Gidişat hiç iyi değil. Gerçekten bir çöküş içerisindeyiz ve dışarıdan hiçbir müdahale yapmamız söz konusu değil.
Bu hafta sonu Pazar günü Çorum Belediyespor ile deplasmanda karşılaşacağız. Ancak ben bu maça gidemeyecektim. Yalnız, bir yıl önce Yozgat Amatör Küme’de şampiyon olduğumuz yılda, bu takımla kendi sahalarında bir hazırlık karşılaşması yapmış ve 2-1 yenilmiştik. Ben o maçı Çorum Belediyespor yöneticileri ile birlikte izlemiş ve hem Çorum Belediyespor’un, hem de Sorgun Belediyespor’un elemelerde başarılı olamayacağını söylemiştim. Bunu söylediğimde yanımda bulunan Çorum Belediyespor Başkanı bana gülmüş ve elemelerden çıkıp üçüncü lige yükseleceklerini belirtmişti. Bu arada bizde 10 numara oynayan Mesut’u da çok beğendiğini belirterek, bu oyuncuyu alabileceklerini de ifade etmişti. Çorum Belediyespor yöneticileri bizi çok iyi ağırlamış, tüm takım oyuncuları ile birlikte bir restaurantta yemek yemişlerdi. Çorum’dan ayrılırken bir birimize destek olacağımıza söz vermiştik. Ne onlar gruplardan çıkabildiler, ne biz. 
Kader bizi bu kez aynı ligde resmi bir maçta karşı karşıya getirdi. 
Ben bu maçı izlemeye gitmedim. Ancak Çorum Belediyespor’un sitesinden izlediğim kadarıyla ne takımımız iyi bir futbol oynamış, ne de kalecimiz Alptekin. Bu maç bir hezimetti ve 4-0 yenilmiştik.
Hele hele Alptekin’in yediği gollerin video görüntülerini izleyince anladım ki, artık acilen bir şeyler yapılmalı, ara transfer sezonunda birkaç iyi transfer yapılmalı, alınacak iyi birkaç oyuncuyla bu sezonu kurtarılmalıydı. Transfer sezonu olmadığı için eldeki oyuncularla ilk yarıyı en az hasarla kapatmak zorundaydık.  Bu düşünceler doğrultusunda eldeki oyuncuları da pof poflayarak ilk yarının sonuna kadar tüm kaprisleri sineye çekerek toplayabildiğimiz kadar puan toplamak en büyük hedefimiz olmalıydı. Öyle de oldu. Daha doğrusu yönetim bu kaprisleri çekmek zorunda kaldı. 
Hiçbir şey iyi gitmiyordu. Ligde 5. haftaya gelmiştik hala bir puanımız vardı. Ne iyi bir futbol oynuyor, ne galibiyet alıyor, ne de geleceği ilişkin ümit veren bir takım görüntüsü çizmiyorduk. 
Zaman Zaman arkadaşım Halit ile antrenmanları izlemeye gidiyor, yapılan antrenmanlarda oyuncuların hiç de iyi bir performans içinde olmadıklarını izliyorduk. 
Sanki Murat Hoca’da artık yorulmuş, ümidini yitirmiş, bu işin iyiye gitmediğini anlamış gibiydi. Bu duygularla takımı çalıştırıyor, böyle olunca da takımın çalışma temposunun bu ligi kaldıracak güçte olmadığı gün gibi ortaya çıkıyordu. 
Aslında Murat Gözübüyük gerçekten Sorgun’da futbol, hentbol, atletizm, basketbol, voleybol ve buna benzer bir çok dalda büyük hizmetler yapmış bir spor adamıdır. Özellikle futbol ve hentbolda Sorgun’a kazandırdıkları kelimelerle anlatılamaz. Kimse onun Sorgun’da spora verdiği katkıyı bir yana bırakarak Sorgun Belediyespor’un başından ayrılmasını istemezdi. Ancak sevgili kardeşim Murat onurlu bir davranış örneği göstererek Çorum Belediyespor maçında alınan 4-0 lık yenilginin ardından bir çok kesim Murat Hoca’nın istifa etmesini bekliyordu ama etmedi.
Bir sonraki hafta Erbaa ile kendi sahamızda oynayacaktık. Erbaa’nın çok iyi bir kadrosu vardı. Bir zamanlar Fenerbahçe’de forma giyen Kaleci Habip Erbaa’da oynuyordu. Diğer oyuncuları da gerçekten iyi futbolculardı ve şampiyonluk kovalıyorlardı.
Erbaa maçından yarım saat önce stada gittim. Aldığımız kötü sonuçlara rağmen gene de tribünler dolu sayılırdı. Takımlar sahaya çıkmış ısınıyordu. Ancak, görüntü hiç de maçtan ümitli olduklarını göstermiyordu. Öyle de oldu. O maçı da maalesef 4-1 gibi açık farkla kaybettik.
Ben akşam Kaymakamımız Sayın Levent Kılıç’ı arayarak bir şeyler yapmamız gerektiğini söyledim. Kaymakam Bey’ de bu görüşlerimi olumlu karşıladı ama kendisinin bu konuda herhangi bir müdahalesinin olamayacağını, yine de kendisine düşen bir şey olursa yapmaya hazır olduğunu belirtti.
(Sürecek)