Yıllar önce, Emniyet teşkilatı tüm birimleri ile tarihi Çapanoğlu Büyük Cami üst tarafındaki binada hizmet verirdi.
O yıllarda teknoloji bu kadar gelişmiş olmadığından, herhangi bir vukuatın olup, olmadığını öğrenmek için, saat 24.00 sularında karakolu ziyaret etme ihtiyacı duyardım, mesleğim gereği. Zira saat 23.00 sıralarında ilçelerdeki vukuat raporları da intikal ederdi.
Bir gece karakola uğradığımda, alkolü biraz fazla kaçırmış, 16-18 yaşlarında bir genç nezarethanede tutuluyor, ayılması beklenirken de, polisler sohbet ediyordu.
‘‘Suçu nedir?’’ diye sordum.
Yozgat Belediyesi, Uluslararası E-88 Karayolunun kenarındaki kaldırımları güzelleştirmek üzere bir çevre çalışması yapmıştı. Şimdiki banklar konup, yeşil bir örtü yapılmış, daha çok Fransız ve İngiliz yapımı filmlerde gördüğümüz sokak lambalarına benzer de aydınlatma sistemini monte etmişti.
Verilen yanıta göre, genç bu lambalardan birisini taprip etmiş, ihbar üzerine de karakola alınmış, sorgulaması yapılıp, ayıldıktan sonra da ailesine teslim edilecek.
Şimdi nasıl bilmiyorum ama o yıllarda karakolların o saatlerde demlenen çayı meşhurdur. Çay hazırlanmış, servise başlanmıştı, nezarette tutulan genç de odaya getirilip, çay ikramında bulunuldu.
Sohbete başladık...
‘‘Neden yaptın?’’ diye sordum, ‘‘Seviyorum abi, sen olsan yapmazmısın!’’ diyerek söze başladı, anlattı...
Sevdiğimiz bir kız var, o civarlarda ikamet eden. Bunun görünce camın perdesini sert bir şekilde çekmiş, bu yüzden de arkadaşımız sinirlenip, sokak lambasını tahrip etme ihtiyacı duymuş. Gariptir, kızın bunun sevgisinden de haberdar değil. Belliki gencin sürekli gelip, oradan camlarına bakmasından da rahatsız...
Her ne ise...
Dedim ki, ‘‘Seven insan zarar verir mi?, vermez! Sen böyle çevrene zarar verirsen, seni seven insan bile senden uzak durur, kaçar, korkar...’’
Anlamsız bir mahçubiyet içerisinde, özür diledi. Demli karakol çayını içtikçe de ayıktı...
Sonra gitti...
Daha öncede yazmıştım aynı konuyu. Bu genç ile daha sonra yine karşılaştık, şimdi yine karşılaşıyorumdur ama hatırlamıyorum, kendisi ‘‘ben buyum’’ demediği süre içerisinde.
Nereden çıktı bu konu?...
İl Emniyet Müdürü Sayın Hasan Yılmaz dün ziyaretimize gelmişti. ‘‘Huzur kenti’’ olarak bildiğimiz Yozgat’ta yaşanan bazı olayların önüne geçilmesi noktasında polisiye tedbirlerden ziyade insancıl yaklaşımlarla sorunun kökünü kurutmaya çalıştıklarını, bununda uzun vadede çözümleneceğini bildirdi. ‘‘Ailede sevgi dili’’ isimli projenin de bu doğrultuda hazırlandığını ifade etti.
Yani dedi ki; ‘‘Sorunları sadece polislik mesleği sınırları içerisinde çözmek gibi bir gayretimiz yok, sevgiyle yaklaşarak, insanları topluma kazandıracağız...’’
_______________________________________
MAÇ KRİTİK
_______________________________________
MAÇ KRİTİK
Kimsenin Umurunda Değil!..
Lig bitti, aradan yaklaşık bir ay gibi bir süre geçti.
