Bilenler bilir.
Eskiden Ticaret Meslek Lisesi’nde daktilo dersleri varmış.
Öğrencilere çatır çatır sesler arasında daktilo öğretirlermiş.
Bizde o okuldan mezun olduk.
Ama bizim dönemimizde daktilo yerini çoktan klavyeye bırakmıştı.
Herkesin ‘q’ dilinde klavye kullandığı bir dönemde, biz ‘f’ klavye kullandık.
Hocalarımız bize hızlı yazmanın eğitimini de verince süratın dik alasını yapmaya başladık.
Bazıları bizi yazı yazarken görünce hayrete düşüp ‘çatır çatır yazıyor’ tabirini kullanır.
Dünde yine öyle oldu.
Gazetede bilgisayar başında haber yazarken bir abi şaşkınlığını gizleyemedi.
Çünkü hem kendisiyle sohbet ediyor, hem ekrana bakmadan aktardığı bilgileri yazıyordum.
Sonra bu kadar hızlı yazdığımı görünce ‘senden süper katip olur’ dedi.
Bende cevap olarak ‘benden katip falan olmaz, çünkü ben hiç FETÖ’cü olmadım’ diyerek cevap verdim.
***
Başta da ifade ettiğim gibi Ticaret Lisesi mezunu olunca Adalet Bakanlığı’nın açmış olduğu ‘Zabıt Katipliği’ sınavlarına her sene başvuru yaptık.
Farklı vilayetlerin adliyelerine giderek sınavlara girdik.
Devlet memuru olabilmek ve bir ekmek bulabilmek adına çabaladık durduk.
Girdiğimiz birçok sınavda da uygulama sınavlarında başarı elde ettik.
Ayrıca o dönem tarihe merakımız olduğundan, mülakatlarda sorulan basit tarih sorularına da hep doğru yanıtlar verdik.
Ama bir türlü katipliğe kabul edilmedik!
O dönem bizim yerimize hep FETÖ mensubu isimler alındı.
Adalet Bakanlığı’nın UYAP sistemi bu FETÖ mensubu isimlere emanet edildi.
***
Mesela Kayseri Adliyesi’ne Yozgat’tan, Niğde’den, Nevşehir’den çok sayıda gariban isim gelmişti sınav için.
Herkes bir umut diyerek başvuru yapıyor ve devlet memuru olmaya çabalıyordu.
Ama herkesin hevesi kursağında kalıyordu.
Adliye koridorlarında ve bekleme odalarında bir köşeye sinmiş sinsi tipler hep mülakatları kazanarak ayrılıyordu.
Bu sinsi tipler ne bir sınav heyecanı yaşıyordu, nede sınav için çalışma gayreti güdüyordu.
Ama açıklanan listelerde hepsinin isimleri yer alıyordu.
***
15 Temmuz’dan sonra bazı isimlerin ihraç edildiğini bizzat gördüm.
Bana gelince ben bir süre sonra açılan sınavlara müracaat dahi etmedim.
Hevesim, umudum ve sınavlara olan güven duygum yerle bir olmuştu.
Bir süre ayakkabıcı yanında ayakkabı sattım.
Sonra hep içimde yaşattığım yazma tutkusuyla gazeteciliğe başladım.
Yaklaşık dört yıldır acizane, kendi çapımda yazmaya devam ediyorum.
Şu saatten sonra ne katip olurum, ne memur.
Bana düşen bundan sonra gazete sütunlarında yazmaktır.
FETÖ gibi hainleri, haksızlıkları, yanlışları,
Güzellikleri, mutlulukları, doğruları…
Şu saatten sonra benden katip falan olmaz abi.
Haydi selametle…
DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN
*Şimdiden sosyal medyada başlayan ‘evet’, ‘hayır’ kavgalarını.
*Hayat pahalılığıyla mücadele edip, referandumla ilgilenmeyen vatandaşları.