Şekerpınar denildiğinde herkes, Yozgat'ın bir mahallesi olarak düşünür. Çatak ve Tuzkaya Mahallerinin İstiklal Lisesi önünden geçen yoldan yana ikamet edenler, ''Hangi mahalledensin?'' sorusuna ''Şekerpınar'' diye yanıt verir.  Bilen bilir, Şekerpınar'ın mahalle değil, sadece pınarın yer aldığı bölgenin adı olduğunu.
Şekerpınar, Yozgat'ın en eski yerleşim alanlarından birisi. İpek Yolu üzerinde bulunan Şekerpınar, Tuzkaya Mahallesi ile Çatak Mahallesi arasına sıkışmış bölgede bulunan ve 1266 yılında yapılan pınarın ismidir. Tarihi olaylara şahitlik yapan Şekerpınar ismi bugüne kadar neden resmi kayıt altına alınmamıştır, bilemiyorum. Ancak, Şekerpınarın ismine yazılı hiç bir belgede rastlamak da mümkün değil. Üzerinde bulunan iki ayrı kitabe de olmasa, Şekerpınar'ın tarihçesini, öyküsünü bilmek mümkün olmayacak. Bu yüzden de gün gelecek, ''Bir zamanlar burada bir pınar vardı!'' diye söz edilecek.
Kaynağı, şimdiki cezaevi'ne gidilen yolun karşı yamacında bulunan dağlardan gelen, iki ayrı deposu bulunan Şekerpınar'ın büyük bir deposu mevcut. Dağlardan cazibe ile getirilen su, depoda toplanır, oradan da iki ayrı kurnasından akar. Kitabesinde ''İçenlerin şifa bulması'' dileğinde bulunulan Şekerpınar'ın bu su deposu, bitişiğinde yeralan binanın bahçe kısmındadır. Depo, mahalle sakinleri tarafından temizlenir. Temizlik yapıldığı dönemlerde su içilmesi engellenir.
Tatlı bir suyu bulunan Şeker-pınar'ın zaman içerisinde sarı taştan yapılı duvarı yıpranmıştır. Hatta üzeri boyanmak suretiyle farklı bir görüntü oluşturulmuş durumda. Tescilli yapılar arasında bulunmuyor. Bu nedenle de korunması gibi bir yaptırım yok. Tarihi özelliğe sahip olmayan bu tarihi yapı giderek özelliğini yitiriyor. Şifalı sulara sahip bu pınar şimdilerde daha çok çamaşır, bulaşık, otomobil yıkamada kullanılıyor.
Yapmış oluğum araştırmada, sefere çıkacak olan askerler, Şekerpınar'ın ön kısmında bulunan alanda toplanıp, abdest alırken, atları da akmakta olan havuzun suyundan içerlermiş. Tolcu halde Cuma namazı kılan askerler, Şekerpınar'ın soğuk suyundan şifa niyetine içip, atına atladığı gibi dörtnala sefere gidermiş. Dönüldüğünde de yine Şekerpınarın o soğuk suyundan içmeden, ellerini yüzlerini bu pınardan yıkamadan evlerine gitmezlermiş.
Öykü böyle ama yaşanmış öyküleri de vardır Şekerpınar'ın. Gelinlik kızlar Şekerpınar'a su dolmaya gider, sırasının gelmesini beklerken, kızı görmeye gelen delikanlı, gözüne kestirdiği güzel kızdan, ''Allah rızası için'' diyerek, bir tas su ister,  karşılık bulması, yani suyu vermesi halinde de kızın kendisini beğendiği işaretini alıp, büyüklerini kızın ailesine istetmek için gönderirmiş.
Böylesine önemli bir mekan olmasına karşılık bugüne kadar araştırmacılar tarafından da gözardı edilen Şekerpınar'ın yok olmadan koruma altına alınması, en kısa zamanda da halkın adlandırdığı ''Şekerpınar'' isminin oluşturulacak mahalleye verilmesi gerekir, diye düşünüyorum.