Tatlıya olan ihtiyacın iftara doğru tavan yaptığı uzun yaz günlerinde sütlü tatlıların tüketilmesi uzmanların tavsiyeleri arasında. Nasıl ki her şeyin azı karar, çoğu zarar, ortası yararsa bu paralelde duruma bakıldığında bilinçli ve kararında tatlı tüketimi en sağlıklı olanı.
Tatlı demişken say say bitmeyecek türde hamurlusu, irmiklisi, cevizlisi, fındıklısı, antep fıstıklısı, pekmezlisi, sütlüsü, peynirlisi, çikolatası, kaymaklısı, kremalısı, kakaolusu, meyvelisi, şerbetlisi ve de tavuklusu vb. olan dayanılmaz tatlılarımızın hazırlanışları, sunumları, tüketim şekilleri bu mübarek ayda dillerden düşmüyor.
***
SERMAYE, KAR

Anneanneler, babaanneler zaman zaman torunlarına bakmakla görevlendirilebilir. Çocuklara göz kulak olmaları  istenebilir. Sonuçta yavrusunun yavrusu kendilerine güvenilerek emanet edilmiştir. Büyükanne büyükbaba olanlar, "Evlat sermaye ise torun kar " derler.
***
TARLADAN, BAHÇEDEN
Bugünlerde pazar satıcılarının bahçeden, tarladan demeleri alıcılar için yeterli geliyor. Sebze meyvenin mevsimi ve herşey bol.
Pazar servisi olarak ücretsiz hizmet veren otobüslerin üzerinde "Ayşe teyzeler, Fatma ablalar, Hasan amcalar, Ahmet dayılar mutlu alışverişler, haydi pazara" diye yazıyor.
Sürücünün tam arkasındaki panoda da Pazarcılar Odası başkanının resmi, adı ve soyadının yer aldığı şikayet hattı olan telefon numarası bulunuyor.
***
Üç dört yaşlarında kız çocuğu, yanındaki kadının elinden tutarak kaldırımın yola bakan kısmında olmaması gereken yerde yürüyordu. Yetişkinin yürüme temposuna ayak uyduramayınca yere düşen kız çocuğu, anında toparlanıp ağlayıp sızlamadan ayağa kalktı.  Bu esnada da "lay la lay la lay la"  derken yanındakinin hiçbir şey umurunda değildi.
Teşbihte hata olmasın.
Bu tür kutsal sorumluluklar da genellikle babaannelerin baktıkları torunlara "Seni dövüyorlar mı?" türünden sorular çocuğa yöneltilir. Çocuklarla dört dörtlük ilgilenen bakıcılar, büyükanneler de yok değildir. Hepsini bir teraziye koymak onlara haksızlık olur.
Kimi büyükler de, ebeveyni çocuğun yanından gider gitmez torunuyla başbaşa kaldığında bağırıp çağırabilir. Onunla da yetinmez bildiği tüm ağza alınmayacak lafları ufacık çocuğa sayıp dökebilir. Çocuğa acımasızca davranabilir. Çocuk kendini ifade edemeyecek yaşlarda ise vah ki ne vah...
Torununa tuvalet eğitimi verirken yanmış kibritin ucunu torununun bacağına cahilce değiren bir babaanne,  torununun kulaklarını bildiğimiz yorgan iğnesiyle ilkelce delen bir anneanne bilirim. Buna benzer daha neler neler...
Bakıcılar yerine torunların emanet edildiği tercihli büyükler ya da ak saçlılar vicdanlı, merhametli, sevgi dolu, güvenilir, istekli, bilinçli, sorumluluklarının farkında iseler eyvallah.  Ama unutulmaması gereken bir şey vardır. Hiç bir şey görüldüğü olmayabilir ama olabilir de.
Bunu bilir, bunu söylerim.