Ne il yöneticilerinden ne de Yimpaş yöneticilerinden bir ‘‘Tık’’ bile yok.
Buna karşılık, yerel basın gayreti, Yozgatspor’a sahip çıkılması noktasında hergün yazıyor, dedikoduları dahi haber yapıp, ‘‘Acaba birileri tepki verir mi?’’ düşüncesinden hareket ediyor.
Amma velakin, kimsenin umurunda bile değil. Yozgatspor batmış, yok olmuş onların umurunda değil. Yozgat umurlarında değil ki; Yozgatspor umurlarında olsun.
O nedenle de ‘‘Taş’’ cana geldi, ses verdi. Ama bizimkiler, kimisi ‘‘Günü kurtarma’’, kimisi ‘‘Laylaylom’’ peşinde, kimisi ‘‘Rant’’ kimileri de ‘‘kendini kabul ettirme’’ peşinde.
Taraftar tepkiliymiş!...
Nerede?...
Geçtiğimiz günlerde bir basın açıklaması geldi, tüm yerel basında yer buldu, ‘‘Taraftarlar piknikte buluşup, Yozgatspor’un geleceğini masaya yatıracaklar’’ diye.
İyi düşünülmüş bir organizasyon olmasına karşılık, amaca ulaşılamadı. Taraftar adına yapılan açıklama havada kaldı.
Eğer böyle bir organizasyon hayata geçirilmiş olsaydı, denildiği gibi taraftarlar organize olup çamlıkta piknik yapıp, Yozgatspor’u tartışarak, geleceğini konuşarak, sahiplendiklerini ortaya koymuş olsalardı, o zaman en azından siyasi bir rant peşinde olanları harekete geçirirlerdi.
Yozgatspor’a sahip çıkmak, Yozgatspor’u belirli noktalara taşımak isteyen birden fazla isim var, bunu bende biliyorum.
Ancak, bu isimler ortaya çıkmaktan çekiniyor, ‘‘Kendi kendine gelin güvey oluyor’’ denilmesinden endişe duydukları için.
Zira, kulübün sahibi Yimpaş Holding. Holding Başkanı Dursun Uyar yurt dışında ve bu konulara zaman ayırabilecek durumda değil. Çevresindeki isimler, Yozgatspor ile ilgili Dursun Uyar’a rağmen bir karar verme pozisyonunda değiller.
O yüzden Yozgatspor ile ilgili konu sürencemede bırakılıyor. Bu dünde böyle oldu, bugünde böyle, eğer yeni bir yapılanma olmazsa bundan sonra da böyle olacak, olmakla kalmayacak Yozgatspor diye bir takım liglerde yer almayacak.
O nedenle Yozgatspor ile ilgili konunun geleceğe dönük olarak yeniden yapılandırılması gerekiyor. Bu yapılandırmanın da il yönetimi tarafından gerçekleştirilmesi, onların öncülüğünde bir çalışma yapılması lazım. Aksi takdirde bu durum içerisinden çıkılmaz bir hal alır.
Yozgat’ın tanıtımında ayna görevini yapmakta olan Yozgatspor’un yok olması demek, bu durumlara düşmesi demek, Yozgat’ın da daha da geriye gitmesi anlamına gelmektedir.
O yüzdendir ki siyasilerin de devreye girmesi suretiyle sorunun çözüme kavuşturulması, sağlam bir altyapıya kavuşturulması gerekir.
Yozgatspor’un kurtuluşu samimiyetle yaklaşılması ile mümkündür. Bunun yanında Yozgatspor’un gerekliliğine inanılması da kaçınılmazdır. Eğer bunlar yoksa Yozgatspor’un varolup, olmaması bir anlam ifade etmez. Yozgat hepimizin, Yozgatspor’da öyle. Ama bugün tüm bunları bir kenara itip, Yozgat’ı da Yozgatspor’u da birilerinin malı olarak görmeye başlar, bununla da kalmaz bunu hayata geçirirsek, o zaman bir adım ileri gidemeyiz.