Böylece, 1 Mayıs 2004 tarihinden önce çözüme ulaşılması ve AB’ne birleşmiş bir Kıbrıs’ın katılımı hedeflendi.
GKRY 1 Mayıs 2004 tarihinde, “Kıbrıs Cumhuriyeti” adı altında AB’ne tam üye oldu. Türkiye tarafında aynı gün yapılan açıklamada, AB’ne katılacak olan Rumların, Kıbrıs Türklerini veya Kıbrıs’ın tamamını temsil etmeye yetkili olmadıkları, eşit statüye sahip Kıbrıs Türkleri veya Kıbrıs Adası’nın tamamı üzerinde yetki veya egemenliklerinin bulunmadığını, “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin Kıbrıs Türklerine zorla empoze edilemeyeceğini, kendi anayasal düzenleri altında ve kendi sınırları içerisinde örgütlenmiş bulunan Rumların, Kıbrıs Türklerini veya Kıbrıs’ın tamamını temsil eden yasal hükümet olarak kabul edilemeyeceği açıklandı.
Kıbrıs Türklerinin, kendi ülke sınırları ve anayasal düzenleri içerisinde örgütlenmiş bir halk olarak, hükümet etme yetkisini ve egemenliklerini kullanmakta oldukları, bu çerçevede Türkiye’nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya devam edeceği ve Güney Kıbrıs’ın AB’ne girişinin Türkiye’nin 1960 Anlaşmalarına dayanan Kıbrıs üzerindeki hak ve yükümlülüklerine hiçbir şekilde haleldar edemeyeceği ifade edildi.
Rum tarafı ısrarla Kilise mallarını gündeme getirirken, Türk tarafı Ada’nın en verimli ve stratejik topraklarını kapsayan mülhak Vakıf malları konusunu açık bir biçimde müzakere konusu etmekten kaçındı.
Müzakere heyeti bu konunun daha sonra Taşınmaz Mal Komisyonu ile çözülebileceği inancını dile getirdi. Ancak her iki taraftan ikişer kişinin katılımı ile dört kişiden oluşacak komisyonun alacağı kararlarda eşitlik durumunda devreye sokulacak yabancı üye ile birlikte kararın yabancı üyenin reyi yönünde alınması istenildi.
İngilizler’in haksız bir biçimde el koyarak Rumlar’a verdiği mülhak Vakıf arazilerinden kaynaklı haklarımızı almadan böylesi bir maddi yükümlülük altına girmek KKTC ve dolayısıyla Türkiye’yi bir anlamda alacağı varken borçlu durumuna düşürecekti. KKTC Maliye Bakanı Sayın Serdar Denktaş ise müzakerelerin bu şekilde sonuçlanması halinde, Türklerin Ada’da “Avantajlı Azınlık” durumuna düşeceğini belirtiyor.
Türkiye ve KKTC, garantörlük sisteminin sürmesini ve adada belli sayıda Türk askerinin kalmasını istiyor. Ancak bu iki isteğe de Yunanistan ve Rum tarafı karşı çıkıyor. Askerimizin tamamen çekilmesini ve garantörlük sisteminin de kalkmasını istiyorlar. “Güvenlik ve garanti” düzenlemesi devam etmezse Kıbrıslı Türklerin işi zor. Bunun devam etmesi şart.
Nitekim Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da bunun bir ‘gereklilik’ olduğuna işaret ediyor. Çavuşoğlu, Kıbrıs’ta yeni ortaklığın, BM parametreleri olan, iki kesimlilik, iki toplumluluk, siyasi eşitlik, eşit statüde iki kurucu devlet üzerine bina edileceğine de dikkat çekiyor.
BM’nin çiçeği burnunda Genel Sekreteri Guterres son buluşma sonrasında iki lideri de yanına alarak zirveyi değerlendirdi. Açılış oturumlarının aşırı derece yapıcı olduğunun altını çizdi. Konferansın tekrar toplanacağını söyledi, kamuoyuna hemen çözüm beklenmemesi mesajı verdi. (Devam Edecek)