Günlük yazıyoruz, düşüncelerimizi okuyucularımızla paylaşıyoruz. Okumak nasıl bir tutkuysa, yazmak da aynen öyle güzel bir tutku. Hatta bizlerde tutkudan da öte, “Kutlu bir sevda!” diyeceksiniz ki; “Yazsan ne olacak? Kimse okumuyor” Biz öyle düşünmüyoruz bir okuyucuyu bile uyarsak, iyiye güzele yönlendirsek kardır diye düşünüyoruz.
Tebliğ bir metot mu? “Evet” o halde biz tebliğ görevimizi yazarak yapmaya çalışıyoruz. Yazma sevdamızı kim nasıl anlarsa anlasın, vaktimiz olduğu sürece, Allah sağlık sıhhat verdiği sürece yazacağız ve düşüncelerimizi duyarlı okuyucularla paylaşmaya devam edeceğiz.
Bizi sevindiren nedir biliyor musunuz? Yazdıklarımızın okunuyor olmasıdır. Nerden mi biliyoruz? Okuyucularımızdan aldığımız karşı cevaplardan. Bir çok okuyucumuz yolumuzu kesiyor, teşekkür ediyor, şunu da yaz diye öğütte bulunuyor. Doğru yazdıklarımızı onaylıyorlar, katıldıklarını ifade ediyorlar. Bazılarını da eleştiriyorlar, bu düşüncenize katılmıyoruz diyorlar. Hepsine saygımız vardır.
Hem gazete köşemizdeki, hem de internet paylaşım sitelerindeki yazılarımız okunuyor, takip ediliyor. Yorum yazılmıyor diye üzüldüğümüz yazılarımız dahi yüzlerce kişi tarafından takip ediliyor ve okunuyor. Bir yazar için bu sevinilecek konudur, biz de mutlu oluyoruz.
Bazı duyarlı okuyucularımızın satır aralarındaki düşüncelerimizi dahi cımbızla çekip alırcasına eleştirmelerine, yorumlamalarına seviniyoruz, hoşumuza gidiyor. Özellikle bu denli duyarlı okuyucularımıza teşekkür ederiz. Her kesimden okuyucu bulmak, düşünceleri onlarla paylaşmak bizleri mutlu ediyor. Yazdıklarımızı bizimle tartışanlarda oluyor onlara da teşekkür ederiz.
Elbette bazı duygular kişiseldir ve şahıslara göre değişebilir. Bakış açılarımız farklı olabilir, bunları saygıyla karşılarız. Bizim yazdıklarımız tartışılmaz diye bir şey söz konusu değildir. Siyasi farklılıklarımız, yorum farklılıklarımız vardır, buna da saygı duymak insani bir davranıştır.
Üç konuda hassasiyetimiz vardır. Bir, dinime - inancıma hakaret edilmesine tahammül gösteremem ve o kişiye de saygım yoktur. İki devletime, bayrağıma, milletime, tarihime ve şerefime - şahsiyetime hakaret edene saygım olmaz. Tarihimi, bayrağımı, Milletimi Milli-Manevi değerlerimi al aşağı eden haine saygım söz konusu olamaz. Ama o öyle düşünüyor? Yere batsın böyle düşüncesi… Hırsızı, ahlaksızı, vurguncuyu, soyguncuyu öyle düşünüyor diye ona saygı mı duyacağız?
Geçen gün bir cinsi sapkın devreye girdi. Sapkınlığa saygı duymam gerektiğini anlatınca tepem attı. Arkadaşlığını da, düşüncesini de çöp sepetine alıp attım, bir daha beni arama, ahlaksızlığa ve sapkınlığa benim saygım olamaz dedim.
Üçüncüsü mü? O da milli değerlerime saldıran, birlik ve beraberliğimize kasteden, bölücü, yıkıcı gruplarla askere-polise taş atan, silah çeken vatan hainlerine karşı saygım söz konusu olamaz. Diyeceksiniz ki: bunlara herkes karşı. Hayır dostum maalesef herkes karşı değil. Beyinleri bozulan, düşünceleri çalınan, fikir ve hareketleri kötü yolda işleyen o kadar sapık insan türedi ki, hayretler içinde kalıyoruz.
Neyse konuyu dağıtmayalım… Okuyucularımıza teşekkür ediyoruz.  Bizi takip eden, eleştiren, düşüncelerini ifade eden, yorum yazan, karşılaştığında fikrini beyan eden tüm dostlarımıza şükranlarımızı sunuyor. Biz sizler olduğunuz sürece varız. Hay hay, buyurun, emredin sizin düşüncelerinizi de sevgi ve saygı çerçevesinde paylaşalım, yazalım.
Teşekkürler güzel insanlar, teşekkürler dostlar, teşekkürler duyarlı vatandaşlar ve teşekkürler İleri Gazetesi’nin seçkin okuyucuları… Teşekkürler bizi takip eden güzel insanlar, biz de sizleri seviyoruz.