böyle giderse, Bölgesel Amatör Lig 5. yılında borç batağına saplanmış takımların mücadele ettiği bir lig haline gelir. İddia ediyorum, tüm futbol otoriteleri incelesinler, şu an Bölgesel Amatör Lig’de dönen transfer paraları Üçüncü Lig, hatta İkinci Lig’de bile dönmüyor.
MAÇIN YORUMU
Sorgun Belediyespor taraftarına hiç ümit vermiyor. Bu takım bir tuhaf futbol oynuyor. Bloklar arası öyle kopuk ki. Bunu Metin Şentürk bile görür. Kendi sahanda oynuyorsun ve tek forvetle maça başlıyorsun. 70-80 metrede top oynamaya kalkınca, çabuk yoruluyorsun. Bunu herkes gördü 70. dakikadan sonra takımda herkes eli belinde gezmeye başladı. Aykut Sağdan topu alıp tek başına ceza sahasına doğru ilerliyor, taraftar bağırıyor, ‘Haydi oğlum, Yürü Aykut’ diye, bakıyorum, ne ceza sahası içinde ne de yanında yöresinde bizim oyuncu yok. Rakip yarı saha içerisinde Murat var, Hanifi var, Okan var, onlar da aynen bizim gibi Aykut’u seyrediyorlar. Sanki Aykut 3-5 kişiyi çalımlayıp gidip gol atacak. Niçin seyrediyor derseniz, yanıtı gayet açık. Hepsi de yoruldu, bıraksanız, yere yatıp dinlenecekler. Koşarak mı, çok mücadele ederek mi yoruldular, hayır. Kesinlikle hayır. Dedim ya 70-80 metre de top oynamaya kalkarsan böyle çabuk yorulursun.
Bu kötü futbol oynayan takımda tüm yüreğiyle oynayan Serdar’a ayrı bir parantez açmak istiyorum. Her yere koştu. Hatta bir ara seyirci ona, ‘Haydi Serdar sen gol at’ diye bile bağırdı. Serdar’ın haricinde takımın iyileri Serdar, Okan ve kaleci İlker idi.
Alınan bu üç puan gerçekten çok önemli. Sanki yüce tanrı bizi arkamızdan itiyor. ‘Bak, çok kötü oynamanıza rağmen, benim lütfumla 3 puan aldınız. Üstelik rakiplerinizden biri yenildi, ikisi berabere kaldı. Aldığınız bu üç puanla 7. sıradan 4. sıraya çıktınız. Artık gözünüzün önüne bakın. Çok çalışın ve maçlarınızı kendi bileğinizin hakkıyla alın’’ der gibiydi. Attığımız gol ve kazandığımız üç puanın izahını ancak böyle yapabiliyorum.
Ben, hiçbir zaman kötümser olmayı istemiyorum ve kötümser olmamızın da, bu takımı olumsuz etkileyeceğine inanan kişilerden biriyim. Ama oynanan futbola bakınca da, kötümserlik ister istemez yüreğime çörekleniyor. Bakın beyler, biz basın olarak her zaman sizin yanınızdayız. Ancak siz de bizim beklentilerimizi biraz olsun anlayın. Ligin 5. haftası oynanıyor. 5 tane de hazırlık maçı oynadınız. Hala takım yerine oturmadı diye bir mazeret üretmeyin. Adam gibi çalışın, çıkıp takır takır futbolunuzu oynayın, mücadele edin, bizler de sizleri övelim. Sizler gerçekten sahada dolaşıyorsunuz. Bunda hocanın suçu varsa da, sizler de en az onun kadar suçlusunuz. Bu bize bir ihtardır. Haydi artık kendinize gelin.
BİR SAPTAMA
Maçın ikinci yarısı başladı, Rakip takımdan üç oyuncu kale arkasında suni çim üzerinde ısınıyor. Saha gözlemcisi hakemlerin uyarısıyla geldi, oyuncuları çimin dışında ısınmaları için uyardı. Futbolcular, neredeyse gözlemciyi dövecekti. Bu arada hakaretler de ardı ardına geldi. Maçın dördüncü hakemi geldi, o da bu üç oyuncuyu saha dışına çıkarak ısınmaya ikna edemedi ve üç oyuncu aynı şekilde ısınmaya devam etti.
Şimdi haftaya yine evimizde Tosya Belediyespor ile oynayacağız. İnanın bu maç, hepsinden zor geçecek. Çünkü, biz böyle oynadıkça strese giriyoruz, rakiplerimiz ise bundan yararlanıyor. Biz takım olarak iyi futbol oynasak ve oynadığımız futboldan zevk alsak, hem rakiplerimiz bizden ürkecek, hem de kendimize güven gelecek. Haftaya Tosya Belediyespor maçında buluşmak üzere şen ve esen kalınız.